İZMIR

Güç, iktidara yüklendi: Piliniz bitti, gidiyorsunuz

Türkiye’nin yönetilemediğini ifade eden Çağatay Güç, artan hayat pahalılığı, barınma krizi ve kentsel dönüşüm başlıklarında merkezi hükümeti hedef alarak; “Piliniz bitti, gidiyorsunuz” ifadelerini kullandı

Berkay Erden - Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, partisinin İzmir il binasında basın mensupları ile bir araya gelerek gündeme dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. İl yöneticilerinin de yer aldığı basın toplantısında sadece İzmir’i konuşmayacaklarını belirten Güç, ekonomik çöküşe dikkat çekti. Merkezi hükümetin ekonomi politikalarını eleştiren Güç, hayat pahalılığının toplumun tüm kesimlerini derinden etkilediğini ifade etti. Enflasyonun alım gücünü erittiğini, ücretlerin daha yılın ilk aylarında değer kaybettiğini belirten Güç, özellikle emekliler, asgari ücretliler ve gençler açısından tablonun ağırlaştığını söyledi. Güç, artan kira fiyatlarına dikkat çekerek büyükşehirlerde barınmanın dahi zorlaştığını vurguladı.

BARINMAK BİLE İMKANSIZ HALE GELDİ

Emekli, asgari ücretli ve diğer çalışanların yoksulluk çektiğini söyleyen Güç, “Bugün konuşacağımız başlıklar sadece İzmir’le ilgili değil. Bugün burada, Türkiye’nin neden bu noktaya geldiğini, bu ağır tabloya nasıl sürüklendiğini ve neden artık köklü bir değişime ihtiyaç duyduğunu konuşmak için buluştuk. Çünkü mesele yerel bir tartışma değil. Mesele bir polemik değil. Mesele, Türkiye’nin içine sürüklendiği büyük ekonomik ve sosyolojik çöküştür. Mesele bu ülkenin yönetilememesidir. Türkiye tarihinin en ağır ekonomik darboğazlarından birini yaşıyor. Enflasyon artık sadece ekonomik bir kavram değil; halkın sağlığını, ruh halini, aile düzenini bozan bir virüse dönüşmüş durumda. Bu virüs bütün toplumu sarstı, kırdı geçti. Asgari ücret, Türkiye’de ilk kez açlık sınırının altında kaldı. Bu, bir istatistik değil; milyonlarca insanın yaşadığı bir gerçektir. Emekli maaşları ise inanılır gibi değil. Kiraların 25–30 bin lira bandına çıktığı şehirlerde bu ücretlerle bırakın geçinmeyi, barınmak bile mümkün değil. Ücretler daha yılın ilk aylarında enflasyondan eriyor. Maaşlar cebe girdiği gün değer kaybediyor. Gençler zaten umudunu kesmiş durumda. Gelecek hayali kuramıyorlar. Diploma var ama iş yok. Çalışma var ama güvence yok. Esnaf zor durumda. Çiftçi zor durumda. İhracatçı kur baskısından zor durumda. Sanayici artan maliyetlerden zor durumda. İzmir’i eleştirmek bu kadar kolay ve İzmir’de madem bu kadar sorun varsa, 2026 bütçesinde AK PARTİ Hükümeti olarak İzmir’e somut tek bir büyük yatırım koymadan konuşmak toplum için ne anlam ifade ediyor? Koca bir hiç. Ülkenin hiçbir yerine gerçek anlamda yeni, sürdürülebilir ve üretim odaklı yatırım yapmayan bir anlayış; çıkıp İzmir’e belediyecilik dersi veremez. Kendi belediyelerinizin de ne durumda olduğunu görüyoruz. İflas ettiniz. AK PARTİ belediyelerinin çalışanları kıvranıyor, ama insanları korkutarak susturuyorsunuz. Bu millet artık kimin çalıştığını, kimin boş konuştuğunu görüyor. Bugün Türkiye’de asıl sorun şudur: Halk geçinemiyor. Gençler umutsuz. Emekliler kırgın. Çalışanlar yorgun. Toplum mutsuz. Bu ülkede yaşam standardı düştü. İnsanlar artık geleceğe güvenle bakamıyor. Bu bir siyasi tercih meselesidir. Bu bir yönetim meselesidir. Bu bir beceriksizlik meselesidir. Bu ülke bu tabloyu hak etmiyor. Asla hak etmiyor” şeklinde konuştu.

