İZMIR

Tugay’dan hükümetle diyalog, kente çözüm çağrısı

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, kentte yaşanan su taşkınlarının iklim krizinin somut bir sonucu olduğunu belirterek altyapı yatırımları, merkezi hükümetle yürütülen temaslar, Basmane Çukuru ve sosyal konut projelerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Berkay Erden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, dün kent genelinde yaşanan su taşkınlarının ardından yaptığı değerlendirmede, metrekareye 80 kilogram yağış düşmesinin iklim krizinin geldiği noktayı açık biçimde ortaya koyduğunu söyledi. Tugay, aşırı yağışların yarattığı sorunların yanı sıra altyapı eksikleri, planlama ihtiyacı, merkezi hükümetle sürdürülen görüşmeler, Basmane Çukuru’nun geleceği ve sosyal konut projeleri gibi İzmir’in uzun süredir çözüm bekleyen başlıklarına da değinerek, kentin sorunlarını bütüncül bir yaklaşımla ele aldıklarını ifade etti.

METREKAREYE 80 KG DÜŞTÜ

Dün kentte yaşanan su taşkınlarının iklim krizinin bir göstergesi olduğunu belirten Tugay, “İklim krizinden bahsettiğimizde şüpheyle yaklaşanlar var. Ancak sadece Türkiye’de değil, dünyanın tamamında anormal iklim hareketleri olduğunu açıklıyorlar. Avrupa’da zaman zaman korkunç seller yaşanıyor. Toplantılarda belediye başkanları hep sellere karşı önlem almaya çalıştıklarını söylüyorlar. Amerika’da yaşanan aşırı soğuklar, canlıların yaşamasına izin vermeyecek durumda. Yazın ise aşırı sıcaklıklar ve orman yangınları yaşıyoruz. Geçen yaz kuraklıktan muzdarip olduk. Son yağışlara kadar doğru düzgün yağış almadık. İzmir kuraklıktan muzdarip. Bu geçici bir durum değil. Sadece bu sene yaşanacak bir durum da değil. Ani ve sert yağışlarla rahatsızlık vermeye devam edecek. Buna önlem almamız ve insanlarımızın bilinçli olması, kamu yöneticilerinin de üstüne düşeni yapması gerekiyor. Dünkü yağış hakkında da konuşmak istiyorum. Metrekareye 80 kilogram yağış düştü. Kısa sürede böyle bir yağış düşünce ister istemez su birikintileri oluyor; bugün bunu yaşadık. Bu olanlardan dolayı zarar gören yurttaşlarımıza geçmiş olsun diliyorum. Binlerce belediye çalışanı sahadaydı. Çok kısa zamanda tahliyeler yapıldı. Birkaç saatlik dönemde yağan yağışın ardından bazı yerlerde yaşanan problemler, ne kadar hızlı müdahale etsek de bazı vatandaşlarımızın zarar görmesine sebep oldu. Birkaç şeyi açıklamakta fayda var. Basan evlere bakınca çoğunun plansız, imarsız, plan dışı yerler olduğunu görüyoruz. Çoğu imar affıyla yapı kullanım belgesi almış. İkinci Sanayi Sitesi’nde dere taşkını oldu. Manda Çayırı taştı. Deniz seviyesinin ani yükselmesinden kaynaklandı. Liman arkası bölgesi aniden suyla dolunca deniz 1 metre yükseldi, dere dışarıya boşalamadı. Kemalpaşa Ulucak’ta menfez girişinde bir araç sele kapıldı ve menfezi tıkadı. Bunların hepsi bizim için çıkarılacak dersler. Önümüzdeki dönemde altyapı ile ilgili çalışmalar yapılacak. İzmir’de en çok altyapıya önem veriyoruz. Depreme dayanıksız binaların dönüşümüne ve ulaşıma kaynak ayırıyoruz. Doğru planlamalar yaptığımıza eminiz. Her şeyin düzelmesi zaman ve kaynak istiyor. Altyapı çalışmaları için beklediğimiz kredilerin politik nedenlerle onaylanmamış olması İzmir’in canını yakıyor. Bu durumun hâlen düzelmesini bekliyoruz. İkinci çevre yolu gibi projelerin bekletilmeden yapılmasını istiyoruz. Bunların siyasi bir tarafı yok. Bunlar devletin ve belediyenin yapması gereken işler. İzmir’in katma değerine baktığımızda bunu karşılayacak güç kesinlikle var” diye konuştu.

