YUSUF ÇAĞIRTEKİN-ÖZEL HABER - Genellikle turizm değeriyle anılan İzmir’in doğa harikası koyları ciddi bir tehdit ile karşı karşıya! Urla’da yer alan. Derece SİT alanı konumundaki Demircili Koyu’na 9 ay önce getirilen ve izinsiz bir şekilde sökümü yapılan geminin sahibi olan Akdeniz Deniz Taşımacılığı Şirketi’ne Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 2 milyon 346 bin lira idari para ceza uygulanmasına rağmen gemi halen koydan kaldırılmadı. 8 Ağustos tarihinde kaçak söküm faaliyetlerinin tekrar yapıldığı iddia edilen gemi için çevre örgütlerinden tepkiler yükselirken; Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi en çok endişelendikleri noktanın gemideki tehlikeli maddelere ilişkin envanterin paylaşılmaması olduğuna dikkat çekti. Uzmanlar ise geminin koydan 9 ayı aşkın süredir kaldırılmamasının İzmir’in diğer koyları için risk teşkil edebileceğini belirterek; koyların gemi mezarlığına dönüşebileceği uyarısında bulundu. Bu durumun etkilerine de değinen uzmanlar gemilerin içinde bulunan tehlikeli maddelerin mutajenik etkilerinin gelecek kuşakların DNA’sını etkileyebilecek kadar tehlikeli olduğunu ifade etti.
BAKANLIK GEREKLİ ÖNLEMİ ALMALI
Gökbey isimli geminin Demircili Koyu’nda sökülmeye çalışılmasının hukuken yarattığı sorunlara değinen EGEÇEP Sözcüsü Avukat Arif Ali Cangı, “Bu durum; Anayasa’nın 56. maddesinde yer alan, sağlıklı ve dengeli çevrede yaşama hakkının ihlali, devlete yüklenen ‘çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek’ ödevinin ihlali. TCK madde81.e göre çevreyi kasten kirletme suçu. Doğal varlıkların korunması ilkesinin ihlali anlamına gelmektedir” dedi. Geminin; hakkında cezai işlem bulunmasına rağmen aylardır koyda kalmasının gerekçesi ne olursa olsun ihlallerin devam etmesi anlamına geldiğini dile getiren Avukat Cangı, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı gereken önlemleri almak, aldırmak zorundadır. Haklı bir gerekçesi yoksa görevi ihmal suçu işlenmektedir” ifadelerini kullandı. Geminin bulunduğu durum, başka bir geminin İzmir'in başka bir koyuna getirilip benzer bir işlem yapılmasının önünü açabilecek bir hukuki boşluk gösteriyor mu? sorusunu doğururken, Avukat Cangı, “Aliağa’daki gemi söküm tesisleri dahi denetimsiz çalışırken, bu şekilde vahşi söküm işinin tutar bir yanı olamaz. Anlaşılan hurdaya çıkan gemilerin sicili tutulmuyor, gerekli denetim yapılmıyor. Bu uygulama boşlukları giderilmeli” diye konuştu.
DENETİMSİZ KOYLAR HURDAYA TESLİM
Geminin koya getirilmesinin hemen ardından çeşitli eylemler ve basın açıklamaları düzenleyen Çeşme Çevre Derneği Başkanı Dr. Ahmet Güler ise geminin Demircili Koyu’nda bulunmasının bir idari ihlal değil, açık bir çevre suçu olduğunu kamuoyuna duyurduklarını ifade etti. Güler, “9 hafta üst üste, her pazar saat3.00’te oradaydık, sesimizi yükselttik. Bu ısrar boşuna değil; denetimsiz bırakılan koylar er ya da geç hurdaya, kaçak faaliyete teslim oluyor. Urla’da yaşanan bu tablo, dikkatle korunmazsa Çeşme’nin de dahil olduğu tüm Ege koylarının başına gelebilir. Gemi mezarlığı endişesi abartı değil” ifadelerini kullandı. Bir koyun kaçak söküm alanına dönüşmesinin o bölgenin tüm ekonomik ve sosyal değerini tehdit edeceğini ifade eden Güler, atılabilecek en acil adımın kurumlar arası yetki karmaşasının bir an önce giderilmesi ve gemi bu sularda beklerken derhal çevresel güvenlik tedbirlerinin alınması olduğunu vurguladı. Güler, “Uzun vadede ise tüm Ege koyları için caydırıcı, hızlı işleyen bir denetim-yaptırım mekanizması şart; aksi halde Gökbey ilk değil, son da olmayacaktır. Biz Çeşme Çevre Derneği olarak bu takibi sürdüreceğiz” diye konuştu.
