İZMIR

Zehir, taciz, denetimsizlik: İzmir’de KYK yurtları alarm veriyor

Buca’da Gazi Ayşe Hanım Kız Öğrenci Yurdu’nda yaşanan toplu zehirlenmenin tesadüf olmadığını belirten Lülüfer Körükmez Kaya, bunun denetimsizlik ve yanlış bütçe politikalarının kaçınılmaz sonucu olduğunu vurguladı

KEMAL ÖZKURT – ÖZEL HABER - İzmir’in Buca ilçesindeki Gazi Ayşe Hanım Kız Öğrenci yurdunda yaşanan gıda zehirlenmesi vakası, kentteki yurt güvenliği ve denetim konularını yeniden tartışmaya açtı. Akşam yemeğinden sonra rahatsızlanan 28 öğrenci, ambulanslarla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin yemeklerden numune aldığı olayla ilgili inceleme başlatıldı. Bu olay, İzmir’deki yurtlarda son dönemde yaşanan ikinci ciddi vaka olarak kayıtlara geçti. Kısa bir süre önce de Çiğli’deki bir yurda yabancı bir şahsın girmesiyle sonuçlanan güvenlik ihmali yaşanmış, konuyla ilgili idari soruşturma başlatılmıştı. Üst üste gelen bu iki olay, yurtlardaki hem fiziksel güvenlik hem de sağlık denetimlerinin yeterliliği konusunda soru işaretlerine neden oldu. Yurtlarda yaşanan bu olaylara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Eğitim Sen İzmir Üniversiteler Şubesi Başkanı Lülüfer Körükmez Kaya, yaşananların bütçe tercihlerinden ve politika eksikliğinden kaynaklandığını vurguladı. Yurtlardaki hijyen ve güvenlik sorunlarının denetimsizlik sonucu olduğunu belirten Kaya, taşeronlaşmanın sistemi çıkmaza soktuğunu ifade etti. Mevcut tabloyu yönetim krizi olarak nitelendiren Kaya, gençlerden kısılan her kaynağın ülkenin geleceğinden kısıldığını söyledi.

EĞİTİMDEN VE GENÇLERDEN KISILIYOR

Yurtlardaki temel sorunun hükümetin bütçe kullanımındaki tercihlerden kaynaklandığını belirten Kaya, “Türkiye'de maalesef bu yurtlarda bu kadar fazla asansör faciası yaşanması, taciz olaylarının olması ve güvenliğin sağlanamaması bir gerçek. Öğrencilerin yemeklerinden hijyenik, konforlu ve sağlıklı olmayan maddelerin, bazen hayvanların ve böceklerin çıkması, gıdanın kaliteli ve yeterli kaloriye sahip olmayışı bize şunu gösteriyor: Biz eğitimde yeterli parayı ve yeterli özeni ayırmıyoruz. Sadece para değil, bu parayı orada kullanacak politikayı da oluşturmuyoruz. Gençler önceliğimiz değil. Gençler dediğimiz şey hamasi bir kavram değil, hakikaten bu ülkenin geleceği. Bugün nasıl bir eğitim veriyorsak, hangi koşullarla yetiştiriyorsak, önümüzdeki günlerde o gençler bu ülkeye o biçimde bakacak. Dolayısıyla eğitimden kıstığımız her an aslında geleceğimizden kısıyoruz” dedi.

BESLENEMEYEN ÖĞRENCİNİN BAŞARISI DÜŞÜYOR

Sağlıklı barınma ve beslenme koşullarının akademik başarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Kaya, “Bugün gençlere nasıl bir eğitim veriyorsak ve hangi koşullarla yetiştiriyorsak, yarın o gençler bu ülkeye o biçimde bakacak. Bilimsel çalışmalar bize şunu net bir şekilde gösteriyor; güvenli ortamda yaşayan ve yeterli gıdayı alabilenlerin akademik başarıları artıyor. Beslenemeyen kişinin öğrenme kapasitesi düşecektir. Dolayısıyla öğrenme kapasitesi düştüğünde aldığı eğitimden yeterince yararlanamayacak ve iş sahibi olduğunda da daha eksik donanımlı olacaktır. Karşımızdaki resim çok net; hükümetin bu yönde bir politikası yok maalesef” ifadelerini kullandı.

DURUMUMUZ PARLAK DEĞİL

Hükümetin barınma krizine karşı yeni yurt binaları inşa etmesine rağmen hizmetin taşeronlaşmasının risklerine değinen Kaya, “Bu durum Türkiye'deki ekonomi-politiğin bir yansımasıdır. İnşaat sektörünün politik iktidar ile olan bağını biliyoruz; bu ilişki birbirini korumak ve desteklemek üzerine kurulu. Sadece bina yapmak yetmiyor, o binayı güvenli yapmak ve içerisinde ne yapacağımızı belirlemek gerekiyor. Hem Türkiye’nin politik ekonomisine bakmak, hem de bu yapı içerisinde vatandaşı ve özellikle genci nereye koyduğumuzu anlamak gerek. Ne yazık ki bu konuda durumumuz pek parlak değil” dedi.

ÖĞRENCİLERDEN “İHMAL” İDDİASI

Yurtta yaşanan zehirlenme vakasının ardından, öğrencilerin kendi aralarındaki mesajlaşmaları ve geçmişe dönük tanıklıkları ihmaller zincirini gün yüzüne çıkardı. WhatsApp gruplarında bir araya gelen öğrenciler; kahvaltıda verilen peynirlerin “bozuk fare gibi koktuğunu”, patateslerin ise “yeşermiş” olduğunu iddia etti. Geçmiş yıllarda yurtta kalan bir öğrenci ise “Bu yurtta kalalı neredeyse 8 - 9 yıl olacak. Ama hiçbir şey değişmemiş. Benim dönemimde de yemeklerde kullanılan yağlar yüzünden yüzümüzde yaralar oluşuyordu” şeklindeki ifadesi, sorunun yıllardır sürdüğünü ortaya koydu. Öte yandan, yurt yönetimin, gıda zehirlenmesi iddialarına karşı “salgın var” savunmasını yaparak konuyu kapatmaya çalıştığını öne süren öğrenciler, olay gecesi yurt müdürünün odasına kapandığını ve kendileriyle muhatap olmadığını iddia etti.