SORUNLARI ÇÖZMEK ADINA GÖRÜŞÜYORUM

İzmir’deki sorunların çözümü için iktidar temsilcileri ile görüştüğünü dile getiren Tugay, “AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı ile hükümetin İzmir’deki temsilcisi olarak, kentin gündemindeki sorunlarla ilgili zaman zaman görüşüyorum. Bu konuşmaların amacı doğru anlaşılsın. Hangi sorunun neden kaynaklandığını ve ne tür sıkıntılar yaşandığını aktarmak için görüşüyorum. Bilal Saygılı’nın yapıcı bir profil içinde olduğunu söyleyebilirim. Ancak bazı milletvekillerinin konunun içeriğini bile anlamadan, sadece siyasi eleştiri yapmak için konuya yaklaşmalarını yanlış buluyorum. Ben CHP’li bir belediye başkanıyım. Halkımız beni onayladı. Ancak belediye başkanlığı, hükümeti ilgilendiren konuları da kapsadığı için her siyasi kesimle diyalog içinde olmak zorundayım. İzmir’in sorunlarına çözüm üretmek adına diğer partilerin siyasi temsilcileriyle de görüşüyorum. Hükümet gücü tamamen onlarda, bu nedenle bu iletişimin olması gerekiyor. Konuştuğumuz konu sadece İzmir’in sorunları ve bizim hükümetten beklentilerimizdir” dedi.

ENDİŞELER İÇİN ERKEN

Yağmur tohumlama için bilim insanlarından yapılan açıklamaları yorumlayan Tugay, üniversitelerin onaylayacağı şekilde bu işi yapmak istediklerini belirtti. Tugay, “Türkiye’de daha önce uygulanmayan bir iş olduğu için maliyet hesabı yapmakta zorlanıyoruz. Aklımızda olan şey, üniversitelerin onaylayacağı şekilde bir şartname oluşturmak. Henüz bu noktaya uzağız. Bu nedenle bir maliyet söyleyemiyorum. Yapacağımız işi zarar doğuracak şekilde yapmayacağımızı söyleyebilirim. Biz bunu yapalım derken, barajları doldurmak için baraj havzalarında yapılmasını düşündük. Yağışın az olduğu dönemler için planladık. Henüz bir tarih veremiyorum. Türkiye’de böyle bir firma da yok. Zararları konusunda söylenenler tahmini, bilimsel veriye dayanmayan söylemler. Toprağa zarar verecek bir iş değil. Bu tür endişeler için henüz çok erken. Yapacağımız zaman mutlaka duyuracağız. Şehrin üzerinde yapılmayacağından herkes emin olabilir. İzmir’in yararlandığı havzalar üzerinde böyle bir çalışma yapmak bana mantıklı geliyor” ifadelerini kullandı.

