İZMIR

Yargı emekçileri yeni adli yıla da sorunlarla girdi

Büro Emekçileri Sendikası, yeni adli yılın başlamasıyla yargı emekçilerinin ağır iş yükü, mobbing, personel eksikliği ve ekonomik kayıplarının yeniden ele alınması gerektiğini belirterek, sorunların çözümü ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi çağrısında bulundu

KEMAL ÖZKURT / Adli yılın başlamasıyla birlikte yargı kurumları çalışmalarına yeniden başladı. Yeni adli yılın açılmasıyla birlikte yargının işleyişi ve yargı emekçilerinin çalışma koşulları da yeniden gündeme gelirken, Büro Emekçileri Sendikası İzmir Şubesi bugün yaptığı basın açıklamasıyla yargı çalışanlarının yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Açıklamayı okuyan Büro Emekçileri Sendikası Şube Mali Sekreteri Fatma Arslan , yargı bağımsızlığının zedelendiğini, ekonomik koşulların yargı emekçilerini zorladığını ve artan iş yükünün çalışanlar üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi. Arslan ayrıca personel eksikliği, mobbing, havuz paraları ve özlük haklarına ilişkin taleplerini sıralayarak sorunların çözülmesi çağrısında bulundu.

YARGI BAĞIMSIZLIĞI YENİDEN SAĞLANMALI

Yargı bağımsızlığının adli yılın başlamasıyla birlikte yeniden tartışılması gerektiğini belirten Arslan, yargı kurumlarının yürütme erkinden bağımsız olması gerektiğini söyledi. Arslan, “Yargı organı, adli yıl tatili nedeniyle 20 Temmuz’da ara verdiği çalışmalarına, yürütme erkinin temsil edildiği saray salonlarında gerçekleştirilen konuşmalar ve iyi niyet temennileriyle başlamış bulunmaktadır. Adli yıl açılışlarının, yargı mensuplarının temsil edildiği salonlar yerine yürütme erkinin belirlediği salonlarda yapılmasının alışkanlık hâline gelmesi, yargı bağımsızlığının ne ölçüde zedelendiğinin açık bir göstergesidir. Gündelik hayatın ayrılmaz bir parçası hâline gelen şiddet sarmalı ve haksızlığa uğrama duygusu, toplumun birlikte yaşama iradesini zayıflatmakta, başta yargı kurumu olmak üzere kamu kurumlarına duyulan güveni ciddi biçimde zedelemektedir. Yargının, iktidarları değil demokrasiyi ve demokratik değerleri koruması gerekir. Bunun için yargı kurumlarını evrensel hukuk normlarına ve demokratik değerlere uygun hareket etmeye davet ediyoruz” dedi.

YARGI EMEKÇİLERİNİN İŞ YÜKÜ ARTIYOR

Ekonomik politikaların toplumun geniş kesimlerini yoksullaştırdığını ve bunun yargı emekçilerinin iş yükünü de artırdığını ifade eden Arslan, “Artan yoksulluk, toplumsal şiddeti artırmakta; artan şiddet ise yargı emekçileri açısından daha fazla dava dosyası, daha fazla duruşma ve artık mobbing boyutuna ulaşan ağır bir iş yükü anlamına gelmektedir. Artan yoksulluk; ödenemeyen borçları, aile içi şiddeti, boşanma davalarını ve iflasları beraberinde getirmekte, ortaya çıkan bu yoğun iş yükü yargı emekçilerini mağdur etmektedir. Yargı emekçileri adliye koridorlarında, duruşma salonlarında ve mahkeme kalemlerinde çeşitli şiddet biçimleriyle baş başa bırakılmaktadır. Yargı reformu paketlerinde yargı emekçilerinin kangren hâline gelmiş sorunları görmezden gelinirken, yeni düzenlemeler dava sayılarını artırmakta ve yıllarca süren yargılamalar çalışanların iş yükünü ağırlaştırmaktadır. Yargı emekçileri bir yandan açılan davalarla uğraşırken, diğer yandan zamanında tamamlanamayan işlerden kaynaklanan baskı ve ağır iş yükü nedeniyle soruşturmalarla mağdur edilmektedir” diye konuştu.

EKONOMİK VE ÖZLÜK HAKLARI İYİLEŞTİRİLMELİ

Yargı emekçilerinin ekonomik kayıplarına ve havuz parası uygulamasına dikkat çeken Arslan, 2009 yılından bu yana çalışanların haklarında kayda değer bir iyileşme olmadığını belirtti. Arslan, “23 Temmuz 2009 tarihinde yasalaşan 6009 sayılı Kanun kapsamında 3717 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikler, yargı emekçileri aleyhine sonuçlar doğurmuş ve yargı emekçilerinin kazanılmış hakkı olan havuz parasının ortadan kaldırılmasına yol açmıştır. Yargı emekçileri bugün açlık sınırı ile yoksulluk sınırı arasında bir ücret almakta; 2009 yılından bu yana ekonomik ve özlük haklarında kayda değer bir iyileşme sağlanmadığı gibi, yaşanan ekonomik kayıplar da her geçen gün artmaktadır” diye konuştu.

PERSONEL EKSİKLİĞİNE ACİL ÇÖZÜM İSTEDİ

Açıklamasının son bölümünde taleplerini sıralayan Arslan, “Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarında öncelikle kurum içinden atamalar yapılmalı, haksız mülakat uygulamalarına son verilerek yazılı sınav sonuçları ve liyakat esas alınmalıdır. Havuz paralarının bütün yargı emekçilerine adil bir şekilde verilmesi için acil yasal düzenleme yapılmalıdır. Yargı emekçilerinin ücretsiz faydalanabileceği kreş ve bebek bakım odaları açılmalı, bütün yargı emekçilerine ayrım yapılmaksızın ulaşım ücreti verilmelidir. Aşırı iş yükünün ortadan kaldırılması için acilen yeterli sayıda personel alımı yapılmalı, mobbinge maruz kalan personelin durumu değerlendirilerek mobbingi önleyecek kurullar oluşturulmalı ve mobbing uygulayan amirlere yaptırım uygulanmalıdır. Yargı hizmetleri sınıfı oluşturulmalı, kadro ve unvanlar yeniden tanımlanmalıdır. Büro Emekçileri Sendikası olarak, yargı emekçilerinin taleplerinin karşılanması, ekonomik ve özlük haklarının iyileştirilmesi ve bağımsız bir yargı sisteminin tesis edilmesi için mücadele etmeye devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.