KENDİ BECERİKSİZLİKLERİNİ GİZLEMEK İÇİN BELEDİYELERE YÜKLENİYORLAR

AK Parti iktidarının ülke yönetiminde gösterdiği kötü yönetimi gizlemek adına CHP’li belediyelere yüklendiğini söyleyen Güç, “Bu tablo tesadüf değil. Bu ülkenin bir planlaması yok. Bir ekonomi programı yok. Bir üretim stratejisi yok. Liyakatlı kadrolar yok. Yok, yok, yok… Günü kurtarmaya çalışan, sorunu erteleyen, gerçeklerle yüzleşmeyen beceriksiz bir yönetim anlayışı var. Ve bunun bedelini millet ödüyor. Ekonomide güven kalmamıştır. Devletin planlama refleksi zayıflamıştır. Kurumlar niteliksiz kişisel inisiyatiflere indirgenmiştir. Ve bütün bu büyük sosyolojik ve ekonomik çöküşe neden olanlar, ekonomiyi düzeltemeyenler, halkın sofrasını büyütemeyenler, gençlere umut veremeyenler, kendi beceriksizliklerinin üstünü örtmek için ne yapıyorlar biliyor musunuz? Cumhuriyet Halk Partili belediyelerimize yükleniyorlar. Bu kadar basit siyaset yapan bir anlayışla karşı karşıyayız. Çünkü bizim belediyelerimiz halka dokunuyor. Halkın talebini dinliyor. İhtiyacı görüyor. Çözüm üretiyor. İşte bu onları rahatsız ediyor. Belediyelerimizi mali olarak zor durumda bırakmaya çalışıyorlar. Projelerimizi engellemeye çalışıyorlar. Kredileri bekletiyorlar. Yetmiyor, belediye başkanlarımızı insafsızca, vicdansızca hedef alıyorlar. Peki neden? Nedeni çok açık. Çünkü belediyelerimiz çok kıymetli işlere imza atıyor. Çünkü halk nezdinde güven kazanıyor. Çünkü sosyal belediyeciliğin ne demek olduğunu gösteriyor. Çünkü halkımız CHP belediyelerimizi seviyor ve artık her sorunu belediyelerin çözeceğine inanıyor. Ve buna engel olabilmek için AK PARTİ’nin siyasetçileri ve bürokrasisi her yolu deniyorlar. Ama şunu herkes bilsin: Bu yöntemler bizi yıldırmaz. Cumhuriyet Halk Partili hiçbir neferi korkutmaz. Hiçbir belediye başkanımızı geri adım attırmaz. Şimdi dönüp İzmir’i hedef alıyorlar. İzmir üzerinden siyaset üretmeye çalışıyorlar. Soruyorum: Bu ülkenin ekonomisini siz yönetmiyor musunuz? Merkez Bankası sizin elinizde değil mi? Hazine sizin elinizde değil mi? Bütçeyi siz yapmıyor musunuz? O zaman neden Türkiye bu halde” dedi.

