İzmir’de haftalardır süren Meslek Fabrikası krizi, bu sabah erken saatlerde emniyet güçlerinin müdahalesiyle yeni bir boyuta taşındı. Geçtiğimiz hafta başlatılan nöbet eyleminin ardından tahliye süreci iki hafta ertelenmiş, ancak bu sabah sürenin dolmasıyla birlikte tarihi bina polis ablukasına alındı. Alınan karaın ardından Dünya Sağlık Örgütü’nün zirvesi için Lyon’da bulunan , İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’dan çok sert bir açıklama geldi. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Başkan Tugay, "Belediyenin binasının sabahın beşinde yüzlerce polis tarafınca ablukaya alınması İzmir’in tarihine geçirdiğiniz bir utanç vakasıdır. Bu zorbalığa karşı boyun eğmeyeceğiz' dedi.
FABRİKAYA BARİKAT ÇEKİLDİ
İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Vakıflar Genel Müdürlüğü arasında krize neden olan devir işlemleri, bugün Meslek Fabrikası önüne kurulan polis barikatlarıyla fiili bir tahliyeye dönüştü. Bakırçay Üniversitesi’ne tahsis edilmesi planlanan binanın tahliye süresi bu sabah dolarken, emniyet güçleri gün ağarmadan geniş güvenlik önlemleri alarak bina giriş-çıkışlarını kapattı. İçerideki belediye personelinin dışarı çıkışına izin verilmediği kaydedilirken, belediye yetkilileri mülkiyet davası sürerken yapılan bu hamlenin hukuksuz olduğunu savundu.
KİŞİSEL BİLGİSAYARLARA EL KONULDU
Belediye avukatının uyarılarına rağmen Meslek Fabrikası’nda kişisel bilgisayar ve evraklara el konulduğu, teknik malzemelerin polis ablukasında söküldüğü iddia edildi. Yetkililer, işlemlerin resmi karar olmadan yapıldığını savunarak itiraz ettiklerini açıkladı.
TARİHE GEÇEN BİR UTANÇ VAKASI
Yurt dışı programı kapsamında Fransa’da bulunan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, olayın ardından konuşmasını yapmadan Türkiye’ye dönme kararı aldı. Tugay, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
"İzmir’e yaptığınız bu büyük hizmet için çok teşekkür ederiz ‘Vakıfların sayın vekilleri’. yüzde 100 mülkiyeti İzmir Büyükşehir Belediyesine ve dolayısıyla İzmir halkına ait olan meslek fabrikası binamızın tapusuna hukuksuz bir şekilde el koydunuz. Bu haksız hukuksuz uygulamanıza karşı açtığımız dava devam etmesine rağmen, alelacele belediye hizmet binamızı boşalttırmak ve verilen hizmeti durdurmak için ne uğraştınız. %100 haksız olduğunuz, sadece güç gösterisinde bulunmak için ısrar ettiğiniz bu yanlış kararı uygulamak adına belediyenin binasının sabahın beşinde yüzlerce polis tarafınca ablukaya alınması İzmir’in tarihine geçirdiğiniz bir utanç vakası olmaktan başka ne olacak sanıyorsunuz? Dünya Sağlık Örgütünün ‘Tek Sağlık Zirvesine’ konuşmacı olarak davet edilmiştim. Dün akşam geldiğim Lyon şehrinden, konuşmamı yapamadan ilk uçakla İzmir’e geri dönüyorum. Buradaki herkes neden buraya geldikten bir kaç saat sonra, konuşmamı yapamadan, toplantıya katılamadan döndüğümü soracak; Onlara bu durum nasıl açıklanabilir bilmiyorum. Türkiye böyle bir ülke değildi. Ne çok şeyi kaybettirdiniz ülkemize. Bir toplantı ne kadar önemli diyebilirsiniz. Ama böyle böyle kaybediliyor ülkemizin itibarı ve ülkemize dair güven. Çok üzgünüm. Haklarımızın ve hukukun tamamen ayaklar altına alındığı belli bir siyaset mensuplarınca sahiplenilmiş bu zorbalığa karşı elbette razı olmayacağız ve boyun eğmeyeceğiz. Şehrimizi, insanlarımızı, haklılığımızı elimizden geldiğince, gücümüz yettiğince savunmaya, mücadele etmeye devam edeceğiz. Ne olursa olsun."