Dokuz Eylül Üniversitesi Hidrojeoloji Uzmanı Prof. Dr. Celalettin Şimşek, özellikle Torbalı Ovası’nda yapılan son ölçümlere dikkat çekerek, “Geçen hafta yaptığımız çalışmada yer altı suyunda yaklaşık 120 santimetrelik yükselme tespit ettik. Bu oldukça sevindirici bir gelişme. Şimdiden böyle bir artış olduysa, mayıs sonu ya da haziran ayında bu yükselmenin 3 metreye ulaşması muhtemel görünüyor” dedi.
Kent genelinde son 45 günde düşen yağış miktarının, yılın başından bu yana yağan yağmur kadar olduğuna işaret eden Şimşek, bu durumu “etkili yağış” olarak tanımladı. Bu tür yağışların barajları doğrudan beslediğini ve toprağın doygunluğa ulaşmasıyla birlikte yer altı sularına da olumlu yansıdığını belirtti.
Şimşek, “Bu yağışlar büyük bir su krizinin önüne geçti. Barajlar önemli ölçüde doldu, yer altı suları da yeniden yükselmeye başladı. Bu tablo hem tarım hem de içme suyu açısından umut verici” ifadelerini kullandı.
"BARAJI BESLER"
Prof. Dr. Şimşek, "Daha bugünlerde böyle bir yükselme olduğuna göre muhtemelen haziran, mayıs sonu gibi bu 3 metreyi bulacak gibi görünüyor. Bu da yer altı suyu için büyük bir toparlanma. Önemli bir yağış geldi. Büyük taşkınlara neden oldu. Bu taşkınlar da yer altı suyunu besleyecektir. Şu anda daha süzülmenin sürdüğünü düşünüyorum. Yani mayıs sonu gibi önemli bir yer altı suyuna katkısı olacağını düşünüyoruz" diye konuştu.
Gelecekte yine kurak dönemlerin yaşanabileceğine, bu nedenle ders alınması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Şimşek, "Özellikle barajdan akan fazla suların yer altı suyunu besleyebileceği projeleri ivedilikle yapmamız gerekiyor. Çünkü bunlar dinlenmiş su olacağı için doğrudan barajı besler ve çok katkısı olur" dedi.
"YER ALTI SUYU SONSUZ BİR KAYNAK DEĞİL"
Prof. Dr. Celalettin Şimşek, şunları söyledi:
"Çamurlu bulanık suları, doğrudan yer altı suyuna verirsek kirlenmeye neden olabilir. Çünkü taşkın sular patojen içerebilir. Bazı kirletici kaynaklara bulaşmış olabilir. Bunları doğrudan yer altı suyuna vermek çok doğru bir yaklaşım değil. Bazen basında izliyoruz. Bazı çiftçilerimiz, bu suları kuyulara yönlendiriyor. Bunu çok önermiyoruz. Çünkü bu taşkın suları kirletebilir. Dolayısıyla hani içmede veya çeşitli amaçlarla kullanılan bu yer altı su kuyularında problem yaratabilir. Vatandaşlarımız en azından kuyularda böyle bir bulanıklık gördüğünde veya koku duyduğunda dikkat etmelerinde fayda var. Önümüzdeki dönemlerde yer altı suları ile ilgili çok ciddi çalışmalar yapmamız lazım. Yer altı suyu, sonsuz bir kaynak değildir. Bunu öngörmemiz lazım. Mümkün olduğu kadar yüzey suyu kaynaklarındaki fazla suları, ne yapıp edip, projelerle yer altı suyuna katkısını sunmasına yardımcı olmamız lazım."
"YAĞMUR HASAT PROJELERİ YAPILABİLİR"
Vatandaşlara uyarılarda da bulunan Prof. Dr. Şimşek, "Artık bireysel olarak su tasarrufuna yönelik tedbirleri uygulamamız gerekiyor. Bunun en başında, evlerimiz müsaitse yağmur hasat projeleri yapılabilir. Çiftlik evleri, müstakil evler, büyük kamu binalarında bunları uygulamak lazım. Mümkün olduğu kadar yağmur suyunu, sisteme katmamız lazım. İçme suyundaki baskıyı azaltmamız gerekiyor. Çiftçilerimizin de tasarruflu sulama sistemlerine geçmeleri lazım. Damlama sistemi hatta toprak altında damlama sistemleri modelleri gelişti. Bunları uygularlarsa çok büyük su tasarrufu sağlarlar. En azından sürdürülebilir bir su kaynağını yönetmiş olacağımızı düşünüyorum" dedi.