MERVE AĞRIÇ- ÖZEL HABER / İzmir’in Karşıyaka ilçesi Yeni Girne bölgesinde faaliyet gösteren bir kuruyemişçi firmasının şubesinde çalışan İlayda Ağırgöl, iş yerinde yaşadığını öne sürdüğü olayların ardından sağlığının ciddi şekilde bozulduğunu iddia etti. Ağırgöl, iş yerinde fareyi yakalamak için kullanılan zehirli yapıştırıcının bazı gıda ürünlerine temas ettiğini, bu ürünlerin temizlenerek yeniden satışa sunulduğunu ve kimyasal ile fare kalıntılarını herhangi bir koruyucu ekipman olmadan kendisinin temizlemek zorunda bırakıldığını öne sürdü. Temizlik sırasında rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldığını belirten Ağırgöl, doktorunun kimyasal maruziyete bağlı solunum yolu hasarı tespit ettiğini ve yaşadığı hasarın kalıcı olduğunu ifade etti. Yaşadığı sağlık sorunlarına rağmen işe dönmek zorunda kaldığını söyleyen Ağırgöl, işe giderken yolda bayılarak ayağından yaralandığını, aradan geçen sürede fizik tedavi ve nöroloji tedavisi gördüğünü belirtti. Ağırgöl, “İşe ihtiyacım olduğu için yapmak zorunda kaldım” sözleriyle yaşadığı süreci anlatırken, iş yerinde yere düşen bazı ürünlerin de yeniden satışa sunulduğunu iddia ederek olayın hem çalışan sağlığı hem de tüketici güvenliği açısından araştırılmasını istedi.
“YAPMAK ZORUNDA KALDIM”
2025 yılının Şubat ayında şubede çalışmaya başladığını aktaran Ağırgöl, işe başladığında mevcut bir fare problemi olduğunu belirtti. İş yerinde 3’üncü ayını doldururken işten çıkarıldığını ifade eden Ağırgöl, “Bir türlü yakalanmayan bir fare vardı. En son yakalamak için çekmecelere zehirli tutkallar sürmüşler. Bu zehir kabak çekirdeğine, cevize, sucuğa ve bazı paketli gıdalara da temas etti. Öğlen şubeye gittiğimde fareyi yakaladıklarını söylediler ancak tamamıyla çıkaramamışlar. Fare yapıştığı için yarısını koparabilmişler. Bölge müdürü de oradaydı. Paketli gıdaları çıkarıp silip, satışa sundular. Müdürüm farenin ve tutkalın kalıntılarını temizlemem gerektiğini söyledi. Uzun süre kimyasala maruz kalamayacağımı belirttim. Benden başka kimsenin yapamayacağını söyledi. Ben de işe yeni başladığım ve işe ihtiyacım olduğu için yapmak zorunda kaldım” dedi.
“HERKES İĞRENDİĞİ İÇİN BEN TEMİZLEDİM”
Temizlediğini ancak daha sonrasında rahatsızlık yaşadığını belirten Ağırgöl, “Kapalı alanda saat temizlik yaptığım için mide bulantım ve baş ağrım başladı. Söyledim ancak temizlemeden molaya çıkamayacağımı belirttiler. Çamaşır suyu gibi kimyasalların dışında oranın temizlenemeyeceğini söylediler. Elimle hiçbir eldiven, maske veya ekipman olmadan temizledim. Bıçakla uzun bir süre kazıdım. Müdürüm de sabah vardiyasındaydı sabah 08.00- akşam8.00 şeklinde çalıştığı halde orada olmadığını ifade etti. Zaten shift listesinde de orada olduğu açıkça anlaşılıyor. Herkes iğrendiği için akşam tekrar ben temizledim. Sabah kontrol edileceği söylendi. Ben fenalaşınca ayran getirdiler oturdum biraz. Daha sonra kafe kısmına geçtim. Gece vardiyasına kaldığımız için gece 01.00’da kapandı. Gece eve geldim biraz dinleneyim belki geçer dedim. Sabah tekrar işe gidecektim. Ancak geçmedi daha kötü bir şekilde uyandım. Hastaneye gittim direkt sarı alana alıp serum taktılar. Kan tahlilleri yapıldı ve doktorum kimyasaldan kaynaklı solunum yolunda hasar olduğunu söyledi” diye aktardı.
“İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ UZMANI YOKTU”
Hastaneye gittiğini ve fenalaştığını müdürüne söylediğini ifade eden Ağırgöl, “Müdürüm rahatsız olduğumu bilmesine rağmen her gün aramaya devam etti. Ben de işimden olmak istemediğim için 3 gün sonra işe gittim. Ancak yolda giderken üst geçitte merdivende bayılmışım. Ayağımda çatlak oluşmuş. Kas ağrılarım hala devam ediyor. Fizik tedaviye gidiyorum. Ardından nörolojiye de gidip gelmeye başladım. Kazadan sonra sürekli müdür aramaya devam etti gelemeyeceksen başkasını alalım dediler. Zaten raporlarım da elimdeydi. Avukata başvurdum. Avukatlarımdan da hiçbir bilgi alamadım. Ben kaza yaptıktan kısa bir süre sonra İş Sağlığı Güvenliği Uzmanı ile çalışmaya başlamışlar. Ancak ben varken mevcut bir uzman yoktu. Franchise oldukları için işe başvururken insan kaynaklarıyla da görüştüm. Sağlık raporumu bıraktım. Zaten alerjik bir rahatsızlığım olduğunu söyledim. Bana problem olmayacağını söylediler. ‘Zaten kimyasala girmiyoruz’ dediler” sözlerine yer verdi.
“YERE DÜŞEN ÜRÜNLER RAFA”
Kimyasalın temas ettiği ürünleri silerek tekrar raflara koyduklarını iddia eden Ağırgöl, “Çekirdekler vardı. Geri satışa koydular. Lokumları kapladıkları nişastaları da ayrıştırıyorlardı. Geri dönüşüm oluyormuş. Depodan kuruyemişler geliyordu. Mazgalların üstüne düşüyorlardı. Toplayıp geri satışa koyuyorlardı. Düşenleri attığımızda da müdür kızıp, ‘her düşeni atarsak açık veririz’ diyordu. Avukatım suç duyurusunda bulununca uzlaştırmacı atandı. Karşı tarafın avukatı 30 bin TL teklif ettiklerini ancak benim kabul etmediğimi iddia etmiş. Ancak kesinlikle öyle bir şey yok. Dava yıl uzadı. Tarihler sürekli yanlış girilmiş. 25 Nisan’da kaza oldu. Mayıs diye girilmiş” dedi.
“KIZIM TEK BAŞINA EV GEÇİNDİRİYORDU”
İlayda Ağırgöl’ün annesi Olcay Ağırgöl ise çocuğunun yaşadığı mağduriyeti dile getirerek şu sözlere yer verdi: “Çocuğum berbat bir durumda. Sürekli hastaneye götürüyorum. Ortopediye, nörolojiye gidiyoruz sürekli. Psikolojik olarak da çok yıprandı. Tek başına evi geçindiriyordu. Benim herhangi bir faydam yok çocuğuma. Hiçbir sorumluluk almadılar. Benim çocuğum da yıldır terlikle geziyor topuk ödemi yüzünden. Ayakkabı giyemiyor. Kızımın tüm zararlarının karşılanmasını istiyorum. Bir gencin hayatı bu kadar kolay karartılabilir mi?”
YETKİLİLERDEN AÇIKLAMA GELMEDİ
Gazetemiz tarafından iddialara ilişkin görüş almak amacıyla şube ve firma yetkilileriyle iletişime geçildi. Yetkililer, konu hakkında herhangi bir açıklama yapmak istemediklerini belirterek, taraflar arasındaki sürecin uzlaşma aşamasında olduğunu ifade etti. Firma tarafından iddialara ilişkin kamuoyuna yönelik ayrıntılı bir açıklama yapılmadı.