SIYASET

CHP İzmir butlana sert tepki gösterdi: Hakkımı helal etmiyorum

CHP İzmir İl Binası önünde butlan kararına tepki göstermek için toplanan kalabalığa seslenen Cemil Tugay, iktidar ile iş birliği yapanlara, seçmene ihanet edenlere hakkını helal etmediğini açıkladı

BERKAY ERDEN - Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında mahkeme tarafından açıklanan mutlak butlan kararı sonrası parti örgütlerinde tepkiler büyüyor. Kurultay sürecinin iptal edilmesine yönelik kararın ardından CHP İzmir İl Başkanlığı’nın çağrısıyla yüzlerce partili il binası önünde bir araya geldi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, ilçe belediye başkanları, sendika temsilcileri ve çok sayıda partilinin katıldığı açıklamalarda kararın “siyasi müdahale” olduğu savunuldu. Konuşmalarda hem yargı süreci hem de 7. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın isimler sert sözlerle eleştirilirken, Tugay’ın “iktidarla iş birliği yapanlara hakkımı helal etmiyorum” sözleri dikkat çekti.

TUGAY: KÜÇÜK AZINLIK TOPLUMA GÖZ AÇTIRMIYOR

Rant uğruna bir araya gelen azınlığın toplumun geneline zulüm ettiğini dile getiren Tugay, “Bu ülkede doğan, bu ülkenin yurttaşı olan herkesin… Nereli olurlarsa olsunlar, hangi etnik kökenden gelirlerse gelsinler, hangi dine mensup olurlarsa olsunlar, hangi mezhebe sahip olurlarsa olsunlar; herkesin bu ülkede hakkı var. Bu ülkenin zenginliği var, üretimi var. Ancak birileri bunları kendi zenginleşmesi, kendi çıkarı için kullanıyor. Küçük azınlıkları mutlu edip onlarla birlikte farklı çıkar grupları oluşturuyorlar. Bir tarafında sermaye, bir tarafında mafya, diğer tarafında ise siyaset üzerinden bu yapılarla dayanışma içerisinde olan insanlar yer alıyor. ‘Biz küçük bir azınlığı koruyalım, bu ülkenin büyük çoğunluğuna ise göz açtırmayalım’ anlayışıyla hareket edenlerin zulmüne çok uzun yıllardır maruz kalıyor bu güzel ülke ve güzel insanları. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’ne yapılan bu hukuksuz müdahale, geçmişte başka siyasi partilere, sivil toplum kuruluşlarına ve bu toplumun demokrat, aydın insanlarına da yapıldı. Asıl bedeli onlar ödedi. Gizli köşelerde, cezaevlerinde ağır işkencelere maruz kalan insanlar oldu. Ama bence en büyük eziyet, bu ülke için emek veren, iyi niyetle çalışan, herkesin iyiliğini isteyen insanlara yapıldı. Çünkü işkence her zaman insanın bedenine zarar vermekle olmaz. Bazen bir insanın her nefesinde acı çekmesi de işkencedir. Çevremizde bin bir türlü haksızlık yaşanırken, masum insanlar farklı eziyetlere uğrarken, insanların çocukları hayatlarından koparılırken; vicdan sahibi insanların bunlara ses çıkaramaz hale getirilmesi en büyük işkencedir. Bugün de bunun farklı bir boyutunu yaşıyoruz” ifadelerini aktardı.

TUGAY: TOPLUMDAKİ HAREKETTEN KORKTULAR

CHP’nin toplumla kurduğu ilişkiden ve toplumdaki değişimden birilerinin korktuğunu dile getiren Tugay,  “Birileri hakim oldu. Birilerinin sözü siyasette de mahkemede de devlet makamlarında da geçer hale geldi. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’ne kayyum atanmasını meşrulaştırmaya çalışanlara baktığımda şunu görüyorum: Cumhuriyet Halk Partisi toplumun farklı kesimleriyle uzlaşabilen bir yapıya dönüştü. Sağcısıyla da solcusuyla da konuşabilen, onları ortak bir zeminde buluşturabilen bir siyasi harekete dönüştü. Birileri ise bunun sonunun kendi açılarından iyiye gitmediğini gördü.