POLEMİK DEĞİL PLANLAMA

İktidarın İzmir’e gerekli yatırımı yapmadığını dile getiren Güç, “Gelelim yerel konulara. Gerçekten şaşkınlık içerisindeyiz. İzmir’de hiçbir somut katkı üretmeyen, hiçbir projeye destek vermeyen, sadece eleştiri üzerinden siyaset yapan bir anlayışla karşı karşıyayız. Sürekli negatif siyaset. Sürekli suçlama. Sürekli algı yönetme çabası. Ama ortada katkı yok. Bir şehir için siyaset yapıyorsanız, o şehre değer katmanız gerekir. Projeye destek olmanız gerekir. Kaynak üretmeniz gerekir. Şantiye alanlarında fotoğraf çektirerek, sosyal medyada sürekli video paylaşarak siyaset yapılmaz. Akıl vermekle, uzaktan konuşmakla, teknik süreçlere müdahil olmadan yorum yapmakla bu işler çözülmez. Bilmediğiniz, teknik altyapı gerektiren konular hakkında sürekli negatif siyaset üretmek, çözüm değildir. Bu meseleler mühendislik, planlama ve finansman gerektiren konulardır. Sosyal medya diliyle değil, teknik bilgi ve kurumsal ciddiyetle yürütülür. Toplum her şeyi görüyor. Halkımız sizin içinizdeki kötülüğü görüyor. Art niyetinizi görüyor. Kimin çözüm ürettiğini de görüyor, kimin sadece eleştirdiğini de görüyor. Bu işler polemikle değil, planlamayla çözülür. Algıyla değil, kaynakla çözülür. Sloganla değil, icraatla çözülür. Bu şehir sosyal medya üzerinden değil, sahada çalışan kadrolarla yönetiliyor. Bu ne basitlik. Bizim belediyelerimizin teknik kadroları var. Uzman bürokrasisi var. Planlama birimleri var. Mühendisleri, şehir plancıları, mali uzmanları var. Sorun teknik bilgi eksikliği değil. Sorun mali kaynak eksikliğidir. Ve o mali kaynağı zorlaştıran da merkezi hükümettir. Çözemeyen biz değiliz. Bu ülkenin ekonomisini çözemeyen sizsiniz. Belediyeleri mali baskı altına alan sizsiniz. 23 yılda ülkeyi iflas ettiren sizsiniz. Şimdi dağları, tarlaları, arsaları, binaları, köprüleri, yolları, millete dair ne varsa satmaya, yok pahasına satmaya çalışan sizsiniz” ifadelerini kullandı.

KENTSEL DÖNÜŞÜM EKONOMİK GÜÇ İLE MÜMKÜN

Şehrin rahatlaması ve kentsel dönüşümün mümkün olması için vatandaşın belli bir ekonomik güce sahip olması gerektiğini vurgulayan Güç, “Ama buna rağmen ne yapıyoruz? Her konuşmamda tekrar ediyorum. Çünkü hafızalara kazınsın istiyorum. Belediyelerimiz; öğrencilere sıcak yemek veriyor, sabah işe giden emekçilere çorba dağıtıyor, okulların boya, badana ve tamiratını yapıyor, okullara temizlik malzemesi sağlıyor, camileri temizliyor, yaşlılara evde bakım hizmeti veriyor, hastaları hastanelere ulaştırıyor, kent lokantaları açarak dar gelirliye uygun fiyatlı yemek sunuyor, aşevleriyle binlerce aileye sıcak yemek ulaştırıyor, erzak desteği sağlıyor, gençlik merkezleri ve spor tesisleri açıyor, park yapıyor, yol yapıyor, alt geçit yapıyor. Bütün bunları biz yapıyoruz. CHP Belediyeleri yapıyor. Şevkle, istekle, heyecanla yapıyoruz. Ama siz şehri beğenmiyorsunuz. Kardeşim, bu şehrin gerçek anlamda rahatlaması için ülke ekonomisinin düzelmesi gerekiyor. Bunu da yapacak olan sizdiniz ama onu da beceremediniz. Piliniz bitti, gidiyorsunuz. Kentsel dönüşüm diyorsunuz. Kentsel dönüşümün yapılabilmesi için vatandaşın ekonomik gücü olması gerekiyor. İnsanlar evini dönüştürmek için finansmana erişebilmeli. Krediye ulaşabilmeli, ulaştığı krediyi ödeyebilmeli. Geleceğine güvenebilmelidir. Ama siz insanlarda umudu öldürdünüz. İnsanların ne ev alacak ne de ev tutacak gücü kaldı. Tükettiniz. Bugün insanlar normal hayatını sürdüremiyor. Kirasını ödeyemiyor. Faturasını ödeyemiyor. Bu koşullarda kentsel dönüşümden söz etmek kolay ama gerçekçi değil” diye konuştu.

