İZMIR

İzmir’i saran bağımlılık: Bu ateş herkesi yakacak

İzmir’de bir babanın madde bağımlısı oğlunu öldürmesiyle yeniden gündeme gelen bağımlılık sorununa ilişkin konuşan BASADER Başkanı Sivaşan, kent genelinde çocuk yaşlara kadar inen madde kullanımına dikkat çekerek, mevcut tedavi ve mücadele yöntemlerinin yetersiz kaldığını belirtti

MERVE AĞRIÇ- ÖZEL HABER - İzmir’de bir babanın madde bağımlısı oğlunu öldürmesiyle yeniden gündeme gelen bağımlılık sorunu, yalnızca bireylerin değil ailelerin de hayatını tehdit eden ağır bir toplumsal tabloyu ortaya koydu. Yaşanan cinayet, madde kullanımının aile içinde yol açtığı şiddet ve çaresizliği gözler önüne sererken, bağımlılıkla mücadelede tedavi ve rehabilitasyon politikalarının yeterliliğini de tartışmaya açtı. Bağımlılık ile Savaşan Aileler Derneği (BASADER) Başkanı Nejla Sivaşan, İzmir’de bağımlılığın belirli bölgelerle sınırlı olmadığını savunarak, özellikle çocuk yaşta madde kullanımına dikkat çekti. Karabağlar başta olmak üzere kentin birçok ilçesinden ailelerin benzer sorunlarla kendilerine başvurduğunu belirten Sivaşan, “İzmir’i komple genel olarak sarmış bir hastalık bu” dedi. Mücadelenin yalnızca sokak satıcılarının yakalanması veya bağımlıların cezaevine gönderilmesiyle yürütülemeyeceğini vurgulayan Sivaşan, tedavi süreçlerinin güçlendirilmesi ve bağımlıların kontrollü ortamlarda rehabilite edilmesi gerektiğini söyledi.

İZMİR’İ KOMPLE SARMIŞ BİR HASTALIK

İzmir’de uyuşturucu kullanımının hangi bölgelerde yoğun olduğuna ilişkin değerlendirmede de bulunan Sivaşan, özellikle Karabağlar’a dikkat çekerek “Birinci bölge Karabağlar. Çünkü 8- 9 yaşında parklarda çocuklar ellerinde bali, çakmak gazı ve bonzai kullanıyor. Bunu görüyoruz” diyen Sivaşan, sorunun yalnızca tek bir ilçeyle sınırlı olmadığını savundu. İzmir’in birçok ilçesinde ailelerden benzer şikayetler aldığını belirten Sivaşan, “Zaten İzmir’in temiz bir yeri kalmamış. Eski İzmir, Çamlık, Kadifekale, Çimentepe, Gültepe, Murtake gibi... Hatta Karşıyaka, Örnekköy, Alibey, Bayraklı, Çiğli, Menemen, Menderes, Torbalı... Bunların hepsinde ailelerim var. Onlar anlatıyor bize. İzmir’i komple genel olarak sarmış bir hastalık bu” ifadelerini kullandı.

3 GÜN KONUŞULUP UNUTULUYOR

İzmir’de uyuşturucu ve madde bağımlılığıyla mücadele konusunda yürütülen çalışmaların yetersiz olduğunu savunan Sivaşan, yalnızca madde bağımlılarının cezaevine gönderilmesi ya da sokak satıcılarının yakalanmasının sorunun çözümü olmadığını söyledi. Bağımlılığın aileler üzerindeki ağır sonuçlarına dikkat çeken Sivaşan, özellikle tedavi süreçlerinin güçlendirilmesi ve zorunlu tedavinin uygulanabilmesi gerektiğini ifade etti. Madde bağımlılığıyla mücadelede mevcut çalışmaların yeterli olmadığının altını çizen Sivaşan, yıllardır aynı konuya dikkat çektiklerini belirterek, “Çalışmaları kesinlikle yetersiz buluyoruz. Sadece madde bağımlılarını içeri tıkamakla ve torbacıyı yakalamakla bu işlerin çözüleceğini düşünüyorlarsa çok yanılıyorlar. Kesinlikle bu bir çözüm değil” dedi. Bağımlılığın aile içerisinde yol açtığı şiddet olaylarına da değinen Sivaşan, “Eğer bugün bir baba oğlunu öldürebiliyorsa, yani canını ciğerini… Geleceğini öldürüyor. Geçtiğimiz günlerde bir polis bile sokağın ortasında öldürüldü. Ne oldu? 3 gün konuşuldu, unutuldu” ifadelerini kullandı.

