İZMIR

Türk coğrafyasının gazetecileri aynı panelde

Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü ev sahipliğinde düzenlenen “Türk Dünyasında Ortak Türk Medyası: Sorunlar ve Çözüm Önerileri” panelinde, farklı ülkelerden gazeteciler ve temsilciler bir araya gelerek enformasyon savaşlarından dil engellerine kadar birçok başlıkta çözüm aradı.

Ege Üniversitesi (EÜ) Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü, Türk coğrafyasının dört bir yanından gelen gazeteci ve temsilcilerin katılımıyla stratejik bir panele ev sahipliği yaptı. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, Ege Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Murat Boyacı, Prof. Dr. Aydoğan Savran, Prof. Dr. Tahir Yağdı, Ege Üniversitesi Genel Sekreteri Prof. Dr. M. Bahattin Tanyolaç, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı İzmir Bölge Müdürü Cengiz Kutlu Yüksel, Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Atıf Akgün ve TRT İzmir Bölge Müdürü Mevlüt Şahbaz’ın katılımıyla gerçekleştirilen panel, uluslararası bir bilgi şölenine sahne oldu.  “Türk Dünyasında Ortak Türk Medyası: Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı panelde, enformasyon savaşlarından dil bariyerine kadar pek çok kritik konu masaya yatırıldı. İki oturum halinde gerçekleştirilen panelin ilk bölümünde; Kuzey Makedonya Büyükelçiliği Özel Kalemi ve Gazeteci Gulsum Mustafova, Türkmen TV Genel Yayın Yönetmeni Dr. Murtaza Ali ve Gazeteci Meruert Pambetova konuşmacı olarak yer aldı. Etkinliğin ikinci oturumunda ise Yeni Çağ Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Agil Aleşger ve panele çevrimiçi olarak bağlanan Tercüman Medya Genel Yayın Yönetmeni Gulsum Khalilova, Türk Dünyasında medyanın mevcut durumu ve çözüm önerileri üzerine değerlendirmelerde bulundu.

“TÜRK DÜNYASINDA MEDYA İMKANLARINDA EŞİTSİZLİK VAR”

Etkinlikte konuşan Zafer Karatay, Türk Dünyasındaki medya imkanlarının eşitsizliğine dikkat çekerek, “Bağımsız Türk Cumhuriyetlerimizin güçlü ajansları var ancak diğer Türk toplulukları bu imkanlara sahip değil. 'Dilde, fikirde, işte birlik' şiarını yaşatmak için güçlü olanların, sesi az duyulan kardeşlerimize daha fazla ilgi göstermesi gerekir. Sadece Kırım’ın değil; Balkanlar’dan Türkistan’a, Irak’tan Rusya içindeki esaret altında yaşayan milyonlarca soydaşımıza kadar herkesin derdiyle dertlenmeli, onların sesini duyurmaya gayret etmeliyiz” sözlerine yer verdi.

“GAZETECİLİK KİMLİĞİMİZİ KORUMA DAVASIDIR”

Panelin ilk oturumunda söz alan Gazeteci Gulsum Mustafova, Balkan Türklüğünün medya aracılığıyla verdiği varoluş mücadelesini anlattı.944’te kurulan Birlik Gazetesi’nin Üsküp’teki önemine değinen Mustafova, “Birlik, yasaklara rağmen Türkçeyi yaşatan bir kaleydi. Merhum Fahri Kaya’nın dediği gibi; biz bu topraklarda varlığımızı ispat etmek için Türkçe yazıyoruz. Gazetecilik bizim için sadece haber değil, kimliğimizi koruma davasıdır” diye konuştu.

“ÜÇ TEMEL ENGELLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

Türk Dünyasındaki medya entegrasyonunun önündeki engelleri sıralayan Gazeteci Meruert Pambetova, dışa bağımlılığın tehlikelerini sıraladı. Abdualieva, “Bugün üç temel engelle karşı karşıyayız: Dil bariyeri, enformasyon hegemonyası ve dijital uçurum. Hala kendi haberimizi başkasının gözünden okuyoruz. Biz kendi hikâyemizi kendimiz anlatmadıkça, küresel ajansların algı yönetimlerine karşı savunmasız kalmaya devam edeceğiz” dei.

“TÜRKMENLERİN SORUNLARINI FİLTRESİZ OLARAK DÜNYAYA DUYURUYORUZ”

Suriye Türkmenlerinin sesini duyurmaya çalışan Türkmen TV Genel Yayın Yönetmeni Dr. Murtaza Ali, bölgedeki asimilasyon tehlikesine dikkat çekti. Ali, “Şam ve Halep gibi zorlu bölgelerde hem Türkçe hem Arapça yayın yaparak dezenformasyonun önüne geçiyoruz. Eskiden sesimiz başkalarının filtresinden geçerek iletiliyordu; şimdi ise Türkmenlerin gerçek sorunlarını filtresiz bir şekilde dünyaya duyuruyoruz” ifadelerine yer verdi.

“ORTAK BİR MEDYA DİLİ KURMAK HEPİMİZİN TARİHİ SORUMLULUĞUDUR”

Panele çevrimiçi bağlanan Kırımlı Gazeteci Gulsum Khalilova, medyanın işgal altındaki topraklar için hayati önemine dikkat çekerek, Emperyalist sistemlerin kendi gerçekliklerini inşa ettiğini dile getirdi. Khalilova, “Biz yapmazsak kimse bizim sesimizi duyurmaz. Kaleminiz varsa yazın, sesiniz varsa konuşun; çünkü sessizlik en büyük yenilgidir. Ortak bir medya dili kurmak hepimizin tarihi sorumluluğudur” dedi.

DEZENFORMASYONLA MÜCADELEDE YEREL MEDYA VURGUSU

Panelin kapanış bölümünde dezenformasyonla mücadeleye odaklanan Agil Aleşger, kurumsal iş birliklerinin yalnızca üst düzeyde kalmaması gerektiğini vurguladı. Türk dünyasında ortak bir teyit mekanizmasının aciliyetine dikkat çeken Aleşger, resmi ajanslar arasındaki koordinasyonun önemli olduğunu ancak asıl etkinin bu iş birliğinin yerel medyaya ve topluma yansımasıyla sağlanacağını ifade etti. Aleşger’e göre kalıcı başarı, bu stratejik dayanışmanın yerel gazetelere kadar yayılmasıyla mümkün olacak. Program, konuşmacılara teşekkür belgelerinin takdim edilmesi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle noktalandı.