İZMIR

Köylünün ekmek teknesine yüksek gerilim darbesi

Bergama’da enerji iletim hattı için kesilmesi planlanan 27 bin ağacın büyük bölümünün zeytin ağacı olduğunu vurgulayan Engel, “Bu insanlar yıllardır zeytincilikle geçimini sağlıyor. Elektrik ihtiyacı için ekmek teknelerinin ortadan kaldırılması doğru değil” dedi

KEMAL ÖZKURT – ÖZEL HABER - İzmir’in Dikili ve Bergama ilçeleri arasında kurulması planlanan yaklaşık 26 kilometrelik54 kw Dikili TM-İzmir Havza Enerji İletim Hattı için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından “ÇED olumlu” kararı verildi. Yaklaşık53 milyon liralık proje kapsamında 69 enerji iletim direğinin 26’sının orman alanlarına kurulması, 44,72 hektarlık ormanlık alanın etkilenmesi ve 27 bin 305 ağacın kesilmesinin planlanması tartışmaları da beraberinde getirdi. Projenin yalnızca binlerce ağacın kesilmesiyle sınırlı olmadığını belirten Bergama Çevre Platformu Dönem Sözcüsü Erol Engel, “Kesilecek 27 bin ağacın büyük bölümünün zeytin ağacı. Bu insanlar yıllardır zeytincilikle geçimini sağlıyor. Elektrik ihtiyacını karşılamak adına insanların ekmek teknesini ortadan kaldırmak doğru değil. Elektrik iletim hatlarının doğaya en az zarar verecek şekilde planlanmasının artık mühendislik açısından mümkün. 30 bin ağacın kesilmesine izin vermek yerine yer altı hattı konusunda ısrarcı olunmalıydı. Maalesef bu hassasiyet gösterilmedi” dedi. 

27 BİN AĞAÇ KESİLMEK ZORUNDA DEĞİL

Projede kesileceği belirtilen yaklaşık 27 bin 305 ağacın önemli bölümünün yalnızca ormanlık alanlarda değil, zeytinliklerde de bulunduğunu belirten Engel, hattın geçtiği bölgenin Türkiye’nin en önemli zeytin üretim alanlarından biri olduğuna dikkat çekti. Projeye ilişkin yerel yönetimlerin yeterince itiraz etmediğini savunan Engel, “Kesilecek 27 bin 305 ağacın önemli bir kısmı orman alanlarının yanı sıra zeytinliklerden oluşuyor. Burası RES ve GES yatırımlarının yoğun olduğu, zeytin tarımının yapıldığı çok özel bir bölge. Buna rağmen başta Bergama, Dikili ve Büyükşehir belediyeleri olmak üzere projeye güçlü itirazların yapıldığını görmedik. Bu proje/100 bin ölçekli İzmir-Manisa Planlama Bölgesi içerisinde yer alıyor. Bu nedenle özellikle Büyükşehir Belediyesi’nin çok daha kapsamlı bir araştırma yapması ve dosyayı ayrıntılı şekilde incelemesi gerekirdi. Maalesef bölgenin özelliklerini dikkate alan özel bir yaklaşım göremiyoruz” diye konuştu.

ÇED SÜRECİ ŞEFFAF YÜRÜTÜLMEDİ

ÇED sürecinde halkın yeterince bilgilendirilmediğini ve proje hazırlanırken bölge insanının görüşünün alınmadığını söyleyen Engel, özellikle halkın katılım toplantısının nasıl gerçekleştirildiğinin açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi. Engel, “ÇED olumlu kararının ardından kamuoyunda özellikle 27 bin ağacın kesilecek olması nedeniyle ciddi bir tepki oluştu. Ancak ÇED dosyasında halkın görüşü olmadığı için projede herhangi bir değişiklik yapılmadığı belirtiliyor. O zaman sorulması gereken soru şu; halkı bilgilendirme toplantısı nerede ve ne zaman yapıldı? Yaklaşık 25 kilometrelik güzergâh üzerinde5-20 civarında köy bulunuyor. Buralarda gerçekten bir toplantı yapıldı mı? Yapıldıysa neden bölge halkının bundan haberi olmadı? Biz böyle bir toplantının gerçekleştirildiğini duymadık. Yapılmış olsaydı mutlaka bölgedeki vatandaşlar ve çevre örgütleri haberdar olurdu. Bu nedenle sürecin kâğıt üzerinde yürütüldüğüne dair ciddi şüphelerimiz var” dedi.

