İZMIR

Tugay’dan 5. gün değerlendirmesi: Kısa vadede olumlu sonuç beklemiyorum

Meslek Fabrikası direnişinin beşinci gününde eylemin başladığı noktada olduğunu ve hukuki sürece dair kısa vadede olumlu sonuç beklemediğini belirten Başkan Tugay, İzmir’in hakkını savunmak için demokratik tepkilerini ve dik duruşunu kararlılıkla sürdüreceğini ifade etti

KEMAL ÖZKURT  İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait Meslek Fabrikası binası önünde başlatılan nöbet eylemi, beşinci günün akşamında da devam ediyor. Gün içinde ilan edilen ve 21 Nisan’a kadar sürecek olan kapsamlı nöbet takvimiyle birlikte daha organize bir yapıya kavuşan direniş alanında, akşam saatleriyle birlikte hareketlilik arttı. Nöbetin beşinci gününde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’a; Eskişehir Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç ve Buca Belediye Başkanı Görkem Duman da eşlik etti.  Günün gelişmelerini değerlendiren ve sürecin hukuki boyutuna ilişkin açıklamalarda bulunan Başkan Tugay, eylemin beşinci gününde halen başladıkları noktada olduklarını belirtti. Hukuki sürece dair gerçekçi bir tablo çizen Tugay, bugüne kadar yapılan müdahaleler göz önüne alındığında kısa vadede olumlu bir sonuç alınmasını beklemediğini, ancak demokratik tepkilerini göstermeye devam edeceklerini ifade etti. Belediye hizmetlerinde herhangi bir aksama yaşanmayacağını vurgulayan Tugay, İzmir’in hakkını savunmaya kararlılıkla devam edeceklerini ve halkın desteğiyle bu yanlıştan dönüleceğine inandığını belirterek, "Bu şehrin evlatları olarak dik duruşumuz sonuna kadar sürecek" dedi.

KURSİYERLERİN MÜLKÜ REHİN TUTULUYOR


Beşinci gün akşamında süreci değerlendiren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, binanın halen polis barikatlarıyla kapalı olduğunu hatırlatarak şunları söyledi: "Bugün Meslek Fabrikası'nın sabahın beşinde polisler eşliğinde kullanıma kapatılmasının beşinci günü. İlk günden itibaren burada yaratılan kötü duruma karşı tepkimizi ortaya koymaya çalışıyoruz. Ne yazık ki başladığımız noktada duruyoruz; bina halen barikatlarla kapalı. İçeride belediyenin yüz milyonlarca liralık malzemesinin yanı sıra çalışanların ve kursiyerlerin özel eşyaları var. Bugün Buca'daydım, vatandaşlar yolumu kesti. İki kişiden birisi yaşanan durumdan ne kadar rahatsız olduğunu söylüyor. Bir kursiyerimiz, 'Orada malzemelerimiz vardı, kursa devam ediyordum, onları da alamadık, içeride rehin tutuyorlar' dediğinde yüreğim sızladı. Bir devlet kurumunun başka bir devlet kurumuna yapması asla normal görülmeyecek, Türkiye tarihinde ilk defa gerçekleşmiş inanılmaz yanlış bir hareket bu. Devlet malları yediemine verilemez, bu yüzden içerideki malzemeleri şu anda çıkaramıyorlar."

VAKIFLAR ÖNCE ELİNDEKİ 3 BİN 500 MÜLKÜ DÜZGÜN KULLANMAYI ÖĞRENSİN

Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün mülkiyet iddiasına sert tepki gösteren Başkan Tugay, "Dün mahkeme heyetiyle tespitlerde bulunduk. Binadaki restorasyon ve yatırımlarımıza zarar verilmesinden endişe ediyoruz. Bu olay İzmir'in tarihine bir utanç vakası olarak geçti. Türkiye'nin başka yerlerinde de vakıflar kamu mallarına el koyuyor ama hiçbirisi bu kadar manevi değeri yüksek yerler değil. DGM olduğu dönemde burası insanların hayatına acı yüklemişti, belediye burayı devasa paralar harcayarak tertemiz bir iş için, meslek öğrenimi için restore etti. Vakıfların İzmir'de 3 bin 500 tane gayrimenkulü var. 3501’inciye ihtiyaçları yok. Ellerindeki mülkleri önce düzgün kullanmayı öğrensinler. Önce o gasp ettikleri, atıl durumdaki binalarında hizmet üretsinler ya da kira almayı başaramadıkları yerlerden kira almayı başarsınlar, ondan sonra gelip İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin mülklerine çökmeye çalışsınlar. Buna itirazımız bütün kuvvetiyle devam edecek" dedi.