Anladılar ki bu işi artık algı operasyonlarıyla, satın alınmış medya düzeniyle, sosyal medyadaki trol ordularıyla sürdüremeyecekler. Milletin uyandığını gördüler. Gençlerin ve yeni neslin farklı bir siyaset istediğini gördüler. İnsanlar artık birbirini düşmanlaştıran, köşeye sıkıştıran, kutuplaştıran bir düzen istemiyor. Bundan korktular.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultayı hakkında iki yıldır “şöyle usulsüzlük oldu, böyle şaibe var” denilerek gündem yaratılıyor. Oysa kurultayın üzerinden4-15 ay geçti. O süreçte tüm resmi makamlar sonucu onayladı. İlçe seçim kurulları, il seçim kurulları, Yüksek Seçim Kurulu… Hepsi onay verdi. O gün kimsenin sesi çıkmadı. Sonra birdenbire ortaya çıkıp “Bu kurultayda usulsüzlük var” demeye başladılar.

Biz de dedik ki: “Eğer gerçekten bir yanlışlık varsa neden bunu kurultayın hemen ardından söylemediniz? Bir hafta sonra, bir ay sonra dile getirseydiniz zaten gerekli incelemeler yapılırdı.” Ama onlar bir şaibe hikâyesi yaratmayı tercih etti. Olmayan bir şeyi, ellerindeki medya gücüyle ve sosyal medya ağıyla sürekli tekrar ederek insanlara gerçekmiş gibi anlatmaya başladılar.

Biz bile “Bu kadar da olmaz” dedik. Bu millete bu kadar akılsız muamelesi yapılamaz diye düşündük. İnsanların aklıyla bu kadar alay edileceğine inanamadık. Açık söylemek gerekirse, bunun olabileceğini düşünemedik. Çünkü bırakın Türkiye’yi, dünya tarihinde bile bunun örneğini bulamazsınız. En baskıcı, en faşist rejimlerde dahi böyle bir saçmalığa rastlayamazsınız.

Bu kötü düzene hizmet edenlerle, bu kötü düzeni bitirmek isteyenler artık birbirinden ayrılsın. Yarından sonra çoluğuyla çocuğuyla, yaşlısıyla, hastasıyla, emeklisiyle, çiftçisiyle, öğrencisiyle bu ülkenin her bir insanı mutlu olsun, hakkını alsın.

Bu ülkede öyle bir düzen kurulsun ki kimse üç kuruşa boyun eğmek zorunda kalmasın. Yolsuzluk bitsin, hırsızlık bitsin, mafya düzeni son bulsun, uyuşturucu son bulsun. Bu ülkenin içine ellerini uzatan, kötü emeller peşinde koşan herkese karşı hep birlikte mücadele edelim.

“Bu karanlık düzeni hep beraber değiştireceğiz” diyenler, sol yumruğunu da sağ yumruğunu da havaya kaldırsın. Bir araya gelsin ve bu kötü düzeni sona erdirsin.

Biz buradayız. Bu mücadeleyi sonuna kadar sürdürmeye devam edeceğiz. Bu ülkenin evlatları başaracak bunu. Bu ülke, kendi insanlarıyla iyileşecek. Buna inanın.

Kaldırın yumruklarınızı ve hep birlikte yemin edelim: Yenileceksiniz kötülük!

Yenileceksiniz ihanet!

Yenileceksiniz alçaklık!