ELEKTROMANYETİK ALAN RİSKİ

Enerji iletim hattının Zeytindağ ve Bozyerler köyünün yaklaşık 500 metre yakınından geçtiğini belirten Engel, yüksek gerilim hatlarının oluşturacağı elektromanyetik alanın insan sağlığı, yaban hayatı ve doğal yaşam açısından ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Engel, “Burası sıradan bir bölge değil. Zeytin tarımının yoğun olarak yapıldığı, insanların üretimle geçimini sağladığı bir coğrafyadan söz ediyoruz. Elektromanyetik alanın yerleşim alanlarından uzak tutulması gerekirken hattın Bozyerler Mahallesi’nin yaklaşık 500 metre yakınından geçmesi ciddi soru işaretleri oluşturuyor. Bunun sadece köylüler açısından değil, bölgedeki yaban hayatı ve doğal ekosistem açısından da olumsuz etkileri olacaktır. Bu risklerin ÇED sürecinde yeterince değerlendirilmediğini düşünüyoruz” diye belirtti.

YER ALTI HATTI NEDEN TERCİH EDİLMEDİ?

Elektrik iletim hatlarının yer altından geçirilmesinin dünyada çok sayıda örneği bulunduğunu belirten Engel, “Bugün dünyanın birçok ülkesinde enerji iletim hatları yer altından geçiriliyor. Demek ki bu teknik olarak mümkün. Özellikle elektrik dağıtımının özelleştirilmesinden sonra bakım eksiklikleri nedeniyle enerji nakil hatlarının orman yangınlarını tetiklediğine yönelik ciddi eleştiriler yapılıyor. Burası da zeytin üretiminin yoğun olduğu, ormanların bulunduğu hassas bir bölge. Ayrıca Bakırçay Deltası gibi yüzlerce kuş türüne ev sahipliği yapan önemli bir ekosisteme çok yakın. Daha önce bölgede yaptığımız çalışmalarda yüzün üzerinde kuş türünün bulunduğunu tespit etmiştik. Buna rağmen ÇED dosyasında Bakırçay Deltası’nın ekolojik hassasiyetine ilişkin yeterli değerlendirme bulunmuyor. Yer altı hattı seçeneği neden gündeme alınmadı, bunun açıklanması gerekiyor” dedi. 

BÖLGENİN HASSASİYETİ GÖZETİLMELİ

Projeyle birlikte yaklaşık milyon 281 bin metrekarelik alanda irtifak hakkı kurulacağını hatırlatan Engel, bunun yalnızca ağaç kesimiyle sınırlı bir süreç olmadığını, tarım alanlarını, kırsal yaşamı ve doğal ekosistemi uzun yıllar etkileyecek sonuçlar doğuracağını söyledi. Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere ilgili kurumların dosyayı daha ayrıntılı incelemesi gerektiğini belirten Engel, “Bu bölge için çok daha hassas davranılması gerekiyordu. Yüzlerce sayfalık dosyada ne zeytin tarımının özelliklerini dikkate alan ne de bölgenin doğal yapısına uygun alternatifleri değerlendiren ciddi bir çalışma görebildik. Elektrik ihtiyacı elbette karşılanmalı ancak bunun yöntemi doğayı ve insanların geçim kaynaklarını yok etmek olmamalı. Burası kendi kendine yeten köylerin bulunduğu, insanların zeytincilikle geçimini sağladığı bir bölge. Elektrik üretimi ya da iletimi sağlanacak diye insanların ekmek teknelerinin zarar görmesi doğru değildir. Eğer Zeytindağ’da gerçek anlamda bir halkın katılım toplantısı yapılsaydı ve proje bütün yönleriyle anlatılsaydı, bölge halkının buna ciddi şekilde itiraz edeceğine inanıyorum. Büyükşehir Belediyesi’nin de dosyaya gereken özeni göstermediğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

DOĞAYLA BİRLİKTE PLANLANMALI

Elektrik iletim hatlarının doğaya en az zarar verecek şekilde planlanmasının artık mühendislik açısından mümkün olduğunu söyleyen Engel, “Bugün mühendislik teknolojisi bu kadar gelişmişken yaklaşık 30 bine yakın ağacı kesmek yerine yer altı hattı seçeneği değerlendirilebilirdi. Üstelik güzergâhta birinci, ikinci ve üçüncü derece sit alanları da bulunuyor. Bu alanların da zarar görme riski var. Bana göre bu proje bölgeye faydadan çok zarar getirecek. Elektrik ihtiyacını gerekçe göstererek her projeyi aynı yöntemle hayata geçirmek doğru değil. Gelecekte belki bugün kurulan birçok enerji yatırımı bile yeniden tartışılacak. Ancak kesilen zeytin ağaçlarını ve yok edilen doğal yaşamı geri getirmek mümkün olmayacak. Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün bir ağaç için Yalova’da köşkü kaydırdığı bir anlayıştan geliyoruz. Bugün de aynı hassasiyet gösterilmeli, yaklaşık 30 bin ağacın kesilmesine izin vermek yerine yer altı hattı konusunda ısrarcı olunmalıydı. Maalesef bu hassasiyet gösterilmedi” diye konuştu.