CHP’Lİ BELEİDYELER OLAMASA TABLO DAHA AĞIR OLURDU

Halk için çalışan CHP’li belediyeler olmasa vatandaşın daha zor zamanlardan geçeceğini belirten Güç, CHP’li belediyelerin mallarına çöküldüğünü ifade etti. Ülke geleceğinin satış politikasıyla şekillenemeyeceğini dile getiren Güç, “Şunu açıkça söyleyelim: Belediyeler olmasa, bu sosyal destekler olmasa, bugün birçok aile çok daha ağır bir tabloyla karşı karşıya kalırdı. Bu bir gerçektir. İyi ki CHP’li belediyelerimiz var. İyi ki belediyelerimiz canla başla çalışıyor. Halkımızın sorunlarına anında çözüm üretiyor. Biz katkı sunmaya hazırız. Ama siz de katkı sunmak zorundasınız. Siyaset polemik üretme yeri değildir. Siyaset çözüm üretme yeridir. Bu şehre gerçekten hizmet etmek istiyorsanız; engel olmayın. Kaynak sağlayın. Projelerin önünü açın. Halkımızın sorunlarına merkezi bütçeden çözümler getirin. Engel olmayın. İzmirlinin sorunlarına gerçekten çözüm olacak önerileri üretin, çareler arayın. Ama siz ne yapıyorsunuz? Belediyelerin taşınmazlarına göz dikiyorsunuz. Vakıflar ve çeşitli yapılar üzerinden belediye mülkiyetine müdahale etmeye çalışıyorsunuz. Üstelik üzerinde Atatürk imzalı belgeler bulunan, tarihsel ve hukuki değeri açık olan alanlar üzerinden bunu yapıyorsunuz. Bu yaklaşım kabul edilemez. Oysa vakıfların üzerinde restorasyon bekleyen, rekonstrüksiyon bekleyen onlarca atıl yapı var. Oralara yatırım yapmak yerine mevcut kamu mülklerini hedef alıyorsunuz. Niyetiniz kötü çünkü. Niyetiniz yapılanı bozmak. Bu nasıl bir anlayıştır? Hadi bunu da geçtik. Hukuken kazanacağız. Limanların Varlık Fonu üzerinden satışa çıkarılması ne demektir? Bu ülkenin stratejik varlıklarını elden çıkarmak ne demektir? Yıllardır süren ‘satarak yönetme’ anlayışıyla nereye varacağız? Nereye vardınız ki? Kamu varlıklarını elden çıkarmak kalkınma değildir. Stratejik tesisleri satmak planlama değildir. Bu, günü kurtarma anlayışıdır. Ülkenin limanını sat, arazisini sat, kurumunu sat… Bu ülkenin geleceğini satış politikası üzerine inşa edemezsiniz. Ve şimdi yeni bir kararnameyle orman vasfındaki alanların statüsü değiştiriliyor. Orman alanlarını parçalara bölerek vasıf dışına çıkarılması planlama değil; doğayla ve gelecek nesillerle ilgili ciddi bir sorumluluk meselesidir. Ormanları korumak gerekir. Zayıf alanları güçlendirmek gerekir. Ağaçlandırmak gerekir. Orman vasfını daraltarak kentleşme üretmek sürdürülebilir değildir. Bu ülkenin doğal varlıkları siyasi tasarruf konusu değildir. Bunlar milletin ortak mirasıdır. Bizim itirazımız kişisel değil. Bizim itirazımız yöntemedir. Bizim itirazımız plansızlığa, şeffafsızlığa ve günü kurtarma siyasetinedir. Toplumumuz her şeyi görüyor. Bu ülke yönetim anlayışında ciddi bir değişime ihtiyaç duyuyor. Halk artık günü kurtaran değil, geleceği planlayan bir irade istiyor. Onlara umut veren bir siyasi anlayış istiyor. Onları bunaltan, sorun çıkartan, buhrana sürükleyen bir anlayış istemiyor. Ve şunu açıkça söyleyelim: Bu memleket satışla değil, üretimle büyür. Bu ülke polemikle değil, planlamayla kalkınır. Başka yolu yok. Biz bunu CHP iktidarı ile başaracağız. Ülkemizi bu iktidarın başarısızlıklarından ve baskılarından kurtaracağız. Bunu tüm Türkiye olarak hepimiz, hep beraber, el birliği ile inanarak yapacağız. O günler gelecek. Ülkemiz çok mutlu olacak” dedi.

KREŞ KONUSUNDA HALKTAN TALEP VAR

CHP’li yerel yönetimlerin açtığı kreşlerin iktidar tarafından kapatılmak istenmesine yönelik konuşan Güç, “Belediyelerin kreş açması yasal bir zorunluluk değil ama halktan gelen talep çok yüksek. 4 bin lira gibi ücretlerle çocuklarını güvenle bırakabilecekleri yerler sağlanıyor. Bu kent lokantalarında olduğu gibi bir ihtiyaçtan doğuyor. Engellenmeye çalışılmasının nedeni de bu ihtiyacın görünür hale gelmesi. Negatif siyaset üretmek dışında bir anlamı yok. Başarılı belediye başkanları üzerinden baskı kurmaya çalışmak seçim dönemlerinde sıkça görülen bir yöntemdir” dedi.

