İzmir’de farklı toplumsal muhalefet dinamiklerini ortak bir zeminde buluşturmayı amaçlayan "Yan Yana" çağrısıyla geniş katılımlı bir buluşma düzenlendi. Alsancak Mimarlar Odası Konferans Salonu'nda yapılan toplantıya sendikalar, meslek odaları, yurttaş inisiyatifleri, kadın örgütleri ve gençlik hareketlerinden yüzlerce kişi katıldı. Toplantıda söz alan konuşmacılar; ekonomik çöküş, güvencesizlik, kamusal eğitimin gerilemesi, doğa talanı ve antidemokratik uygulamalara karşı parçalı hareket etmek yerine birleşik bir muhalefet hattı inşa edilmesinin tarihsel bir zorunluluk olduğunu belirtti.
Buluşmanın açılış konuşmasını gerçekleştiren BirGün Gazetesi Yazarı Bülent Forta, partili egemen siyasetin tıkandığına işaret etti: Forta şunları belirtti: "Bugün Türkiye'de partili egemen siyaset büyük bir çöküş yaşıyor. AK Parti tek kişinin ağzına bakan bir yapıya dönüştü, CHP'de klasik anlamda bir siyasal partiden söz etmek mümkün değil, MHP ise uzun süredir Milli Güvenlik Kurulu gibi hareket ediyor. Bu kriz, aslında yeni bir siyaset anlayışının mayalanması için bir fırsattır. Peki bu yeni siyaset anlayışı nedir? Sıradan insanların kendileri için siyaset yaptıkları bir zemin.2 Eylül'le beraber siyaset elitlere çekildi, partilerin salon toplantılarına ve başkanlar düzenine sıkıştı. Biz de sadece sandıkların açılmasını bekleyen bir seyir ilişkisine sürüklendik. Ama bu eşik artık kırılmaya başladı."
Sokağın yeni bir siyaset ürettiğini söyleyen Forta, sözlerini şöyle tamamladı: "Bunu barikatları yıkan gençler, Ankara'ya yürüyen maden işçileri, kadın hareketleri, emekliler ve sokağa dökülen üreticiler kırdı. Türkiye'nin her tarafına yayılan bu küçük mücadele alanları bizi sadece seçimlere endeksli olmayan yeni bir siyasete çağırıyor. Barınma sorunu yaşayan gençlerle geçinme sorunu yaşayan emeklilerin dertleri aynı yerden kaynaklanıyor. Barış, eşitlik, adalet ve yoksulluğa karşı mücadele talebimiz aslında tek bir yere çıkıyor: Bugünkü mevcut rejimin ortadan kaldırılmasına. Bu ülkenin devrimci birikimi, siyasal İslamcı rejime boyun eğmemeyi sokaklarda ve sendikalarda ilmek ilmek örerek bugüne geldi. Bu geleneğin, hatalarından ders çıkaran bir birleşik muhalefet hareketi olarak kendini kurgulaması halinde kazanacağından hiç kuşkum yok. Özgür, demokratik, laik bir cumhuriyet için hep beraber bir araya gelerek mücadele etmek zorundayız."
"GREV VE ÖRGÜTLENME HAKKI İÇİN MİTİNGLER YAPMALIYIZ"
DİSK Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Özkan Atar, gelir dağılımındaki adaletsizliğe dikkat çekti. Atar, "Cumhuriyet tarihinin en adaletsiz gelir dağılımlarından birini yaşıyoruz; ülkenin toplumsal değerleri yağmalanıyor. Sendikal örgütlülük yüzde 5 seviyesine geriledi, asgari ücret eridi, 23 bin lira alan emekliler ev kirasını dahi ödeyemiyor. Hak arayan işsiz kalıyor, grevler yasaklanıyor. Sandığın dahi tartışmalı hale geldiği faşist bir dikta sistemine doğru gidiyoruz. Bu karabasan rejimini durduracak gerçek bir demokrasi istiyorsak, taleplerimiz etrafında birleşmek zorundayız. Aliağa'da iş bırakan işçiler, Ankara'ya yürüyen madenciler boyun eğmiyor. Toplumsal refah, grev ve örgütlenme hakkı için büyük emekçi mitingleri yapmalı; sadece ses çıkarmakla kalmayıp sonuç alıcı bir hatta ilerlemeliyiz" dedi.
