MERVE AĞRIÇ-ÖZEL HABER Türkiye’de otomotiv sektörü ihracatta tarih yazarken, iç pazarda ise durgunluk derinleşiyor. Yılın ilk 7 ayında 24,4 milyar dolarlık ihracatla rekor kıran sektör, yüksek faiz oranları, krediye erişimde yaşanan sıkıntılar ve alım gücündeki düşüş nedeniyle yurt içinde beklenen satış ivmesini yakalayamadı. Ege Otomotiv Derneği Başkanı Deniz Erkan, ihracattaki güçlü performansa rağmen iç pazardaki durgunluğun sektörün tüm paydaşlarını etkilediğini belirterek dengeli büyüme için iç pazarın yeniden canlanması gerektiğini söyledi. Erkan, ihracatın sevindirici olduğunu ancak sürdürülebilir büyüme için iç pazarın da güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
DENGELİ YAPI ŞART
Son aylarda perakende satışların yavaşladığını belirten Erkan, “Türkiye otomotiv sanayisinin ihracatta ulaştığı 24,4 milyar dolarlık rekor, üretim kapasitemizin, kalite anlayışımızın ve uluslararası pazarlardaki rekabet gücümüzün önemli bir göstergesi. Bu başarı ülkemiz adına gurur verici. Ancak iç piyasada aynı hareketliliği görmek mümkün değil. Son aylarda özellikle perakende satışlarda yavaşlama hissediliyor. Bu durum yalnızca araç satışlarını değil, servisleri, yedek parça tedarikçilerini, hasar onarım merkezlerini ve otomotiv ekosisteminin tüm paydaşlarını etkiliyor. İhracatın güçlü seyretmesi önemli olsa da sektörün sürdürülebilir büyümesi için iç pazarın da sağlıklı ve dengeli bir yapıya kavuşması gerekiyor” diye aktardı.
ALIM GÜCÜNDE GERİLEME
Yüksek faiz, krediye erişim ve alım gücünün birbirini besleyen bir zincirin halkaları olduğunu belirten Erkan, sektördeki temel sorunlara değindi. En belirleyici etkenin ise finansmana erişim olduğunun altını çizen Erkan, “Yüksek kredi faizleri ve krediye ulaşmadaki zorluklar tüketicinin satın alma kararını erteliyor. Bunun yanında alım gücündeki gerileme de talebi doğal olarak sınırlandırıyor. Dolayısıyla tek bir sorundan değil, finansman maliyetleri ile ekonomik beklentilerin birlikte oluşturduğu bir tabloyla karşı karşıyayız” dedi. Otomotiv sektöründe aynı zamanda bir stok sorunun da yaşanmadığını ifade eden Erkan, “Pandemi dönemindeki araç bulunamayan günler artık geride kaldı. Bugün birçok markada araç bulunabilirliği oldukça yüksek. Talepteki yavaşlama nedeniyle bazı bayiler stoklarını planladıkları hızda eritmekte zorlanabiliyor. Bu durum markaya, segmente ve bölgeye göre farklılık gösterse de genel anlamda eskisi kadar hızlı bir satış döngüsünden söz etmek mümkün değil. Buna rağmen sektörün geçmişte olduğu gibi ciddi ve kontrolsüz bir stok krizinin içerisinde olduğunu söylemek de doğru olmaz. Firmalar daha planlı stok yönetimiyle süreci yönetmeye çalışıyor” açıklamasında bulundu.
SATIN ALMA KARARLARI ERTELENİYOR
Otomobilin artık büyük ölçüde finansmanla satın alınan bir ürün olduğunu aktaran Erkan, “Kredi maliyetlerinin yüksek olduğu bir ortamda tüketiciler satın alma kararlarını erteliyor veya daha düşük segment araçlara yöneliyor. Özellikle orta gelir grubunda bu etkinin çok daha belirgin olduğunu görüyoruz. Faiz oranlarının daha ulaşılabilir seviyelere gelmesi ve krediye erişimin kolaylaşması, sektörün yeniden ivme kazanmasında önemli rol oynayacaktır. Sektörün yeniden canlanabilmesi için öncelikle finansmana erişimin kolaylaşması, kredi maliyetlerinin makul seviyelere gerilemesi ve ekonomik öngörülebilirliğin artması büyük önem taşıyor. Tüketici güveninin güçlenmesiyle birlikte ertelenen talebin yeniden devreye gireceğine inanıyoruz. Bunun yanında otomotiv sektörü yalnızca araç satışından ibaret değildir. Satış sonrası hizmetler, bakım-onarım, yedek parça ve yan sanayi de sektörün ayrılmaz parçaları. Atılacak her olumlu ekonomik adım bu ekosistemin tamamına olumlu yansıyacaktır. Türkiye otomotiv sektörü güçlü üretim altyapısı, yetişmiş insan kaynağı ve yüksek adaptasyon kabiliyetiyle ülke ekonomisinin en stratejik sektörlerinden biri. Doğru ekonomik koşulların oluşması halinde hem iç pazarda hem de ihracatta büyümesini sürdüreceğine inanıyoruz” sözlerine yer verdi.