Merve Ağrıç- Özel Haber / İzmir’de sokak müziği tamamen yasak olmamasına rağmen, belirli bölgelerde uygulanan kısıtlamalar ve denetimler sokak sanatçılarının çalışma alanlarını tartışmaya açtı. Toplu taşıma araçları ve bazı yoğun noktalarda müzik yapmalarına izin verilmediğini belirten sanatçılar, yasak ve cezalarla karşı karşıya kaldıklarını ifade ederek kendilerine uygun alanlar oluşturulmasını istedi. İzmir Müzisyenler Derneği Başkanı Oktay Çaparoğlu, kentte sokak performanslarının son dönemde büyük ölçüde azaldığını belirterek, canlı heykellerden sokak tiyatrolarına kadar birçok sanat dalının kamusal alanlarda eskisi kadar yer bulamadığını söyledi. Çaparoğlu, asıl sorunun kent merkezlerinde sokak sanatçıları için ayrılmış alanların olmaması olduğunu vurguladı. Sokak müzisyenleri ise müzik yaptıkları gerekçesiyle zaman zaman dışlandıklarını ve cezalarla karşı karşıya kaldıklarını ifade ederek, halka açık ve belirli birkaç bölgede kurallar çerçevesinde sanatlarını icra edebilecekleri alanlar oluşturulmasını talep etti. Sanatçılar, sokak müziğinin yalnızca bir performans değil, aynı zamanda geçimlerini sağladıkları meslekleri olduğunu belirterek yerel yönetimlerden çözüm beklediklerini dile getirdi.
ÇAPAROĞLU: ASIL SORUN ALAN OLMAMASI
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın dönemi ile sokak sanatlarında daralma yaşandığını ifade eden İzmir Müzisyenler Derneği Başkanı Oktay Çaparoğlu, “Durumun 2 tarafı var. Bir yanda müziği gürültü olarak gören kesim, şikâyet eden ve zabıtayı devreye sokan. Öte yandan da sanatını icra etmek isteyen müziği ile sokağı güzelleştiren kesim. İşte burada dengeyi yakalamak gerekiyor. Amfi ile müzik yasaklanması kabul edilebilir, çünkü o efekt cihazını kullanmak toplu taşıma araçlarında rahatsızlık verebiliyor. İş çıkışı yorgun veya hasta olan insanlar olabiliyor. Kontrollü bir şekilde yapılması gerekiyor. Burada asıl sorun kent merkezlerinde sokak sanatları için ayrılan alanın olmaması. Kendilerini ifade edecek alanlar sınırlandırılmış durumda” diye belirtti.
“İZMİR’DE SOKAK PERFORMANSLARI ÇOK AZALDI”
Yerel yönetimlerin sorumluluk alması gerektiğinin altını çizen Çaparoğlu, “Alanlar düzenlenerek, istişare edilerek ve aralık belirlenerek hareket edilmesi daha sağlıklı olacaktır. Yoksa biz de kurallara uymakla yükümlüyüz. Ama müziğe gürültü gözüyle bakılması üzücü. İzmir’de sokak performansları çok azalmış durumda. Canlı heykeller, sokak tiyatroları ve etkinlikler çok azaldı. Bireysel çaba değil, yerel yönetimlerin etkinlik düzenlemesi çok daha iyi olur. Belediyelerin de bütçe kısıtlaması var. 3 yıldır ciddi sıkıntıya girdiler ve çalışanların maaşlarını bile ödeyemiyorlar. Bu nedenler kültür sanat alanında da daralma ve kısıtlama yaşandı. Bu konuya geniş bir çerçeveden bakmak gerekiyor” dedi.
