Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin önemli dönüm noktalarından biri olan 30 Ağustos Zafer Bayramı, İzmir’de Cumhuriyet Meydanı’nda Atatürk Anıtına çelenk sunma töreni ile başladı. Törende İzmir Valisi Süleyman Elban, Ege Ordusu ve Garnizon Komutanlığı Korgeneral Zorlu Topaloğlu ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay tarafından Atatürk Anıtı’na çelenk sunuldu. Çelenklerin sunulmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu. 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla gerçekleştirilen törende, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve bağımsızlık mücadelesinde hayatını kaybeden şehitler bir kez daha anılırken Topçu Yarbay Burak Öztürk günün anlam ve önemine ilişkin konuşma gerçekleştirdi.
“HAKLI GURUR VE HEYECANINI YAŞIYORUZ”
Geçmişten bugüne yaşanan zaferleri hatırlatan Topçu Yarbay Burak Öztürk, “Bugün Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasına temel teşkil eden 30 Ağustos922'de kazandığımız büyük zaferin04’üncü yılını ulusça kutlamanın haklı gurur ve heyecanını yaşıyoruz. Asil Türk milleti, kahraman Türk ordusuyla birlikte varlığına ve vatanına kastedenlere karşı04 yıl önce bugün kahramanlık ve şeref dolu tarihe aldığı kudret ile yeniden dirilerek topyekûn bir var oluş mücadelesi sonucunda eşine eşine tarihte az rastlanır bir zafer kazanmıştır. Aziz yurduna ve bağımsızlığına kasteden işgal kuvvetleri karşısında Türk ordusunun ortaya koyduğu eşsiz bir eser olan bu zaferin her safhası tek tek düşünülmüş, hazırlanmış ve yönetilmiştir.900'lü yılların başlarında meydana gelen büyük devletler arasındaki çıkar çatışmaları, dünyada gelişen fikir akımları, sanayileşme gibi gelişmeler sonucunda’inci Dünya Savaşı çıkmış, müttefiklerin aldığı ağır yenilgiler sonucu Mondros Müzakeresi imzalanmıştır. Anlaşma ile bin yıldır üzerinde kan dökerek, can vererek yurt dediğimiz Anadolu toprakları o dönemin büyük devletleri ve onların başı olan taraflar işgal edilmiş, ayrıca tarihimize kara bir leke olarak geçen Sevr Antlaşması da ulusumuza dayatılmıştır” ifadelerini kullandı.
“ARDINDAN 9 EYLÜL'DE DÜŞMAN İZMİR'DE DENİZE DÖKÜLDÜ”
“İşgal güçleri girdikleri her yerde adeta tarihi kinlerini kusarcasına; kadınımıza, yaşlımıza ve çocuklarımıza dünyada eşine az rastlanır işkence, zulüm ve hakaretlerde bulunmuşlardır” diyen Öztürk, “İşte böylesine umutsuz görünen üzerimizde kara bulutların dolaştığı bir ortamda Mustafa Kemal Atatürk ve onun arkadaşları bağımsızlık meşalesini yakarak ‘Ya istiklal ya ölüm’ parolasıyla aydınlığa giden yolu aramışlardır. Bu bağımsızlık ve aydınlık mücadelesinin ilk hedefi son neferine kadar düşmanı güzel ve kutsal vatanımızdan atmak şeklinde belirlenmiştir. Özellikle Sakarya Meydan Muharebesi'nde hedefimize ulaşmayı muktedir olduğumuzu milletimizin istiklali uğruna kanının son damlasına kadar mücadeleye devam edeceğini ispatlamıştır. Artık dünyanın en kahraman, en savaşçı milletine düşen görev düşmana son darbeyi vurmak olmuştur. Mustafa Kemal Paşa'nın başkomutanlığı altında Türk kuvvetleri düşmana beklenmediği bir yerden taarruza geçerek stratejik sahada düşmanı aldatmayı başarmıştır. Avrupalıların ‘5-6 ayda geçilmez’ dediği Afyon mevzilerini 3 günde geçerek 30 Ağustos'a gelindiğinde düşman kuvvetlerinin önemli bir bölümünü imha etti. Bu büyük zafer ile düşmana son darbe de vuruldu. Ardından icra edilen takip harekatıyla da 9 Eylül'de düşman İzmir'de denize döküldü” diye aktardı.
“TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİMİZİN REHBER OLMAYA DEVAM EDECEK”
Sözlerinin devamında ise Öztürk, şu ifadelere yer verdi: “Türk ulusu bu meydandan bu önderin liderliğinde alnının akıyla çıkmayı başarmıştır. Türk tarihinde altın harflerle yazılan bu zaferin günümüze kadar yansıyan çok önemli siyasi ve askeri sonuçları olmuştur ve bu sonuçların günümüzde de yansımakta olduğu gözlenmektedir. Bu zaferle Türk ulusunun son neferine kadar yok edilmedikçe, Türk istiklalinin elinden alınamayacağı Türklerin yalnız askeriyle değil, milletiyle topyekün olarak savaştıkları bir kere daha ispatlanmıştır. 30 Ağustos zaferi, Türk Ordusuna ‘Silahlı Kuvvetler Günü’ olarak armağan edilmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri ülkemizin huzur ve bekasını sağlamak, bölgemizde ve dünyada sürekli barışın tesisine katkıda bulunmak için tarihinden ve milletinden aldığı güçle, modern harp silah ve teçhizatıyla, güçlü ve dinamik personeliyle ulaştığı yüksek eğitim seviyesiyle, azimli ve kararlı komuta kademesiyle dostlarının ve ülkemizin güvencesi, düşmanlarımızın korkulu rüyası olmaya devam etmektedir. Dünyanın sayılı askeri güçlerinden birisi olan silahlı kuvvetlerimiz her zaman, her yerde ve her şartta verilecek görevleri ifaya hazırdır. Milli egemenlik, milli şuur ve tam bağımsızlık adına dayanan Atatürk ilkeleri bugüne kadar olduğu gibi gelecekte de Türk Silahlı Kuvvetlerimizin rehber olmaya devam edecektir.”