SIYASET

Bağcıoğlu İzmir’den 21 maddelik Milli Güvenlik tavsiyesini açıkladı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, İzmir’de gerçekleştirdiği basın açıklamasında bölge savaşlarından alınan derslerle hazırlanan 21 maddelik raporu paylaşarak, kısıtlı kaynakların uçak gemisi gibi siyasi projeler yerine yerli savunma sistemlerine aktarılması gerektiğini belirtti

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, düzenlediği basın toplantısıyla Türkiye’nin milli güvenlik gündemine dair kritik değerlendirmelerde bulundu. Güncel gelişmeleri ve stratejik hamleleri ele alan Bağcıoğlu, milli savunma politikaları kapsamında izlenen süreci değerlendirdi. Toplantıda, modern harp sahasındaki teknolojik dönüşüme dikkat çeken Bağcıoğlu, milli güvenliğin yeni anayasası niteliğindeki 21 maddelik çözüm önerilerini sıraladı. Savaşın doğasının artık değiştiğini ve Türkiye’nin 3 bin 500 savunma projesini aciliyetine göre yeniden sıralaması gerektiğini belirten Bağcıoğlu, kısıtlı kaynakların verimli kullanılması gerektiğini söyledi. Özellikle uçak gemisi gibi harekât katkısı sınırlı projelere odaklanmanın askeri bir gereklilikten ziyade siyasi bir tercih olduğunu ifade eden Bağcıoğlu, önceliğin hava savunma ve insansız sistemler olması gerektiğini vurguladı.

MİLLİ GÜVENLİĞİN TEMELİ TOPLUMSAL DİRENÇLİLİKTİR

Tehditlerin artık sadece cephede silahla değil, yaşamın her alanında toplumun iradesini hedef alarak ortaya çıktığını belirten Bağcıoğlu, "Milli güvenliğimizin temeli; teknolojik egemenlik, askeri caydırıcılık, bilgi üstünlüğü, etkin kriz yönetiminin yanı sıra kriz anlarında dirençli bir toplumsal yapıdır. Tehditler artık sadece cephelerde değil; ekonomide, tarımda, eğitimde ve siber ortamda toplumun azim ve iradesini etkileyecek şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle adaletli, demokratik ve hukukun üstünlüğüne dayanan, hak ve özgürlüklerin korunduğu uygulamalar ve kimsenin ötekileştirilmediği birleştirici politikalarla toplumsal dirençlilik güçlendirilmelidir. Teknolojik egemenlik kadar, kriz anlarında dağılmayan bir toplumsal yapı milli güvenliğimizin olmazsa olmazıdır" dedi.

HAVA ÜSTÜNLÜĞÜ SAVAŞIN TEMPOSUNU BELİRLER

Bölgemizdeki çatışmalardan alınan en önemli dersin hava üstünlüğü olduğunu vurgulayan Bağcıoğlu, "Hava üstünlüğünü sağlayan taraf, savaşın temposunu ve sonucunu belirlemektedir. Son 23 yılda TSK envanterine sadece 30 civarı savaş uçağı katılırken, bölge ülkeleri yeni nesil uçaklar alarak hava üstünlüğü konusunda ciddi stratejik riskler yaratmıştır. Hava gücümüzün geleceği olan KAAN milli muharip uçağı harekât ve teknolojik bağımsızlığımızın sembolüdür. Test uçuşu gurur verici olsa da milli motor geliştirme süreci ve ara çözüm motor tedarikinde yaşanan gecikmeler; planlama ve tedarik süreçlerinin yönetiminin hayati önemini ortaya koymaktadır. Muharip uçak tedarik ve modernizasyon projeleri hızlandırılmalı; ANKA-3, Kızılelma gibi muharip insansız uçak sistemlerinin envantere alma süreçleri öncelikli hedef olmalıdır" şeklinde konuştu.

S-400 TEDARİKİ SİYASİ BİR HATADIR

Türkiye’nin hava savunma mimarisindeki sistemsel hataları ve gecikmeleri eleştiren Bağcıoğlu, "S-400 hava savunma sisteminin entegre hava savunma mimarisi içinde kullanılamaması; sistem seçimi, entegrasyon ve kullanım konsepti arasındaki uyumsuzluğun somut bir örneğidir. S-400 tedariki büyük bir hatadır ve çok büyük ihtimalle harekât ihtiyaç makamlarının görüşü dikkate alınmadan hatalı muhakeme doğrultusunda siyasi tercihle envantere dahil edilmiştir. Çevremizdeki devletler onlarca yıl önce bu projeleri hayata geçirirken, Çelik Kubbe projesine ancak 2024’te başlanabilmiştir. S-400’e tahsis edilen kaynaklar yıllar önce milli sistemlere aktarılsaydı, bugün çok daha güvenilir ve geliştirmeye açık milli sistemlerimiz olabilirdi. Ayrıca TF-2000 hava savunma muhribinin 24 yıldır konsept aşamasında kalması önemli bir zafiyet alanıdır" ifadelerini kullandı.

MİLLİ LOJİSTİK VE TEDARİK SİSTEMİ STRATEJİK ÖNCELİKTİR

Savunma planlamasında stok odaklı yaklaşım yerine sürekli üretim kapasitesinin esas alınması gerektiğini belirten Bağcıoğlu, "Mühimmatlar öncelikli olmak üzere tüm stokların yeterli seviyede olmasını, gerektiğinde kesintisiz ve seri tedarik imkânını sağlayan etkin bir lojistik sistem idame edilmelidir. Düşük maliyetli tehditler, yüksek maliyetli hava savunma mühimmatlarını hızla tüketerek sürdürülebilirliği zayıflatmaktadır. Bu nedenle ALKA benzeri yönlendirilmiş enerji silah sistemlerinin seri üretimi hızlandırılmalıdır. Ayrıca Atmaca güdümlü mermi, Akya torpido, Hisar ve Siper gibi tüm kritik silah sistemlerinde dışa bağımlılık azaltılmalı; yazılım ve kontrol tamamen yerli olmalıdır. Muharebelerin gelişmesine ve değişen harekât ihtiyaçlarına bağlı olarak, harekât sırasında AR-GE faaliyetleri ile sistem geliştirebilen dinamik bir savunma sanayi oluşturulmalıdır" dedi.

ASKERİ SAĞLIK VE SİVİL SAVUNMA SİSTEMİ YENİDEN KURULMALIDIR

Türkiye’nin sivil savunma ve askeri sağlık alanındaki hazırlıksızlığına dikkat çeken Bağcıoğlu, "Yüksek yoğunluklu çatışmalarda hızlı tıbbi müdahale kapasitesi harekât devamlılığını doğrudan etkilemektedir. Asker hastaneleri ve Askeri Tıp Akademisi’nden oluşan askeri sağlık sistemi tüm bileşenleri ile ivedilikle yeniden kurulmalıdır. Öte yandan Türkiye, çatışma kuşağında yer almasına rağmen uzun süredir sivil savunma önlemlerini ihmal etmiştir. Avrupa ülkeleri pasif savunma önlemlerini yeniden devreye alırken, Türkiye’nin sığınak denetimi ve tatbikatlar konusunda vurdumduymaz davranması ciddi bir öngörüsüzlük örneğidir. Sosyal medya ise kontrolsüz paylaşımlar yoluyla doğrudan milli güvenlik riski üretmektedir; bu alanda disiplinli kullanım sağlanmalıdır. Kritik altyapılar için proaktif siber savunma mimarisi kurulmalı ve gıda güvenliği gibi konular en az silahlı çatışma kadar stratejik bir risk olarak ele alınmalıdır" dedi.