"SİYASETİ YALNIZCA SANDIK EKSENİNE SIKIŞTIRAMAYIZ"
Elektrik Mühendisleri Odası Genel Başkanı Mahir Ulutaş, toplumsal muhalefetin kendi programını oluşturması gerektiğini ifade etti. Ulutaş, "Siyaseti yalnızca sandık eksenine sıkıştırmadan, toplumsal muhalefeti yeniden kurmak zorundayız. Emekçilerin yoksullaştığı, kamusal kaynakların tasfiye edildiği ve doğanın talan edildiği bir düzenle karşı karşıyayız. Buna karşı antiemperyalist bir tutum geliştirmeli; siyasal İslamın yarattığı dönüşüme karşı laikliği, kadınların eşitliğini amasız savunmalıyız. İhtiyacımız olan şey, yalnızca farklı yapıların bir araya gelmesi değil; toplumun geniş kesimlerini harekete geçirebilecek, somut talepler üzerinden büyüyen ortak bir mücadele programı etrafında birleşmektir" diye konuştu.
BÜTÜN CANLILARIN BİRLİKTE VAR OLMA HAKKINI SAVUNMALIYIZ
İzmir Yaşam Hakkı Savunucuları'ndan Avukat Bilge Berk de şöyle konuştu: "Özel mülkiyet anlayışı ve neoliberal düzen bizi doğadan kopardı; hayvanların yaşam alanlarını işgal edip onları sistematik şiddet ve katliama maruz bıraktık. Bugün verdiğimiz mücadele yalnızca hayvanların yaşam hakkını savunmak değil; nasıl bir dünyada, nasıl bir kentte ve nasıl bir düzende var olmak istediğimizin kavgasıdır. Bütün canlıların birlikte var olma hakkını savunmak için dayanışmayı büyütmek zorundayız."
"HALKIN DERTLERİNİ SAHADA ÖRGÜTLENEREK ÇÖZEBİLİRİZ"
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği İzmir Şube Başkanı Aslı Tamtürk, halkla doğrudan temasın önemini hatırlattı. Tamtürk, "Doğduğumuz andan itibaren toplumu bütünüyle şekillendiren eğitimdir. Rejimin en çok hedef aldığı alan da burasıdır. Artık geleneksel siyaset kalıplarını ve dar kimlik siyasetini aşmak mecburiyetindeyiz. Yalnızca seçim dönemlerinde pazarları gezen bir anlayışla yol alamayız; alışverişini o pazarda yapan halkın dertlerini sahada, doğrudan halkla beraber örgütlenerek çözebiliriz" dedi.
"ORTAK BİR ZEMİN İNŞA ETMEK ZORUNDAYIZ"
İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Eylem Ulutaş ise şunları belirtti: "Gündelik yaşam katlanılmaz hale geldi; adaletsizlik suçu büyütüyor, çocuklarımız okullarda en temel hakkı olan beslenmeye dahi erişemiyor. Bu ağır tabloyu ancak örgütlü bir zemin inşa ederek aşabiliriz. Kamusal varlıkların, köprü ve otoyolların özelleştirilmesine karşı da Ezgi Apartmanı davasındaki adalet arayışında da yan yana durmak zorundayız."
NEREDE HAK MÜCADELESİ VARSA YANINDAYIZ
Öğretmen Sendikası Temsilcisi Hasan Köroğlu, güvencesiz çalışma koşullarına karşı direnç gösterdiklerini dile getirdi. Köroğlu, "Güvencesiz çalıştırılan, bir sabah ansızın işine son verilen meslektaşlarımızın hakkını savunarak4 bin üyeye ulaştık. Bütün sendikaların varlık sebebi amasız fakatsız mücadele etmektir. Bilimsel, laik ve kamusal eğitimi savunan; insanca çalışma koşulları için direnen herkesle yan yanayız" diye konuştu.
Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, toplumsal dayanışmanın sınırlarının genişletilmesini talep etti. Aslan, "Zorunlu din dersine karşı mücadeleyi yalnızca Alevilerin sorunu gibi göremeyiz; asimilasyona uğrayan her kesimin acısını dert edinmek zorundayız. 'Kürtten, Aleviden, kadından, gençten bize ne' dersek buluşamayız. İktidarın kriz anlarında toplumu kutuplaştırma siyasetine karşı ortak zeminde bir araya gelmek tarihsel bir sorumluluktur" dedi.
Üniversite Öğrencisi Kerem Güler ise, "Gençler gerici politikalara tepki gösterdiğinde şafak baskınları ve saldırılarla karşılaşıyor. Kampüslerden sokaklara taşan hareketimiz otokrasiye karşı demokrasi diyenlerin sesidir. Karşımızdaki sömürü odağı tekse, kurtuluş da parçalı eylemlerle değil birleşik bir hatta buluşmaktan geçer. Otokrasiyi yıkıp gerçek demokrasiyi kurmak için tüm gençliği yan yana gelmeye çağırıyoruz" dedi.