SIYASET

Cezaevindeki Soyer’den mesaj: Hem içeriden hem dışarıdan saldırılara bilendim

Tutuklu bulunan Tunç Soyer, cezaevinde geçirdiği süreci anlattığı mektubunda, yaklaşık bir yıllık tutukluluk döneminde umudunu ve mücadele kararlılığını koruduğunu belirterek, “Hem içeriden hem dışarıdan saldırılara karşı mücadele ederek bilendim” dedi

İzmir Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Tunç Soyer, cezaevinde geçirdiği sürece ilişkin bir mektup kaleme aldı. Geçtiğimiz yılın Temmuz gününden bu yana cezaevinde olduğunu hatırlatan Soyer, yaklaşık bir yıla yaklaşan tutukluluk döneminde içsel bir dönüşüm yaşadığını belirtti. F tipi hücre deneyimini “ikinci ana rahmi” olarak nitelendiren Soyer, bu süreçte hem içeriden hem dışarıdan gelen saldırılara karşı çift taraflı bir mücadele vererek bilendiğini ifade etti. Mektubunda sabrını, cesaretini ve geleceğe dair umudunu koruduğunu aktaran Soyer, toplumsal dinamikleri doğadaki döngülere benzeterek adalet ve özgürlük vurgusu yaptı. Sürecin zorluklarına rağmen mücadele kararlılığının sürdüğünü kaydetti.

F TİPİ HÜCREM İKİNCİ ANA RAHMİ OLDU

Cezaevinde geçirdiği zamanın kendisi üzerindeki etkilerini anlatan Tunç Soyer, “Tutsaklık –aynı hamilelik gibi– hastalık değil. Selçuk Kozağaçlı 21 Aralık 2025’te BirGün Gazetesi’ndeki yazısında böyle diyor. Maalesef 9 ayı geride bıraktım, neredeyse yıl olacak ama hala içerideyim. Temmuz’da düşmüştüm içeriye. F tipi hücrem gerçekten ikinci ana rahmi oldu bana. İnsan ana rahminde şekillenir derler ya, benim için de öyle oldu. Çok ders çıkardım. Hem geçmişi daha iyi anlamaya başladım hem de gelecek vizyonumu güncelledim. Dostu düşmandan ayırmayı, özlemlerin ağırlığını hafifletmeyi ve umudu diri tutmayı öğrendim. Ben hem içeriden hem dışarıdan saldırılara karşı çift taraflı mücadele ederek bilendim” diye konuştu.

YENİDEN DÜNYAYA GÖZLERİMİ AÇMANIN VAKTİ GELDİ

Yaşadığı belirsizlik sürecine ve dış dünyadaki gelişmelere değinen Tunç Soyer, “Memleket ve doğa sevgisini, tek bir nefesin ve özgürlüklerin kıymetini daha çok idrak ettim. Dayanışmanın önemini, sabrı ve cesareti yeniden öğrendim. Aileme, dostlarıma ve hayata aşkımı büyüttüm. Hep doğmak için sabırsızlanarak, her gün çıkışa biraz daha yaklaştığımı düşünerek ama çoğu zaman hüsrana uğrayarak bugünü buldum. Artık yeniden dünyaya gözlerimi açmanın vaktinin geldiğini düşünüyorum. Her geçen gün geç idi ama geçti, gelecek olsun. Sağlıkla geleceğim. Muhtemelen sadece 2 kilogram eksildim. Az kaldı. Ancak gözlerimi yeniden açacağım dünyanın ilkine göre çok daha karanlık olduğunu görüyorum. Yakılıp yıkılan ülkeler, büyük acılar, yoksulluk, sefalet ve soykırımlar her şeyi daha korkunç hale getiriyor” diye konuştu.

BENCİLLER KAYBEDECEK ÖZGÜRLÜK KAZANACAK

Toplumsal değişim süreçlerini doğadaki döngülere benzeten Tunç Soyer, “Her doğum bir mucizedir ve yeni umutlar müjdeler. Umut mücadeleye dairdir ve baktığını görmekle başlar. Aynı doğadaki gibi toplumlar da enerji biriktirir. Büyük sarsıntıların ne zaman yaşanacağını tam bilemeyiz ama o enerjinin mutlaka açığa çıkacağını biliriz. Tohum nasıl toprağın altında çürüyüp filizlenirse, toplumlar da biriktirdikleri enerjiyi günü geldiğinde ortaya çıkarır. Tarih boyunca böyle olmuştur” dedi. Soyer, “Birlikte mücadele edersek, teslim olmazsak ve dayanışmayı büyütürsek kazanacağız. Benciller, kötüler ve kötülükten beslenenler kaybedecek; barış, özgürlük ve adalet kazanacak. Az daha sabır, biraz daha gayret. Ölüme inat hayata inandığımız için mücadeleye devam edeceğiz. Az kaldı, sağlıcakla kalın” diye konuştu.