İZMIR

Smyrna’nın 1500 yıllık mozaikleri Geç Antik Çağ’ın inanç dünyasını günümüze taşıyor

İzmir’deki Smyrna Antik Kenti’nde gün yüzüne çıkarılan yaklaşık 1500 yıllık mozaik, Geç Antik Çağ insanının aşk, sadakat, kutsallık ve korunma anlayışına ilişkin önemli ipuçları sunuyor

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülen “Geleceğe Miras Projesi” kapsamında sürdürülen Smyrna kazılarında, Agora’nın Kuzey Caddesi’nde geçen yıl ortaya çıkarılan ve “Mozaikli Oda” olarak adlandırılan yapıdaki çalışmalar devam ediyor.

Antik kentte yürütülen altyapı çalışmaları sırasında keşfedilen yaklaşık 5 metreye 2,5 metre boyutlarındaki mozaik taban, iç içe geçmiş2 köşeli panolarla oluşturulan geometrik desenleriyle dikkat çekiyor. Mozaikte yer alan geometrik ve bitkisel motiflerin, dönemin estetik anlayışının yanı sıra Geç Antik Çağ toplumunun sembolik düşünce dünyasını da yansıttığı değerlendiriliyor.

Uzmanlar, mozaikte kullanılan motiflerin dönemin insanlarının sevgi, bağlılık, kutsallık ve kötülüklerden korunma gibi kavramlara yüklediği anlamları günümüze taşıyan önemli kültürel miras unsurları arasında yer aldığını belirtiyor. Kazı ve koruma çalışmalarının ilerleyen süreçte mozaik ve bulunduğu yapıya ilişkin yeni bilgileri ortaya çıkarması bekleniyor.

 

Mozaikte üçgen, kare ve farklı geometrik düzenlemelerin yanı sıra kalp biçimindeki sarmaşık yaprağı gibi çeşitli bitkisel motifler de dikkati çekiyor.

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Türk İslam Arkeolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Kazı Başkanı Prof. Dr. Akın Ersoy, çalışmaların Smyrna Tiyatrosu ve Agorası'nda yoğunlaştığını söyledi.

Geçen yıl mozaiğin bir bölümünü ortaya çıkardıklarını belirten Ersoy, bu yıl yürütülen çalışmalarla mekanın tamamına ve ona bağlı başka bir bölüme de ulaştıklarını ifade etti.

Ersoy, mozaiğin milattan sonra 4. ila 6. yüzyıllara tarihlendiği bilgisini vererek, "Bununla bağlantılı olarak da mekanı sınırlayan duvar izlerine rastladık. Mozaiğin üzerinde9. yüzyılda Osmanlı döneminde bir yapılaşmanın olduğu ve mümkün olduğunca da bu mozaik döşemeye zarar verilmeden yeni mekansal kurgunun oluşturulduğunu değerlendiriyoruz." dedi.

DETAYLAR DİKKAT ÇEKİYOR

Mozaikte yer alan motiflerin yalnızca süsleme amacı taşımadığını, aynı zamanda sembolik anlamlarının da bulunduğunu belirten Ersoy, özellikle kalp formundaki sarmaşık yaprağının dikkat çekici olduğunu söyledi.

Kalp sembolünün sevgi ve aşkla ilişkilendirilmesinin daha geç dönemlerde ortaya çıktığını ifade eden Ersoy, "Kalbin bilinirliği ve bunun sevgi ve aşkı ifade ettiği aslında erken dönemlerde çok açık değil. Rönesans ile birlikte kalbin resimlerde bir aşk sembolü olarak ortaya çıktığını görüyoruz." diye konuştu.

Ersoy, sarmaşık yaprağının Antik Çağ'dan itibaren sadakatle ilişkilendirilen bir motif olduğunu anlatarak, "Sarmaşık yaprağı, ağaçlara, duvarlara sarılır. Aslında sadakatle anlamlandırılmış ve Antik Çağ'dan başlayarak sonraki yüzyıllarda kullanılmış." dedi.

Mozaikte yer alan "Süleyman düğümü" motifinin ise bilgeliği ve korunmayı simgelediğini belirten Ersoy, bu sembolün zaman içinde farklı biçimlerde kullanılarak bugünlere ulaştığını söyledi.

Ersoy, motiflerdeki defne yaprağının kutsallığı simgelediğine, dört yapraklı yonca motifinin ise inanç, sevgi ve bereket gibi anlamlar taşıdığına dikkati çekerek, "Bitkisel motiflere ve geometriye insanoğlu farklı anlamlar yükleyerek, daha çok dinsel, koruma ve nazar anlamları vererek bugüne kadar taşıdı." ifadelerini kullandı.

İzmir'in, Helenistik ve Roma dönemlerinde sanat, felsefe ve kent yaşamı açısından bölgenin önemli merkezlerinden biri olduğunu dile getiren Ersoy, kentte benzer mozaiklerin bulunmasının şaşırtıcı olmadığını ancak kent merkezinde yeni bir mozaik döşemeye rastlamanın önemli bir gelişme olduğunu vurguladı.

MOZAİK500 YIL SONRA YENİDEN KULLANILMIŞ

Kazılarda mozaiğin bulunduğu alanın9. yüzyılda yeniden kullanıldığına ilişkin bulgulara ulaştıklarını anlatan Ersoy, Osmanlı döneminde inşa edilen yapının mozaik zemine büyük ölçüde zarar vermeden oluşturulduğunu belirtti.

Ersoy, Osmanlı döneminde erken kültürlerin eserlerinin korunduğuna işaret ederek, "Dönemin insanının bilinçli olarak koruduğunu söyleyebiliyoruz çünkü çok az hasar var. Erken Cumhuriyet ve Geç Osmanlı dönemlerine ait torbalar, tencereler, toprak kaplar bulduk. Mekan,500 yıl sonra yeniden yaşatılmış." dedi.​​​​​​​