Tiyatro Hali Kurucu ve Yönetmeni, aynı zamanda Çiğli Belediyesi Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Yönetmeni Üzeyir Tavuş, İLKSES TV’de yayınlanan Sultan Gümüş Kaya ile Birinci Sayfa programına konuk oldu. Tiyatroya uzanan yolculuğunu anlatan Tavuş, çocukların sanatla erken yaşta buluşmasının önemine dikkat çekerek, “Çocuk yalnızca tiyatroyu öğrenmiyor; kendi hayatını da iyileştiriyor” dedi.
SANATLA İÇ İÇE BİR AİLE
Tiyatroya çok küçük yaşlarda başladığını söyleyen Tavuş, “Bunun benim için büyük bir avantaj olduğunu düşünüyorum. En önemli şanslarımdan biri de sanatla iç içe bir ailede büyümekti. Ailemle birlikte sürekli tiyatroya gider, oyunlar izlerdim. Aslında tiyatroyla ilk tanışmam da iyi bir tiyatro seyircisi olmakla başladı. Sahnede karakterlerin sürekli değişmesi beni çok etkiliyordu. Bir insanın farklı karakterlere, hatta bir hayvana dönüşebilmesi bana çok büyüleyici geliyordu. Özellikle bir çocuk için tiyatro gerçekten sihirli bir dünya. Bu yüzden bir gün kendi kendime, ‘Ben bu sanatı yapmalıyım’ dedim. Daha sonra ailemin yönlendirmesiyle Menemen Halk Eğitim Merkezi’nde drama eğitimine başladım. Yaklaşık üç yıl boyunca hem drama hem de temel oyunculuk eğitimi aldım. Böylece tiyatroya ve sanata ilk adımımı atmış oldum. Zamanla bu merakım ve ilgim daha da büyüdü. Tiyatro benim için yalnızca bir sanat dalı değil, aynı zamanda hayatımın merkezine yerleşen bir tutku haline geldi. Bugün yaptığım her şeyin temeli de o yıllarda attığım adımlara dayanıyor” dedi.
BÜYÜK BİR EMEK: TİYATRO HALİ
Sözlerine devam eden Tavuş, “Tiyatro Hali’nden önce farklı isimlerle faaliyet gösteren tiyatrolarımız da oldu. Yaklaşık üç kez isim değişikliği yaşadık ve uzun bir tiyatro serüveninin ardından Tiyatro Hali’ni kurduk. Bu son yapılanmamızda çok net bir hedefimiz vardı: Sadece tiyatro yapmak. Başlangıçta herhangi bir eğitim süreci ya da oyuncu yetiştirme amacı düşünmüyorduk. Profesyonel ekiplerle tiyatro oyunları sahnelemek ve turneler düzenlemek istiyorduk. Ancak zamanla benim asıl hayalimin çocuk tiyatrosu olduğunu fark ettim. Amacım, mümkün olduğunca çok çocuğu sanatla buluşturmak ve tiyatroyu sevdirmekti. Çünkü inanıyorum ki ağaç yaşken eğilir. Çocuklara küçük yaşlarda tiyatroyu ve dramayı tanıtarak, daha sonra temel oyunculuk eğitimleriyle onların gelişimine katkı sağlayabiliriz. Benim yedi yaşındayken tiyatroda hissettiğim o büyüyü, bugün yedi, sekiz, dokuz yaşındaki çocuklara da yaşatmak istedim. Bu hedef doğrultusunda büyük bir emek verdik ve çok güzel sonuçlar aldık. Drama eğitimleriyle başlayan çocuklarımız zamanla temel oyunculuk eğitimlerine geçti. Bugün sahnede yer alan, oyunlarda rol alan pek çok 9,0 ve1 yaşındaki öğrencimiz var. Onlarla çok değerli çalışmalar yürütüyoruz. Kısacası Tiyatro Hali’nin kuruluş amacı; çocuk tiyatrosunu geliştirmek, çocukları sanatla buluşturmak ve onları tiyatronun büyülü dünyasının bir parçası haline getirmektir” bilgisini paylaştı.