“İNTİHARLARA İLİŞKİN RESMİ BİR VERİ YOK”
Pandemi döneminde10 sanatçının intihar ettiğine ilişkin iddialara yanıt veren Çaparoğlu, “Pandemi döneminde mekanlara saat kısıtlamaları getirildi. Birçok mekân kapatmak zorunda kaldı. Uzun bir süre işsizlikle sınandık. Sadece ekonomik olarak bakmak değil, insanlar kendi ruhunu iç dünyasını sanatla ifade ediyor. Boşluğa düştük. Değersizlik duygusu yaşadık. Bu nedenle müzisyenlerin çoğu başka istihdam alanlarına yöneldi. İzmir’de kurye olanlar, inşaat işine başlayanlar var. Geçim işin temel ayağı. Müzisyenler Sendikası00 kişinin intihar ettiğine dair bir haber çıkardı ancak hiçbir veri yoktu elimizde. İşin kötü yanı da haber çıktıktan sonra intiharlar başladı. Bizden bir arkadaşımız da intihar etti o dönem.6-17 kişi haberden sonra intihar etti. Aklında olmayanın da aklına girdi. Ajitasyon yapmadan, acındırmadan haklarımızı savunmalıyız. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun, yerel yönetimlerin, Kültür Bakanlığı’nın müzisyeni itibarsızlaştırmadan, güvenceli ortamı sağlaması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“BİR MESLEK OLARAK GÖRÜLMÜYOR”
Sektörde çeşitlilik olduğu ve dağınık bir düzenin olduğunu belirten Çaparoğlu, sözlerinin devamında ise şu ifadelere yer verdi: “Bir yemek parasına çalışan da, arkasında0 kat fazla para alıp solist olan da var. Çok değişik bir yelpaze var. Düğün müzisyenleri de ayrı sorunlar yaşıyor. Birçok çalışma alanı güvence altına alınmış ve hakları korunmuş, belli standartlara ulaştırılmış. Müzikte de bunun sağlanması kamu sorumluluğu. Canlı müzik mekanına Sosyal Güvenlik Kurumu denetlemeye geldiğinde müzisyenleri asla korumuyor. Sigortası var mı yok mu sorgulamıyor. Müzisyenlik bir meslek olarak görülmüyor.”
GEZER: İZMİR İRAN GİBİ Mİ OLACAK?
Çocukluk yaşlarından beri sokak çalgısı ile ilgilendiğini belirten Fırat Gezer (33), “Pandemide müzik yasakları dolayısıyla ülke çapında10 tane müzisyen intihar ederek hayatını kaybetti. Müzik yasaklarının kalkması için İzmir’de sadece ben destek verdim. Ben de intihar ettim. Daha önce de yasaklar gelmişti ancak kaldırmışlardı, başarmıştık. Şu an maalesef vapur hariç toplu taşımalarda ve sokaklarda müzik yasak. Bize dilenci diyorlar. Dilenci diyerek anons ediyorlar. Ancak bu sıfatı hak etmeyen insanlarız. Zabıta, polis veya güvenlik geliyor sanki bir uyuşturucu satıcısını yakalamış gibi davranıyorlar. İnsanların içinde linç ediliyoruz. Dünyada evrensel olan bir sanatı icraat ediyoruz, bu sanat yasaklanmaz. Müzikle, enstrüman aletleri ile yaşayan bir milletiz. Bizimle ilgili bir çalışma yapsınlar. Toplu taşıma ve sokaklarda müzik serbest olsun. Dünyada tek İran’da yasak. İzmir İran gibi mi olacak?” dedi.
YAVUZ: KİME NE ZARARI VAR?
Yaklaşık0 yıldır müzikle ilgilendiğini ifade eden Fırat Yavuz, yasak nedeniyle yaşadıklarını anlattı. Severek yaptığı işini bırakmak zorunda kaldığının altını çizen Yavuz, “Bugüne kadar müzikten hiç kopmak istemedim. Zorunda kaldık. Konak’ta 5 yıl müzik yaptım. Her köşede bir arkadaşımız vardı. Rengarenk çeşitli müzikler söylüyorduk. Yabancı müzikler de söylüyorduk her kitleye hitap ediyordu. Benim yaptığım müziği beğenmeyen diğer arkadaşımın müziğini dinleyebiliyordu. Turistler de çok ilgi gösteriyordu. Ancak zabıtlar ‘burada da hiçbir yerde de artık müzik yapamazsınız’ dediler. Sahilde müzik söylemenin kime ne zararı var. Açık alan esnaf bile yok. Biz söylediğimizde kimse ilgilenmiyor” diye aktardı.
“BİRKAÇ BÖLGE BELİRLESİNLER”
Daha önce 4-5 defa para cezası yazıldığını dile getiren Yavuz, “Bin 764 TL gibi bir cezası var. Bana daha önce 4-5 defa ceza yazdılar. Sokakta yapmamıza izin vermediler mecburen tramvaya, metroya ve İZBAN’a yöneldik. Oradaki görevlilerin de tehditvari hareketleri oluyor çıkarıyorlar zorla. Zabıta yoksa da ceza yazdırmak için saatlerce bekletiyorlar. ‘Buna hakkınız yok’ dediğimizde de ‘var, gidemezsiniz’ diyorlar. Bize gelip ceza yazmalarını bekliyoruz. Evliyim çocuğum var bu vesileyle evime ekmek götürüyorum. Vatandaşlar da müziklerimizi severek dinliyorlar. Hatta zabıtalar müdahale etmeye kalktığında kızıyorlar. Ancak vatandaşları da kale almıyorlar. Sus payı gibi bize bazı bölgelerde yapın diyorlar. Dedikleri bölgelerde kuytu, insan geçmiyor. Halka açık birkaç bölge belirlesinler orada yapalım” sözlerine yer verdi.