İNAN’I NEZAKETE DAVET ETTİ

AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan’ın yaptığı açıklamalar hakkında konuşan Güç, “Eyüp Bey yaşı itibariyle çok savrulan bir siyasetçi. Nerede nasıl konuşacağını bilmiyor. Bunun savunulacak bir tarafı yok. Bir insanın dili de siyasetçi olarak bu kadar kötü olamaz. Bunu yaşına veriyoruz da geldiği konum itibariyle konuşmalarına dikkat etmesi gerek. AK Parti Genel Sekreteri’nin daha nezaketli olması lazım” şeklinde konuştu.

AK PARTİ SAHADA YOK

Kendilerinin sürekli sahada vatandaşla birlikte olduğunu ancak Ak Partili siyasetçilerin sahada gözükmediğini söyleyen Güç, “Sahaya çıkma meselesine gelince; biz sürekli sahadayız. AK Parti de aynı ifadeleri kullanıyor olabilir ama vatandaşın gerçek gündemi ortada. Teknoloji çağındayız, her şey görünür. İnsanlar yapılanı da yapılmayanı da biliyor. Kendi sorunlarını çözemeyenlerin başka alanlarda algı üretmeye çalışması kimseyi ikna etmiyor” diye konuştu.

İZMİR’DEN AK PARTİ’YE GEÇİŞ OLMAZ

İzmir’deki bazı CHP’li belediye başkanlarının AK Parti’ye geçeceği yönünde ortaya atılan iddiaları yanıtlayan Güç, “Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki belediye başkanlarıyla ilgili ortaya atılan iddialar da gerçeği yansıtmıyor. Anketler ortada; belediyelerimizden memnuniyet yüksek. Elbette baskılar olabilir, siyasi tartışmalar olabilir; ancak örgütümüzle ve belediye başkanlarımızla temas halindeyiz. Söylenen türden bir durumla karşılaşmadık” dedi.

ASFALT SORUNU BU YAZ ÇÖZÜLECEK

İzmir’in yolları konusunda yapılan eleştirilere karşılık veren Güç, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın bu sorun yakında çözeceğini vurguladı. Yollar konusunda bu yazı işaret eden Güç, “Altyapı ve yol sorunlarına ilişkin eleştirileri yakından takip ediyoruz. Yeni ekiplerin kurulmasıyla birlikte sahada yoğun bir çalışma başladı. Önümüzdeki birkaç ay içinde bu konunun gündemden büyük ölçüde çıkacağını düşünüyorum. Bu süreçlerin finansman ve planlama boyutu var; adım adım çözülüyor” şeklinde konuştu.

PARTİ İÇİ MESELE PARTİ İÇİNDE ÇÖZÜLÜR

CHP’nin Ankara’da gerçekleştirdiği toplantı hakkında bazı isimlerin partiden ihraç edileceği yönünde ortaya atılan iddiaları değerlendiren Güç, “Partimiz kendi içinde demokratik mekanizmaları olan bir yapıdır. Ankara’daki toplantılarla ilgili ortaya atılan ihraç iddiaları konusunda da şunu söyleyebilirim: Parti içi meseleler parti organlarında değerlendirilir. Ancak içeriden negatif bir dil üretmenin kimseye siyasi bir gelecek kazandırmayacağı açıktır. Genel Başkanımızın da bu süreçlere ilişkin gerekli değerlendirmeleri yapacağına inanıyorum. Negatif siyasetle değil, hizmet ve çözüm üretme anlayışıyla yolumuza devam edeceğiz” diye konuştu.

AK PARTİLİ İSİMLERDEN DE KAN ALINSIN

Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli’ye yapılan uyuşturucu testinin iktidarın belediyelere yaptığı yüklenmenin bir göstergesi olduğunu belirten Güç, “Lal başkanı tanıyorum. İşini çok iyi yapan ve çok çalışan bir insan. Kendisi dedi zaten yapın diye. Bu genel anlama CHP’li belediyeleri yıpratmak adına yapılana bir şey. AK Parti’li isimlerden de bir kan örneği alsalar da biz de bir görsek nasıl bir hayat yaşadıklarını” dedi.