SÖKÜM ÖZEL SAHALARDA YAPILMALI
Gökbey’in koyda sökülmeye çalışılması halk sağlığı açısından da ciddi risk taşıyor. Halk Sağlığı Uzmanı Tuğrul Şahbaz, hurda gemilerde asbest, ağır metaller, petrol kalıntıları, PAH ve PCB gibi tehlikeli maddelerin bulunabileceğini belirterek, özellikle asbestin IARC tarafından kesin kanserojen kabul edildiğini vurguladı. Bu maddelerin deniz canlılarına, dolayısıyla tüketilen deniz ürünleri aracılığıyla insanlara ulaşabileceğini belirten Şahbaz, gemi sökümünün yalnızca kontrollü ve özel sahalarda yapılması gerektiğini söyledi. Şahbaz, PCB ve ağır metallerin kanserin yanı sıra sinir sistemi, karaciğer, böbrek ve bağışıklık sistemi üzerinde hasara yol açabileceğini; PAH’ın ise solunum ve kalp-damar hastalıklarını artırabildiğini belirtti. PAH’ın mutajenik etkileri nedeniyle gelecek kuşakların DNA’sını da etkileyebileceğini kaydeden Şahbaz, alınabilecek en etkili önlemin geminin acilen uygun bir söküm sahasına taşınması olduğunu söyledi. Şahbaz, gemi kaldırılana kadar koyda denize girilmemesi ve balık tutulmasının önlenmesi gerektiğini vurguladı.
ENVANTER PAYLAŞILMADI
Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi de Demircili Koyu’nun, mevcut imar planları ve ÇED mevzuatı kapsamında gemi söküm faaliyeti için tanımlı bir alan olmadığı gibi ağırlıklı olarak birinci derece arkeolojik sit alanı ve koruma statüsüne sahip hassas bir kıyı bölgesi olduğunu vurguladı. Oda, “Gemi sökümü sırasında ortaya çıkan asbest, PCB, ağır metaller gibi tehlikeli atıklar, koy gibi kapalı ekosistemlerde birikme eğilimindedir. Gökbey gemisinin aylardır koyda bekletilmesi, olası sızıntı ve kaza risklerini artırmaktadır. Aliağa’nın hemen yanında böyle bir uygulamanın başlaması, diğer koylar için de emsal teşkil edebileceği endişesini doğurmaktadır. Bu nedenle kamuoyunda dile getirilen gemi mezarlığı kaygısını önemsiyoruz” ifadelerini kullandı. Süreci en başından bu yana takip ettiklerini dile getiren Oda, İzmir Valiliği, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Liman Başkanlığı ve ilgili yerel yönetimlere resmi yazılar göndererek geminin tehlikeli madde envanteri, söküm projesi ve atık yönetim planı hakkında bilgi talep ettiklerini ve kamuoyu ile görüş ve uyarılarımızı paylaştıklarını dile getirdi. Oda kendilerini en çok endişelendiren noktayı şu sözlerle açıkladı: “Gemideki tehlikeli maddelere ilişkin envanterin paylaşılmaması, yasal süreçler nedeni ile aylardır koyda bekleyen geminin yüzebilir durumda olmaması gerekçesi ile kısmen de olsa yerinde söküm girişiminde bulunulması ihtimali diyebiliriz. Söküm işleminin ne zaman ve nasıl yapılacağının belirsizliği, söküm sonrası çıkacak atıkların bertarafına ilişkin net bir planın ortada olmaması ve Demircili Koyu’n da söküm yapılması ile oluşabilecek çevresel riskler endişemizi arttırmaktadır.”
DENİZ SUYU KALİTESİ ETKİLENEBİLİR
İzmir’de Gökbey benzeri bir olayın başka koylarda yaşanabileceğine dair başvurunun ellerine ulaşmadığının bilgisini paylaşan Oda, “Ancak söküm maliyetleri ya da gemilerin içerikleri gibi farklı nedenlerle koylarda kaçak söküm girişimlerine rastlanması mümkündür. İzmir kıyıları turizm, balıkçılık ve yerleşim açısından yoğun kullanılan alanlardır. Bu nedenle kıyılarda yapılacak söküm faaliyetlerinin ekosistem, çevre ve halk sağlığı ve sosyo-ekonomik yapı üzerinde olumsuz etkileri kaçınılmazdır” ifadelerini kullandı. İzmir kıyılarında gemi sökümü gibi bir faaliyetin koylarda yapılmasının, bölgenin deniz suyu kalitesi ve ekosistemi üzerinde oluşturabileceği risklerine de değinen Oda, “Koylar, açık denizlere göre daha kapalı sistemlerdir ve kendini yenileme kapasitesi sınırlıdır. Gemi sökümü sırasında denize karışabilecek yağ, yakıt ve boya artıkları kısa vadede su kalitesini etkileyebilir. Uzun vadede ise asbest, kurşun, cıva ve PCB gibi maddeler deniz dibi sedimentinde uzun yıllar kalıcı olabilir. Bu maddeler besin zinciri yoluyla canlılara ve dolayısıyla insan sağlığına etki edebilir. Bu nedenle önleyici ilke çerçevesinde, gemi sökümü gibi yüksek riskli faaliyetlerin yalnızca altyapısı ve denetimi uygun lisanslı sahalarda ve uygun yöntemlerle yapılması gerektiğini düşünüyoruz” açıklamasında bulundu.