BASMANE ÇUKURU KUCAĞIMIZA GELDİ

Basmane Çukuru meselesinin kendi döneminden önce başladığını ve kendi döneminde bu sorunu çözmek istediğini belirten Tugay, “Basmane Çukuru ilgili yapılan anlaşmada mülkiyet üzerinden yüzde 12 civarında bir hak var. Otoparkta bir sorun yok ancak Basmane’de öngörülen proje iptaller nedeniyle yapılamamış. Göreve başladığımda hedefim, Aziz Kocaoğlu döneminde yüzde 12 olan mülkiyet hakkını yüzde 30’a çıkarmaktı. Bizim yaptığımız şey bunu daha ileriye taşımak. TMSF o zaman bunu imzalamamıştı. Şimdi kendi yönetim kurullarıyla yüzde 30’u kabul etmiş oluyorlar. Bu bir kazanım. TMSF’ye rant sağlamaktan bahsediliyor, ancak onlar sadece temsilci. Hak sahibi yaklaşık 200 kişi var. Biz aslında bu anlaşmayı temsilci olarak TMSF ile yapıyoruz ama birilerinin sorunu çözülüyor. Önceki dönem belediye başkanı buranın tapusunu üzerimize alabiliriz diyor. Ancak bu mali yükümlülükleri ortadan kaldırmıyor. O insanları bulup zararlarını karşılamanız gerekiyor. Çok ciddi bir bütçe söz konusu. Kaynak bulmak gerekiyor. Birilerinin bunca zaman cezaevi içinde kalması da ayrı bir mesele. Parasını vermeniz lazım. Belediyeyi mali yükümlülükler altına sokan anlaşmalar yapılmış. Benden önceki başkan TMSF ile görüşmeler yapmış ve ‘Biz size buraya karşılık arsa verelim’ demiş. TMSF de buranın değerini karşılayacak bir arsa olursa kabul edebileceğini söylemiş. Ancak İzBB böyle bir arsa bulamamış. TMSF bunu daha detaylı anlatabilir. Geçen dönem onlarla yapılmış hiçbir anlaşma yok. Sorun kucağımıza geldi. Basmane Çukuru, kentin göbeğinde tamamen atıl, ölü bir alan olarak duruyor. İzmir halkı bu sorunları çözmem için bana bu görevi verdi. Birilerinin kişisel meselelerini karşılamam için değil. Ben bu beş seneyi bu sorunu çözmeden geçirirsem, daha ne kadar böyle devam edecek? Belediyenin borçlu olduğu bir durum var. Kamuya ödenmesi gereken paralar var. Bu kaynağı bulmadan sorunun çözülmesi mümkün değil. Biz diyoruz ki buraya kültür merkezi yapalım. Tüm İzmirlilere hizmet etsin. Hiçbir plan değişikliği yapmadık. Bize nasıl geldiyse o şekilde sunduk. Emsal artışı yapmadık. TMSF bunu kabul etti. Bu şekilde sonuçlanırsa İzmir için kronikleşmiş önemli bir sorunun çözülmesi anlamına gelecek. Biz de elimizden geldiğince sorunsuz bir çözüm üretmeye çalışıyoruz. Bu anlaşmalar şu anda belediyeyi bağlıyor. Dışarıdan ahkâm kesmek kolay. Yönetici sorumluluğu olan benim. 1,5 yıl boyunca her yönüyle değerlendirdik. Mahkeme sonucu ne olursa olsun mali yükümlülükler aynı kalacak. Belediyeyi mali açıdan kilitlemeyi doğru bulmuyorum. Bunun İzmir halkına zarar vereceğini düşünüyorum” diye konuştu.

TOKİ İLE BAKIŞ AÇISI FARKLILIKLARI VAR

TOKİ’nin kentte konut üretimi için rezerv alan oluşturulması konusuna değinen Tugay, “Bakanlıkla rezerv alanlar konusunda görüşmeler yapıyoruz. Olumlu gelişmeler olma ihtimali var ancak henüz sonuçlanmadı. Bakanlığın ve AK Parti siyasetinin de katkısı gerekiyor. TOKİ ile bakış açımızda farklılıklar var. TOKİ bir alana konut yapıyor ancak ulaşım ve sosyal projeler yeterince düşünülmeden projeler hayata geçiriliyor. Kemalpaşa konutlarının hâlâ ulaşım sorunu var. Selçuk gibi bir yerde bu tür sorunlar yaşanmamalıydı. Bunları birlikte belirleyelim. Biz de belediye olarak üzerimize düşeni yapalım, sonra TOKİ orada proje yapsın diyoruz. Bazı rezerv alanların bize verilmesini, bizim de orada proje üretmemizi istiyoruz. Menemen’deki proje herhangi bir konut projesi değil; tüm detaylarıyla düşünülmüş bir proje. Bunu sağlamak zorundayız. TOKİ’nin konut yapma çabasını doğru buluyorum ancak bunu yerel yönetimlerle uyumlu yapmamasını yanlış buluyorum. Altyapıyı sıkıntıya sokmayan projeleri birlikte yapabiliriz. Rezerv alanlarda tek başımıza bir şey yapamıyoruz. Bakanlığa ait alanlarda bir iş birliği yapılabileceğini söyledik. Bizim teklif ettiğimiz rezerv alanları bakanlığın kabul etmesini bekliyoruz” dedi.