Azerbaycan ve Türkiye arasındaki sarsılmaz bağlar, sinemanın evrensel diliyle pekişmeye devam ediyor. Azerbaycan Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı, Azerbaycan Sinema Genel Müdürlüğü (ARKA) ve Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı iş birliğiyle hayata geçirilen "Azerbaycan Sinema Günleri" sinemaseverleri bir araya getirdi. Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Reşad Memmedov, etkinlik öncesi Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı’yı makamında ziyaret etti. Azerbaycan’ın Türkiye Büyükelçiliği bünyesindeki Azerbaycan Kültür Merkezinin destekleriyle Ege Üniversitesi İletişim Fakültesinde düzenlenen etkinlik, saygı duruşu ve her iki ülkenin milli marşlarının okunmasıyla başladı. Törene; Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Reşad Memmedov, Turan Film Festivali Koordinatörü Prof. Dr. Mehmet Ersan, EÜ İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bilgehan Gültekin ile çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı.
“SİNEMAYLA GÖNÜLLERİ KAZANMAK MÜMKÜN”
Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Reşad Memmedov sinemanın günümüz dünyasında stratejik bir iletişim aracı olduğuna dikkat çekerek iletişim fakültesi öğrencilerinin gelecekte önemli görevler üstleneceğini söyledi. Memmedov, film festivallerinin mesaj iletme ve toplumlar arası iletişim kurmada en etkili yöntemlerden biri olduğunu belirtti. İletişim eğitimi alan gençlerin ileride devlet yönetimi ve kamuoyu oluşturma süreçlerinde kritik roller oynayacağını ifade eden Memmedov, sinema sayesinde farklı toplumların yaşam biçimlerinin ve düşünce yapılarının tanınabildiğini vurguladı. Türkiye’nin “Muhteşem Yüzyıl” gibi yapımlarla dünyada güçlü bir tanıtım sağladığını ve bunun kültürel olduğu kadar ekonomik katkılar da sunduğunu dile getirdi. Günümüzde askeri yöntemlerle kalıcı başarı elde etmenin mümkün olmadığını söyleyen Memmedov, kültür, sinema, tiyatro, sergi ve konserler gibi “yumuşak güç” unsurlarıyla gönüllerin kazanılabileceğini, bu sayede barış, ticaret ve gelişimin sürdürülebilir hale gelebileceğini ifade etti.
“SİNEMANIN, ÇOK GÜÇLÜ BİR SEKTÖR OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ”
Festivalin kapsamı ve vizyonu hakkında konuşan Turan Film Festivali Koordinatörü Prof. Dr. Mehmet Ersan, festivalin bu yıl 96 ülkeden 2 bin05 film başvurusu alarak küresel bir başarıya ulaştığını söykedi. Prof. Dr. Ersan, “Burası İletişim Fakültesi; sinemanın ve sanatın mektebi. Çocukluğumuzdan bu yana sinemanın, dünya kamuoyunu belli amaçlar doğrultusunda yönlendiren çok güçlü bir sektör olduğunu görüyoruz. Türk Dünyasının kendi sinema sektörünü oluşturma potansiyelini değerlendirdik. Gerekli destekler verildiği takdirde, Türk Dünyasının kendi 'Hollywood'unu yaratma imkanına ve altyapısına sahip olduğuna inanıyoruz. Türk Dünyası gençleri olarak kendimizi, başkalarının bizi yönlendirdiği şekilde değil; olduğumuz gibi, kendi sinemacılarımız ve sanatçılarımız aracılığıyla dünyaya anlatabiliriz. Mazlum milletlerin sıkıntılarını ve beklentilerini dile getirecek bir sektör oluşturma hayaliyle yola çıktık ve bu vizyonumuz büyük bir rağbet gördü. Turan Film Festivali ile sinema sanatı alanında bu birliğin ete kemiğe büründüğünü görmekten mutluluk duyuyoruz” dedi.
NARGİN FİLMİYLE KARDEŞLİK VE TARİH DUYGUSU ANLATILDI
Azerbaycan Cinema Agent Baş Direktör Yardımcısı Rüfet Qarazade, etkinlikte gösterimi yapılan “Nargin: Sona Kadar Sihirli” filminin, Azerbaycan sinemasının kültürel misyonunu ve Türkiye ile ortak tarih bağlarını yansıttığını söyledi. Qarazade, filmin Birinci Dünya Savaşı sırasında esir düşen Türk askerlerinin Nargin Adası’na sürülmesini ve bir Azerbaycanlı kadının onları kurtarma hikâyesini konu aldığını belirtti. Yapımın iki ülke arasındaki kardeşlik, birlik ve sevgi bağlarını güçlü biçimde hissettirdiğini ifade etti. Sinema günlerinin Azerbaycan’ın kültür, edebiyat, sanat ve tarihinin tanıtımı açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Qarazade, Hüseyin Cavid’in “Turan'a kılıçtan daha keskin ve ulu kuvvet; ancak medeniyet, medeniyet, medeniyettir” sözünü hatırlatarak kültür ve medeniyetin birleştirici gücüne dikkat çekti. Etkinliğin, kültür ve medeniyet paylaşımı amacı taşıdığını söyledi. Program, Birinci Dünya Savaşı dönemini konu alan belgesel-dramatik filmin gösterimi ve müzik dinletisiyle sona erdi.