BAŞLADIĞIMIZ NOKTADAYIZ

Hukuki sürecin gidişatına dair gerçekçi bir tablo çizen Başkan Tugay, "Hukuken yaptığımız girişimlerin sonuç vermesini umuyoruz ama bugüne kadar yapılan müdahalelere bakınca kısa vadede olumlu bir sonuç alamayacağız gibi görünüyor. Ama tepkimizi göstermeye devam edeceğiz. Belediye hizmetlerimizde hiçbir aksama olmayacak, bugün bütün gün belediyedeydik ve Buca'daki çalışmaları değerlendirdik. Hepimiz bu şehre aşığız. İzmir'in hakkını kimsenin yemesini kabullenmeyeceğiz. Bu şehrin evlatları olarak dik duruşumuz sonuna kadar devam edecek. İnanıyorum halkımızın talebini daha da yüksek sesle dile getirmesiyle birlikte bu insanlar da akıllarını başlarına toplayacaklar ve bu yanlışı durduracaklar" dedi.

AHMET ABİMİN KADİRŞİNASLIĞINI HİÇ UNUTMADIM


Destek ziyaretine gelen Ahmet Ataç ile olan anısını paylaşan  Başkan Tugay, "Burada edebimizle, devlete olan saygımızla demokratik tepkimizi gösteriyoruz. Ahmet Ataç Başkanımız Tepebaşı’ndan desteğe geldi. 30 Ekim İzmir depreminde beni ilk arayan oydu. 'Hemen geliyoruz' dedi ve aynı gece ekipleriyle gelip haftalarca kaldılar, aşevi kurup insanlara yemek dağıttılar. Ben 'Ahmet abi' diyorum; onun o kadirşinaslığını hiçbir zaman unutmadım. O duyarlılıkla bugün yine yanımızda. Eskişehir ve İzmir kültürel açıdan kardeş şehirlerdir. O duyarsız, devleti adaletle yönetmekten aciz insanlar bu yanlışı derhal durdurmalılar. En azından mülkiyete dair açtığımız dava sonuçlanana kadar hizmetin verilmesine engel olmamalılar. Bu ayıbı temizlemek zorundalar" diye belirtti.

ATATÜRK İSMİNİ SİLMEK İSTİYORLAR


Nöbet alanını ziyaret ederek destek veren Eskişehir Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Türkiye genelinde benzer bir tablonun yaşandığını belirterek, "Eskişehir’de ve Türkiye’deki bütün statların değişmesine neden oldular. Milyarlarca lira para harcandı; neden? Atatürk ismini silebilmek için. Buradaki konu o kadar önemli ki... Bildiğim kadarıyla 9 Eylül'de iki tane askerin şehit olduğu bir nokta burası. Hem tarihi değeri hem Atatürk'ün mirası olması hem de o gün dökülen kanlardan dolayı çok değerli bir yer. Ben bu davanızda başta Başkanımız olmak üzere bütün İzmir halkının yanındayım. Sonuna kadar hukuki mücadeleler sürecek. Günün birinde doğru kararlar çıkacağına inanıyorum" dedi.

YÜZ BİNLERCE İNSANIN HAYATINA DOKUNAN BİR YAPI


Buca Belediye Başkanı Görkem Duman, binanın sosyal önemine vurgu yaparak, "Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün İzmirlilere miras bıraktığı bu tarihi yapının vakıflara devredilmesi kabul edilemez. Bugün Buca'da üretici kadın pazarını gezerken gördük ki; oradaki kadınların çoğu eğitimini bu fabrikadan almış. Yüz binlerce insanın hayatına dokunan böylesine kıymetli bir yapının bir anda vakıflara devredilmesi İzmirliler için kabul edilebilir değil. Bunun en yakın zamanda tekrardan İzmirli gençlere ve kadınlara geri dönmesini umuyoruz" ifadelerini kullandı.