BÜYÜLÜ BİR DÜNYA
Tiyatronun büyülü bir dünya olduğunu vurgulayan Tavuş, “Özellikle bir çocuğun, bir tiyatro oyununu canlı canlı izleyerek oyun boyunca sahnedeki o büyünün içinde kalması bambaşka ve muazzam bir deneyim. Ben zamanla şunu fark ettim; bir çocuk ya da genç, izlediği bir oyunun ardından sadece ‘Ben tiyatro oyuncusu olmak istiyorum’, ‘Oyun yazarı olmak istiyorum’ ya da ‘Yönetmen olmak istiyorum’ demiyor. Sanatın aslında hayatın bütün alanlarını etkilediğini keşfediyor. Çocuğa ya da gence dokunabildiğiniz zaman, onun mesleki yönelimine de önemli katkılar sunabiliyorsunuz. Çünkü drama eğitimi çoğu zaman yanlış anlaşılıyor. Drama eğitimi asla tiyatro oyunculuğu eğitimi değildir. Drama; kişiler arası iletişimi geliştiren, özgüveni artıran ve bireyin kendisini tanımasını sağlayan bir süreçtir. Bir çocuğa gerektiğinde ‘evet’ demeyi, gerektiğinde ‘hayır’ demeyi öğretir. Kendi bedenini, duygularını ve sınırlarını tanımasını sağlar. Bütün bunlar çocuğun gelişimine katkı sunar ve daha sağlıklı kararlar alabilmesinin önünü açar. Aldığı doğru kararlar da doğal olarak hayatına yansır. Böylece doğru meslek seçimleri yapabilir, sağlıklı arkadaşlıklar kurabilir ve kendisini daha iyi tanıdığı için neleri başarabileceğini daha net görebilir. İşte bizim ‘büyü’ dediğimiz şey tam da burada başlıyor. Çocuklara ve gençlere kazandırdığı en önemli şey; kendilerini keşfetmeleri, özgüven kazanmaları ve hayatlarına yön verebilecek donanıma sahip olmalarıdır” sözlerine dikkat çekti.
ÇOCUK YALNIZCA TİYATROYU ÖĞRENMİYOR…
“Şunu çok büyük bir gönül rahatlığıyla söyleyebilirim: Evet, tiyatro ve sanat insanın hayatını değiştiriyor” diyen Tavuş, “Sadece tiyatro açısından bakacak olursak; drama eğitimi, temel oyunculuk çalışmaları, sahne deneyimi, bir tiyatro metnini okuma, anlama ve yorumlama becerisi gibi birçok kazanımdan söz edebiliriz. Ancak bu eğitimlerden geçen bir çocuk aslında yalnızca tiyatroyu öğrenmiyor; kendi hayatını da iyileştiriyor. Kendisini daha iyi tanıyor, geleceğe dair planlar yapıyor ve ne istediğine daha bilinçli şekilde karar verebiliyor. Bu dönüşüm sadece çocuğun hayatıyla sınırlı kalmıyor. Kendi hayatını güzelleştiren bir çocuk, ailesine ve çevresine de olumlu etkiler bırakıyor. Çünkü tiyatro ya da drama eğitimi almak, mutlaka tiyatro oyuncusu olmak anlamına gelmez. Asıl önemli olan, sanatın insana kazandırdığı bakış açısıdır. Sanatla büyüyen insanlar, hayatı ve dünyayı güzelleştirebilecek bir duyarlılık geliştirirler. Çünkü sanat hayatın ruhudur, temelidir. Burada özellikle altını çizmek isterim; bir insanın sanatçı olması şart değildir. Sanatla profesyonel olarak uğraşmasına da gerek yoktur. Evde tek başınıza, sesinizin çok güzel olmadığını düşünseniz bile sevdiğiniz bir türküyü ya da şarkıyı söylemeniz bile ruhunuza iyi gelebilir. Bu da hayatı güzelleştirmenin bir yoludur. İnsan o an kendini daha iyi hisseder, motive olur, olumsuz düşüncelerinden uzaklaşır ve olaylara daha pozitif bakabilir. Bu yüzden inanıyorum ki sanatsal bir ortamda yetişen her insan, bu dünyayı bir şekilde güzelleştirir” dedi.
UMUTLA YOLUNA DEVAM EDEBİLMEK
Ekip arkadaşlarını da sevgi ve saygıyla anan Tavuş, “Biz yıllar içinde çok güzel bağlar kurduk. Çalıştığımız çocuklarla, gençlerle ve aileleriyle sadece bir eğitim ilişkisi değil, güçlü dostluklar geliştirdik. Bayram sabahı öğrencilerimden ve ailelerinden gelen bir ‘Bayramınız kutlu olsun hocam’ mesajı bile bana büyük bir mutluluk veriyor. O zaman kendi kendime, ‘Yaşamaya değer bir hayatım var’ diyorum. Elbette hayatımda zorluklar da var. Her insan gibi beni üzen, düşündüren şeyler oluyor. Bazen keşke farklı olsaydı dediğim durumlar da çıkıyor karşımıza. Ancak ben, yaşadığım her deneyimden ders çıkarmaya ve aynı hataları tekrarlamamaya çalışıyorum. Sanatın insana kattığı en büyük değerlerden biri de bu aslında. Kendini geliştirmek, yaşadıklarından öğrenmek ve her şeye rağmen umutla yoluna devam edebilmek. İşte bugün aldığımız bu güzel mesajlar da bana her zaman güç veren, motivasyonumu artıran en önemli kaynaklardan biri oluyor” mesajını verdi.