İZMIR

ŞPO’dan Başkan Tugay’a ‘Kordon’ çıkışı: 3 ayda ne değişti?

Şehir Plancıları Odası, Kordon’a yapılacak yeraltı otopark projesine karşı çıkarak Başkan Tugay’ın aylar önceki araç karşıtı söylemlerini hatırlattı ve belediyeye “3 ayda ne değişti?” sorusunu yöneltti

İzmir’in en prestijli kamusal alanı Kordon için hazırlanan yeraltı otoparkı projesi, kent planlama ilkeleri ve kurumsal tutarlılık tartışmalarını beraberinde getirdi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay tarafından Kordon boyuna yapılması planlanan 4 bin araç kapasiteli yeraltı otoparkı projesine, TMMOB Şehir Plancıları Odası (ŞPO) İzmir Şubesi’nden kapsamlı bir itiraz geldi. Oda tarafından yayımlanan yazılı açıklamada, projenin kentin anayasası sayılan ulaşım planlarıyla çeliştiği vurgulanırken, Başkan Tugay’ın kısa süre önce otopark yatırımlarına karşı çıkan kendi söylemleri hatırlatılarak “3 ayda ne değişti?” sorusu soruldu.

OTOYOL MÜCADELESİ MİRASI

Şehir Plancıları Odası, açıklamasında öncelikle Kordon’un bugünkü yeşil alan statüsünün bir kent mücadelesi sonucu kazanıldığını hatırlattı. 1990’lı yılların sonunda bölgeden geçirilmesi planlanan 6 şeritli otoyol projesine karşı yürütülen toplumsal direnişin altını çizen Oda, “Kordon hattı, otoyol projesine karşı yürütülen mesleki ve toplumsal mücadele sonucunda, ulaşım altyapısı olarak tahsis edilmek yerine kamusal açık alan olarak korunmuş bir kıyı kesitidir. Alanın sit alanı olarak tescillenmesi ve dolgu malzemesi ile oluşturulan kıyı kesiminin yeşil alan olarak kente kazandırılması; başta meslek odaları olmak üzere İzmir halkının başarısıdır. Bugün aynı alanda büyük ölçekli bir yeraltı otoparkının gündeme gelmesi, geçmişte verilen bu mücadelenin temel gerekçeleriyle yeniden yüzleşmeyi gerekli kılmaktadır” ifadelerini kullandı. Ayrıca, müdahalenin dolgu zemin üzerinde yapılacak olmasının körfez ekosistemi ve kıyı güvenliği açısından teknik riskler barındırdığı, uzun süreli kazı çalışmalarının ise kamusal kullanımı kalıcı olarak zedeleyebileceği uyarısında bulunuldu.

OTOPARK ARZI TRAFİĞİ TEŞVİK EDER

Odadan yapılan açıklamada, 4 bin araç kapasiteli bir otoparkın yaratacağı trafik yükünün kısa vadeli rahatlama algısı yaratsa da orta ve uzun vadede daha fazla trafik baskısı üreteceği savunuldu. Planlama literatürüne göre merkezi alanlarda otopark kapasitesi artırımının özel araç kullanımını özendirdiği belirtilirken, projenin ulaşım arterlerine getireceği yük şu şekilde analiz edildi; 4.000 araç kapasiteli bir otopark, özellikle zirve saatlerde binlerce aracın giriş-çıkış yapması demektir. Bu durum, Kordon’un kısıtlı araç erişimi olan açık yeşil alan özelliğini yitirmesine sebep olabilir. Çağdaş ulaşım yaklaşımı; özel araç erişimini artırmak değil, toplu taşıma entegrasyonu, Park et-Devam et sistemleri, yaya ve bisiklet önceliği gibi ilkeleri esas alır. Bu proje, toplu taşıma ve yaya odaklı ulaşım politikalarıyla tamamen çelişmektedir”

UPİ 2030 VE LOPİ KARARLARINA AYKIRILIK

Açıklamanın en dikkat çekici kısımlarından biri, projenin İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yürürlükteki resmi planlarıyla olan uyumsuzluğu oldu. İzmir Ulaşım Ana Planı (UPİ 2030) ve İzmir Sürdürülebilir Kentsel Lojistik Planı (LOPİ) belgelerine atıfta bulunan Oda, belediyenin kendi planlarında yer alan kararları anımsattı. Konuyla ilgili yapılan açıklamada, “UPİ 2030 raporunda; 'Kent merkezinde yeni otopark yapılmayacağı gibi, mevcut otoparkların kullanımı sınırlandırılmalı ve zaman içinde kaldırılması sağlanmalıdır' kararı yer almaktadır. Ayrıca Pasaport, Alsancak ve Çankaya Bölgesi’ne yönelik olarak 'Yeni otopark yapımına izin verilmemelidir' denilmektedir. LOPİ kapsamında ise bu bölge için 'Düşük Emisyon Bölgesi' (Süper Zon) oluşturulması önerilmektedir. Dolayısıyla bu karar, belediyenin kendi vizyonuyla ve kurumsal tutarlılığıyla çelişir niteliktedir” ifadelerine yer verildi.

KISA SÜRE İÇİNDE FARKLI SİNYALLER

Oda, Başkan Dr. Cemil Tugay’ın 07.11.2025 ve 29.09.2025 tarihlerindeki açıklamalarına dikkat çekti. Tugay’ın o dönemde otopark projesine ilişkin, “Şehir merkezine otopark yapmak daha fazla aracın merkeze gelmesi anlamına gelir; biz ise tam tersini istiyoruz” ve “Araç kullanımını azaltıp bisiklet kullanımını artırmak istiyoruz” ifadelerini kullandığı aktarıldı. Şehir Plancıları Odası, kısa süre içinde verilen bu farklı politika sinyallerinin planlama yaklaşımının tutarlılığı açısından soru işaretleri yarattığını belirterek açıklamasını şu sözlerle tamamladı; Bu açıklamalar kent merkezinde özel araç kullanımını azaltmayı ve ulaşım politikalarını sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda şekillendirmeyi esas alan bir yaklaşımı ortaya koymaktadır. Ancak bugün gündeme gelen yeraltı otoparkı projesi söz konusu söylemlerle uyumlu değildir. Aynı konuya ilişkin kısa aralıklarla farklı politika sinyalleri verilmesi planlama yaklaşımının tutarlılığı açısından soru işareti doğurmaktadır. Oysa kentin gelişimine yön veren plan belgelerinde alınan kararların sistematik biçimde uygulanması bu tür çelişkileri önleyecek temel güvencedir. Kente yapılacak tüm müdahaleler bilimin ve tekniğin ışığında olmalıdır.