İzmir Afet Bilinci, Çevre ve İklim Farkındalığı Derneği (İZ-AFED), kentte son dönemde artan körfez kokusu ve çevresel kirlilik tartışmalarına ilişkin kapsamlı bir teknik rapor yayımladı. Dernek Yönetim Kurulu Başkanı Servet Ertaş ve İZ-AFED Çevre Komisyonu Başkanı Çevre Mühendisi Yakup Ateş öncülüğünde hazırlanan raporda, koku sorununun sadece yüzeysel bir durum olmadığı, deniz tabanında biriken aşırı organik kirlilik, ötrofikasyon yani aşırı alg çoğalması ve buna bağlı gelişen oksijen yetersizliğinin bir sonucu olduğu belirtildi. Dipten yükselen hidrojen sülfür gazının şehri etkilediğine dikkat çekilen teknik raporda; evsel ve endüstriyel atıksuların ileri biyolojik arıtmadan geçirilmesi, dere yataklarındaki kaçak deşarjların önlenmesi, yağmur suyu ve kanalizasyon hatlarının ayrıştırılması ile kontrollü dip çamuru taraması gibi mühendislik odaklı adımları içeren havza ölçekli köklü bir çözüm reçetesi sunuldu.
ÇÖZÜM HAVZA ÖLÇEKLİ YÖNETİMDE
Körfezdeki koku sorununun yalnızca görsel veya yüzeysel müdahalelerle çözülemeyecek kadar derin bir çevre felaketi olduğu belirtilen raporda, “Koku oluşumu, deniz tabanında biriken aşırı organik kirlilik, ötrofikasyon ve buna bağlı gelişen oksijen yetersizliğinin bir sonucu olup, dipten yükselen hidrojen sülfür gazı şehri esir almıştır. Körfeze ulaşan tüm evsel ve endüstriyel atıksuların ileri biyolojik arıtma süreçlerinden geçirilmesi zorunludur. Dere yataklarına yapılan kaçak deşarjlar anlık olarak tespit edilip engellenmeli, yağmur suyu ile kanalizasyon hatlarının ayrıştırılması projesi şehir genelinde ivedilikle tamamlanmalıdır. Körfezi besleyen ve adeta birer kirlilik kanalı haline gelen derelerde ön arıtma ve doğal arıtma sistemleri kurulmalıdır. Akarsu yataklarında biriken sediment ve kirletici yükü düzenli olarak temizlenmeli, taşkın kontrolüyle birlikte su kalitesini gözeten entegre dere ıslahı modelleri uygulanmalıdır” ifadelerine yer verildi.
DİP ÇAMURU KONTROLLÜ YÖNTEMLE UZAKLAŞTIRILMALI
Teknik raporda, körfez tabanında yıllardır biriken ve kokunun ana kaynağı olan organik yüklü sedimentin, kontrollü tarama yöntemiyle deniz ortamından uzaklaştırılması gerektiği aktarıldı. Tarama esnasında oluşacak bulanıklık ve ekosistem etkilerinin hassasiyetle izlenmesi, çıkarılan malzemenin çevreye zarar vermeyecek şekilde bertarafı veya yeniden kullanımının planlanması önerildi. İç körfezde suyun yenilenme süresini azaltacak sirkülasyon artırıcı mühendislik çözümlerinin değerlendirilmesi gerektiği savunulan raporda; körfezdeki su değişimini ve akıntı hızını artıracak, ileri hidrodinamik modellemelere dayalı projelerin hayata geçirilmesi istendi. Doğal arıtım kapasitesine sahip sulak alanların, kıyı tampon bölgelerinin ve lagün sistemlerinin sıkı koruma altına alınarak güçlendirilmesi, deniz suyunu biyolojik olarak filtreleme görevi gören deniz çayırları gibi kritik habitatların restorasyonunun sağlanması gerektiği de raporda paylaşıldı.
KATI ATIKLARIN DENİZE ULAŞMASI ENGELLENMELİ
Kıyı ve yüzey temizliğinin önemli bir destekleyici faaliyet olsa da asıl çözümün atığın denize ulaşmasını engellemekten geçtiği aktarılan raporda, körfeze ulaşan katı atık ve mikroplastiklerin önlenmesi için kaynağında azaltım ve etkin atık yönetimi sistemlerinin uygulanması gerektiği bildirildi. Körfez genelinde 7/24 esasına dayalı sürekli su kalitesi izleme sistemlerinin kurulması istenen teknik raporda, elde edilen anlık veriler doğrultusunda erken uyarı mekanizmalarının geliştirilmesi, üniversiteler ve ilgili bakanlıklar ya da belediyelerle iş birliği içerisinde dinamik bilimsel modelleme çalışmalarının yürütülmesi gerektiği ifade edildi. Koku giderimine yönelik yürütülen yüzeysel ve geçici uygulamaların, kirliliğin kaynağını ortadan kaldırmadığı için yalnızca kısa vadeli bir göz boyamadan ibaret olduğu savunulurken, uzun vadede ekosistem temelli ve mühendislik odaklı çözümler dışındaki her müdahalenin kaynak israfı olacağı vurgulandı.
MAKYAJ DEĞİL AMELİYAT ZAMANI
Raporun sonuç bölümünde, İzmir Körfezi’ni kurtarmanın artık bir tercih değil, bu şehirde yaşayan her bir canlı için teknik, çevresel ve insani bir zorunluluk haline geldiği bildirildi. Körfezin yeniden sağlıklı bir ekosisteme kavuşmasının; kirliliğin kaynağında kontrol altına alınması, etkin arıtma süreçlerinin güçlendirilmesi, ekosistem restorasyonu çalışmalarının yürütülmesi ve bilimsel izleme mekanizmalarının eş güdümlü şekilde işletilmesiyle mümkün olduğu aktarıldı. Bu kapsamda en uygun zamanda yerel yönetimler, ilgili kamu kurumları, üniversiteler, meslek odaları, uzmanlar ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla geniş katılımlı bir "ortak akıl buluşması" gerçekleştirilmesinin büyük önem taşıdığı kaydedildi. Bu buluşmada körfez için somut ve uygulanabilir bir yol haritasının oluşturulması, ilgili kurum ve kuruluşların görev, yetki ve sorumluluklarının net biçimde tanımlanması, faaliyetlere ilişkin takvimin ortaya konulması ve sürecin etkin biçimde ilerlemesi adına güçlü bir izleme-değerlendirme sisteminin kurulması gerektiği belirtildi.
SİYASET ÜSTÜ BİR YÖNETİM MODELİ ŞART
Yürütülecek çalışmaların tüm aşamalarında basının ve kamuoyunun şeffaf biçimde bilgilendirilmesi, toplumun sürece aktif katılımının sağlanması ve körfezin kirlilik yükünü azaltmak adına atık yönetimi ile çevresel farkındalık konusunda halkın bilinçlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Bu noktada sivil toplum kuruluşlarına aktif görevler verilmesinin toplumsal sahiplenmeyi güçlendirecek önemli bir adım olacağı savunulan raporda; tüm yerel yönetimler, ilgili bakanlıklar, akademik odalar, üniversiteler ve sivil toplum paydaşları havza bazlı, bütüncül, bilim temelli ve siyaset üstü sürdürülebilir bir yönetim modeli altında birleşmeye davet edildi.