SORUN OLAYLARIN ÜZERİNİN KAPATILMASI

Uyuşturucu ve bağımlılık kaynaklı şiddet olaylarının gündemde kısa süre kaldığını aktaran Sivaşan, “En büyük sorunumuz bu olayların üstünün kapatılıp hemen silinmesi. En derin olaylardan biri; İstanbul’da çocuk annesinin kafasını kesti. 3-5 gün konuşuldu. Surlardan kızları attılar, paramparça ettiler. 3 gün konuşuldu. Polis, baba evladını, evlat annesini, dedesini öldürüyor. Evdeki insanlara şiddet uyguluyor. Bunların gündeme gelmesini, sosyal medyada dile getirilmesini engelliyorlar. Biz bunlara karşıyız” diye aktardı. Türkiye’de bağımlılık konusunda ciddi bir sorun yaşandığını belirten Sivaşan, “Bugün Türkiye’nin gerçek bir acı ve beka sorunu var. Bunu görmezlikten gelirseniz daha nice çocuklarımızı kaybedeceğiz. Çocuk dünyaya gelirken baba kurban kesiyor. ‘Allah bana bir evlat verdi’ diye. Bir de gidip onu uyuşturucuya kurban veriyor. Bu adalet mi? Somut adımlar atılmalı. Bir an önce bunun acilen çözüme ulaşması gerekiyor” dedi.

DIŞARIDA TEDAVİ EDEMEZSİNİZ

Tedavi süreçlerinde yaşanan sorunlara da değinen Sivaşan, ailelerin tedavi için defalarca başvuru yaptığını ancak yatak kapasitesi yetersizliği nedeniyle süreçlerin ertelendiğini ileri sürdü. Sivaşan, “Baba kaç defa müracaat etmiştir çocuğunu tedavi ettirmek için. Ama ne yapmışlardır? Hep ertelemişlerdir. Çünkü yatak kapasitesi yok. Sonra çocuğu yatıracak bir yer bulamıyor. Ne oluyor? Çocuğa 6 ay ayakta tedavi. Bir bağımlıyı dışarıda kesinlikle tedavi edemezsiniz” ifadelerini kullandı. Bağımlıların tedavi sürecinin kapalı ve kontrollü merkezlerde yürütülmesi gerektiğini savunan Sivaşan, önerisini ise şöyle anlattı: “Toplu olarak gerekirse İmralı Adası gibi bir alanda tutulacak. Adanın etrafını komple kapatacaklar. Psikologlarıyla, eğitmenleriyle, meslek edinme kurslarıyla, bağımlıları orada tedavi edecekler. Başka çaremiz yok. Bir içiciyi cezaevine atınca asla tedavi olmaz. Cezaevinde rehabilitasyon merkezleri yapılıp, içicilerle ve küçük olan torbacıları karma bir şekilde; psikolojik destek, eğitim ve 6 ay değil, cezaevinde kaldığı süre boyunca tedavi uygulamak gerekiyor” dedi. Madde bağımlılığına ilişkin verilerde artış olduğunu savunan Sivaşan, resmi rakamların cezaevindeki kişilerin dahil edilmemesi nedeniyle gerçeği tam olarak yansıtmadığını ileri sürdü.

İZMİR’DE STK’LAR BİR ARAYA GELMELİ

İzmir’de bağımlılıkla mücadele konusunda sivil toplum kuruluşlarının (STK) daha fazla sorumluluk alması gerektiğini söyleyen Sivaşan, İzmir’de ortak bir tedavi merkezi kurulabileceğini savundu. Sivaşan, “İzmir bu konuda çok duyarsız. Tek başıma kalıyorum. Bütün STK’lar bir araya gelse kendi imkanlarımızla çok rahat bir merkez kurabiliriz. Zaten elimizde psikologlarımız, danışmanlarımız, daha önce tedavi olmuş, kurtulmuş insanlar var” diye konuştu. Kendisinin oğlunun da bağımlılıktan kurtulduğunu ve 4 yıldır bağımlı gençlere eğitim verdiğini belirten Sivaşan, “Bunlardan biri benim oğlum. Kendi kurtuldu. Şimdi kendi gibi çocuklara 4 senedir eğitim veriyor” ifadelerini kullandı. Sivil toplum kuruluşlarının başka alanlarda yüksek bütçeli etkinlikler düzenlediğini ancak bağımlılık konusunda yeterli desteği vermediğini savunan Sivaşan, “Bağımlılık konusu olduğu zaman STK’ları davet ettiğimde gelen 2 STK oldu. Hiçbir il başkanı, ilçe başkanları destek vermiyor. ‘Komisyon kuracağız, şunu yapacağız’ diyorlar” dedi.

Belediyelerden ve ilgili kurumlardan beklentisinin kalmadığını belirten Sivaşan, “Belediyelerden beklentim yok. Herkes sadece oturduğu koltuğu korumaya çalışıyor. Eğer bugün buna susan olursa, yarın öbür gün bu ateş herkesi yakacak ve yakmaya devam edecek. Herkesin evinde birer canlı bomba var. Ya anne öldürüyor ya baba öldürüyor. Sadece aile ne yaşadığını biliyor. Kimse dışarıda kimin ne yaşadığını bilmiyor. Herkes kendi acısıyla, başının çaresine bakmaya çalışıyor” diye konuştu.