İZMIR

İzmir Barosu’ndan butlana karşı destek

İzmir Barosu avukatları, CHP’nin 38. Kurultayı hakkında verilen “mutlak butlan” kararına tepki göstermek amacıyla CHP İzmir İl Binası’na yürüdü. Baro Başkanı Sefa Yılmaz, sürecin temelinin 2010 ve 2017 anayasa değişiklikleriyle atıldığını savunurken, CHP İzmir İl Başkanı Murat Aydın ise yaşananların sadece CHP’nin değil tüm toplumun sorunu olduğunu söyledi.

BERKAY ERDEN - Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 38. Kurultay’ı hakkında verilen “mutlak butlan” kararına karşı İzmir Barosu avukatları destek amacıyla CHP İzmir İl Binasına yürüdü. Baro Başkanı Sefa Yılmaz’ın da aralarında bulunduğu avukatları CHP İzmir İl yönetimi ve partililer alkışlarla karşılarken, Yılmaz ve CHP İzmir İl Başkanı Murat Aydın burada bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Aydın yaşananların sadece CHP’nin sorunu olmadığına dikkat çekerken, Yılmaz ise sürece giden yolda temellerin 2010 ve 2017 anayasa değişiklikleri ile atıldığını vurguladı.

YILMAZ: TEMEL 2010 VE 2017’DE ATILDI

Önceki anayasa değişiklikleri ile bir kişinin her sözünün kanun haline geldiğini belirten Yılmaz, “Biliyorsunuz birkaç gündür devam eden çok ciddi bir hukuksuzluk var. Aslında bu hukuksuzluk bugün başlamadı. Bu hukuksuzluklar uzun zamandır devam ediyor. Hak ihlalleri, hukukun ne yazık ki hiçbir kuralının tanınmaması ve sonuç itibariyle de geldiğimiz noktada Cumhuriyet Halk Partisi ile ilgili verilen mutlak butlan kararı. Mutlak butlan kararı nedir? Mutlak yokluk kararıdır. Aslında bu karar kendi içinde yok sayılması gereken, aslında hukuken olmaması gereken bir karardır. Biz hukukçular olarak bunu birçok defa, birçok alanda dillendirdik, söyledik, ifade ettik. Bugün de İzmir Barosu’nda bir toplantı gerçekleştirdik meslektaşlarımızla birlikte ve o arkadaşlarımızla birlikte de bugün buraya Cumhuriyet Halk Partisi’ne karşı işlenen bu hukuksuzluğun, adaletsizliğin karşısında olduğumuzu ifade etmek üzere buraya geldik. Ülkemiz çok ciddi bir demokrasi sınavından geçiyor. Aslında bu sınavın temelleri 2010 ve 2017 anayasa değişiklikleriyle atıldı. Özellikle 2017 değişikliği, parlamenter sistemden tek adam sistemine geçtiğimiz bir yolun taşlarını artık ördü. Ve biz tek adam rejiminin ne anlama geldiğini 2017’den beri, 9 yıldır çok net yaşıyoruz. Söylediği her söz kanun olarak kabul edilen, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmaması için, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmaması için gerekli talimatları veren, yargıyı araçsallaştıran, siyasallaştıran bir anlayıştan bahsediyoruz. Bu anlayış bugün Cumhuriyet Halk Partisi’ne kayyum atamışsa, yarın başkaca partilere, başkaca sendikalara, başkaca derneklere, başkaca barolara ne yazık ki kayyum atayabilme gücünü kendinde gören bir anlayıştır. Bizim aslında daha belediyeler üzerinde bu kayyum işlemleri, atamaları yapılırken bu sokaklarda olmamız gerekiyordu ama bu da bir fırsattır. Ben bu ülkenin demokrat insanlarına, yurtsever insanlarına, devrimci insanlarına bir kez daha sesleniyorum: Bu olanlara kayıtsız kalmayın, boyun bükmeyin. Bu emirlere, talimatlara uymayın. Özellikle o kamu görevlilerine, bu kararı veren hakimlere ya da bu kararla ilgili farklı düşünen hakimlere ya da savcılara, yargı mensuplarına sesleniyorum: Hukukun üstünlüğünden, adaletten ayrılmayın. İnsan haklarından yana tavır alın. Demokrasiden yana tavır alın. Yoksa bu işlerin hesabı, bugün yerle yeksan ettiğiniz bu hukuk sistemi tarafından sizlerden mutlaka ve mutlaka sorulacaktır” diye konuştu.

YILMAZ: BU BİR REJİM SORUNUDUR

Herkesin tüm siyasi görüşlerini bir kenara bırakarak hukuksuzluk karşısında mücadele etmesi gerektiğini belirten Yılmaz, “İzmir Barosu bu hukuksuzlukların her zaman karşısında olmuştur, bundan sonra da olmaya devam edecektir. Demokrasinin işlediği, kurum ve kurallarıyla işlediği bir ülke istiyoruz biz. Özgür bir ülke istiyoruz. Demokrat bir ülke istiyoruz. Herkesin hukuk güvenliği içerisinde yaşadığı bir ülke istiyoruz. Kadın cinayetlerinin olmadığı bir ülke istiyoruz. Çocuk istismarlarının olmadığı bir ülke istiyoruz. Sokaktaki hayvanla herkesle bir arada yaşadığımız bir toplum istiyoruz. Aslında çok şey istemiyoruz. Biz hakça bir yaşamdan yanayız, adaletten yana bir yaşamdan yanayız, geleceği olan bir yaşamdan yanayız. O yüzden birlikte olmamız gerekiyor. Artık bütün siyasi görüşlerimizi, bütün siyasi düşüncelerimizi bir kenara bırakma zamanı gelmiştir. Bu bir rejim sorunudur. Bu Cumhuriyetin geleceği ile ilgili bir sorundur. Bu bizim çocuklarımızın geleceği ile ilgili bir sorundur. O yüzden yaşam ne kadar kutsalsa, bu ülkenin demokrat insanları bu yaşamı adil, güvenli ve adaletli kılmak zorundadır. Bizler o yüzden sokaklarda olmalıyız, o yüzden bugün burada olmalıyız, o yüzden yarın Ankara’da olmalıyız. Hepinize teşekkürler” dedi.

AYDIN: SADECE CHP’NİN SORUNU DEĞİL

Ortaya çıkan sorunun sadece CHP’nin değil herkesin yaşamını ilgilendiren bir sorun olduğunu dile getiren Aydın, “Değerli arkadaşlar, değerli arkadaşlar, İzmir Barosu’na çok teşekkür ediyoruz. İzmir Barosu’nun bütün tarihi, hukuksuzluklarla mücadele tarihidir aslında diğer barolarımız gibi ama İzmir Barosu’nun özel bir yeri vardır. Ben de bir mensubu olmaktan her zaman gurur duyduğum İzmir Barosu’nun bu desteği çok anlamlı. Çünkü Sayın Başkan’ın da söylediği gibi aslında burada destek verilen şey Cumhuriyet Halk Partisi değil. Çünkü bu sorun sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin sorunu değil. Burada destek verilen şey anayasal, demokratik sistem, rejim, herkesin hak ve özgürlükleri, herkesin yaşamı. O yüzden bu sorunu sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin sorunu ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin içerisinde bir yönetim sorunu gibi gören yaklaşım, bu sorunu hafife almış olur. Bunu böyle görmeyip, bunun böyle olmadığını apaçıkça ortaya koymak için zahmet edip buraya kadar da geldikleri için Sayın Başkan’a, yönetim kurulundaki meslektaşlarıma, herkese ve sizlere çok teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.