KÜLTÜR-SANAT

GSF öğrencileri ödüllerini aldı

İzmir Ticaret Borsası’nın, çocuklara tarımı ve doğayı sevdirme amacıyla düzenlediği ‘Toprak ve Çocuk’ temalı yarışmasının ödül töreni gerçekleşti. GSF öğrencilerine ödülleri takdim edilirken, hatıra fotoğrafları da çekildi
SULTAN GÜMÜŞ
İzmir Ticaret Borsası (İTB) çocuklar ile gençler arasında tarım ve doğaya ilişkin farkındalığın arttırılması amacıyla Toprak ve Çocuk projesini hayata geçirdi. Tarım, Doğa ve Çocuk Temalı Animasyon Filmi ve Senaryosu yarışmasına katılan 25 proje, İTB üyeleri ve Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Film Tasarım Bölümü Canlandırma Filmi Tasarımı Ana Sanat Dalı akademisyenlerinden oluşan kurul tarafından değerlendirildi. Tarım, Doğa ve Çocuk Temalı Animasyon Filmi ve Animasyon Film Senaryosu kategorilerinde düzenlenen ve birincilik ödülünün 5 bin 500, ikincilik ödülünün 3 bin, üçüncülük ödülünün 2 bin, mansiyon ödülünün ise bin 500 TL olarak belirlendiği yarışmaya katılan eserler İTB Yönetim Kurulu Üyesi Derya Pala, İTB Meclis Üyesi Sonnur Kırmızıoğlu, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Faik Kartelli, araştırma görevlisi Cansu Karaman Cengiz, öğretim görevlileri Hakan Ergin ve Markus Berger’den oluşan jüri tarafından değerlendirildi. Jüri değerlendirmesi sonucunda Film Tasarımı Bölümü, Canlandırma Filmi Tasarım ve Yönetimi Ana Sanat Dalı 4. sınıf öğrencisi Murat Can Yağbasan ‘Kayıp Dostum Toprak’ animasyon filmi ile birinciliğe layık görülürken, 3. sınıf öğrencisi Nurseli Şahin ‘Umudun Tohumu’ animasyon filmi ile ikinci, Necef Mengüverdi ‘Çocuk ve Doğa’ animasyon film senaryosu ile üçüncü, Merve Betül Karakuş ‘Kuş Sütü’ animasyon filmi ile dördüncülük ödülünün sahibi oldu. Öğrenciler önceki gün İzmir Ticaret Borsası’nda gerçekleşen organizasyonla ödüllerini aldı.
“SON 50 YILDA BÜYÜK DÖNÜŞÜM”
Kürsüye çıkarak ödül törenine ilişkin konuşan İTB Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, projeyi neden bu kadar çok önemsediklerini aktararak, şu sözlere yer verdi: “Ülke olarak son 50 yılda büyük bir dönüşüm yaşadık. 1960’lara girerken nüfusumuzun neredeyse yüzde 70’i kırsaldaydı. İnsanlarımız doğa ile iç içe ve onunla barışık bir yaşam sürüyordu. Ekonomik alandaki değişimler, sanayileşmenin hız kazanması insanları daha iyi bir yaşam ve daha yüksek gelir arayışıyla kentlere yönlendirdi. Gençler köyleri terk etmeye başladı. Geldiğimiz nokta itibariyle 80 milyonu aşan nüfusumuzun yüzde 80’i kentlerde bulunuyor. Ne yazık ki bu hızlı dönüşüm pek çok sorunu da beraberinde getirdi. Altyapımız büyük göç dalgasına hazır değildi. Kentlerimiz plansız ve kontrolsüz büyüdü. Binalar çoğaldıkça yeşil alanlar azaldı. Çevre, hava ve gürültü kirliliği ile tanıştık. Çocuklar ağaca, çimene hasret büyümeye başladı. Dev apartmanların arasındaki küçücük parklara sıkışıp kaldılar. Gerçi yakınlarında ulaşabilecekleri bir yeşil alan olsa bile ya bilgisayar başından kalkmak istemiyorlar ya da dersler, sınavlar sokağa çıkmalarına izin vermiyor. Bunun sonucu olarak da günümüzde çocuklar doğayla ilgili deneyim yaşama fırsatı bulamadan çocukluktan yetişkinliğe geçiyorlar. Bu yeni yaşam tarzı, her anlamda çocuklarımızı olumsuz yönde etkiliyor.”
DOĞADAN KOPUŞ
Obezite, kolesterol, duygusal tatminsizlikler, hırçınlıklar, aşırı hareketlilik, dikkat eksikliği ve son zamanlarda 7 yaş sınırına kadar inen depresyon sorunlarının görülme nedenlerinin başında da doğadan kopmanın geldiğini kaydeden Kestelli, “Yapılan tüm araştırmalar da bu gerçeği çok net olarak gözler önüne seriyor. Oysa düzenli olarak açık havada oynama şansı verilen çocuklar sadece fiziksel açıdan gelişmiyorlar; hayal güçleri daha kuvvetli, daha yaratıcı ve işbirliğine daha yatkın çocuklar olarak yetişiyorlar. Doğada düzenli olarak zaman geçiren çocuklar stres nedir bilmiyorlar. Dikkat süreleri kapalı alanlara sıkışmış çocuklara göre daha uzun oluyor ve çok daha hızlı öğreniyorlar. Borsa olarak bu somut gerçeklerden yola çıkarak, yarınları emanet edeceğimiz çocuklarımızı, onlara miras bırakacağımız doğal hayatla tanıştırmak için harekete geçtik. ‘Toprak ve Çocuk’ programı ile ilköğretim çağındaki çocuklarımızı doğa ile buluşturmaya başladık. Onlara doğal hayatın önemini uygulamalı olarak anlatıp çevre bilinciyle büyümelerine yardımcı olmayı hedefledik. Birlikte fidan diktik, okullara saksılar içinde de olsa tarımı, üretimi soktuk, arazi çalışmaları yaptık, tarlada tohum ektik, zeytin hasadı gerçekleştirdik, tarım işletmelerini ziyaret ettik, resim yarışması düzenledik. Hem çok eğlendik hem de yeni şeyler öğrendik” cümlelerini kullandı.
“BÜYÜK MEMNUNİYET DUYUYORUM”  (KUTU)
Ne kadar arzu etseler de bu tür etkinliklerle ulaşabildikleri çocuk sayısının sınırlı kaldığını söyleyen Işınsu Kestelli, bu durumu değiştirmek için neler yapılabileceği arayışıyla çıktıkları yolda, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ile birlikte adım attıklarını belirtti. Proje kapsamında oldukça renkli, etkileyici ve bilgilendirici çalışmaların ortaya çıktığını belirten Kestelli, “Sadece isimleriyle bile içimizi ısıtan böyle güzel bir çalışmaya borsa olarak imza atmış olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Tüm katılımcıları yürekten tebrik ediyor; ödül alan öğrencilerimize başarılarının devamını diliyorum. Bu güzel programda bizlere destek veren tüm kurumlara, yetkililere ve proje için emek veren borsa çalışanlarımıza teşekkür ediyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum” diyerek sözlerini tamamladı.