Göreceksiniz bunu” ifadelerini kullandı

TUGAY: İŞ BİRLIĞİ YAPIN DİYE MI OY VERÐİLER

Kılıçdaroğlu ve yanındakileri iktidar ile iş birliği yapmakla suçlayan Tugay,   “Hepimizin en çok kahrolduğu şeylerden biri şudur: Siyaseti kendi çıkarı için yapan, altındaki koltuk gittiğinde ya da sahip olduğu imtiyazlar elinden kayıp gittiğinde sadece bunun derdine düşen; dilinde demokrasi, sözünde siyaset ama damarlarında ahlaksızlık dolaşan bazı insanlar var. Onlar uyurken biz gecelerin geç saatlerine kadar çalıştık. Onların uyanmadığı sabahlarda, gün doğmadan alanlara indik, halka gittik ve onlar için oy istedik. Biz onları yoldaş sandık. Gerçek sandık. Ama meğer koca bir yalana dönüşmüşler. Koca bir enkaza dönüşmüşler. Bu milletin yüreğinde öylesine büyük bir yara açtılar ki… Çünkü milyonlarca insan sandığa gidip onlara oy verdi. İnsanlar o oyları bunlarla iş birliği yapsınlar diye mi verdi? Bu partiyi bu hale getirsinler diye mi verdi? Hangi vicdanla kabul ediyorsunuz bunu? Hangi yüzle gidip o koltuklara kendi hakkınızmış gibi oturacaksınız? Bunu kendinize nasıl anlatacaksınız? İçinize nasıl sindireceksiniz? Ben bu partinin evlatlarından biriyim. Utanmadan o binalarda nasıl duracaksınız? Utanmadan “Ben burada yöneticiyim” demeyi nasıl sürdüreceksiniz? Siz kime hizmet ediyorsunuz? Kimlerle iş birliği yapıyorsunuz? Bu millet, tarihinin en büyük ihanetlerinden birini yaşıyor. Tarihin en büyük hıyanetlerinden biriyle karşı karşıya. Ve bunu bize, türlü kılıklara girerek kendilerini bize inandıran insanlar yaşatıyor. Bakın, hepimiz Allah’ın kuluyuz. İnsan ölürken birbirine “Hakkınızı helal edin” denir. Ben hayatımda çok az insana bu kadar büyük bir haksızlık yapıyor gözüyle baktım. Yemin ederim, sorumlu olduğum bölgede ayağımı basmadığım tek bir toprak parçası yoktur. Konuşmadığımız insan kalmadı. İnsanları ikna edebilmek için adeta yalvarır hale geldik” dedi

GÜÇ: YETER DİYEN MİLYONLARIN SESİYİZ

Toplumun Ak Parti yönetiminden bıktığını söyleyen Güç, “Ormanlarımızı satıyorlar, doğamızı peşkeş çekiyorlar. Rant uğruna topraklarımızı peşkeş çekiyorlar. Buradan söylüyoruz; bu vatan sahipsiz değil. Bu milletin vatanı rant masalarında pazarlanamaz. Gençler umutlarını kaybediyor. Kadınlar yaşam mücadelesi veriyor. Ama onlar saraylarda saltanat düzenini sürdürüyorlar. Bu mudur millet sevgisi? Bu millet bunu hak etmiyor. Eğitim sistemi çöktü. Gençlerin geleceğini karartıyorlar. Gençler ve doktorlar ülkeyi terk ediyor. Tarım çöküyor, köylü toprağını terk ediyor. Çünkü bu iktidar çiftçiyi değil, rantı seçiyor. En büyük çöküş ise adalette yaşanıyor. Bugün bu ülkede adalet ağır yara almıştır. Bir kişinin iki dudağının arasına sıkışmış bir adalet sistemi var. Mahkemeler millet adına değil, saray adına karar alıyor. Bir kişinin keyfine göre yönetilen bir adalet olmaz. Bir kişinin korkularıyla milyonların duyguları bastırılamaz. Sandıkta yenemediklerini mahkemelerle susturmaya çalışıyorlar. Ama CHP teslim olmaz, boyun eğmez, korkmaz. Çünkü CHP Atatürk’ün partisidir. Bu ülkenin kurucu iradesidir, milletin iradesidir” diye konuştu.

GÜÇ: MAHKEMELER SARAY ADINA KARAR ALIYOR

Bir kişinin korkularıyla milyonların kararının yok sayılamayacağını aktaran Güç,  “Türkiye kimsenin kişisel şirketi değil. Bu devlet 86 milyonun devletidir. Bu ülkeyi korkuyla yönetenlere teslim etmeyeceğiz. Bunların asıl hedefi milleti umutsuzluğa sürüklemek, susturmak ve korkutmak. Ama başaramayacaklar. Çünkü biz Kuvayı Milliye’nin evlatlarıyız. Esareti kabul etmeyiz. Atamız bize mücadele etmeyi öğretti. Bu ülkeyi karanlığa teslim etmeyeceğiz. Kadınlar, gençler, çiftçiler için, bu güzel vatan için mücadele edeceğiz. Bizim birbirimizden başka kimsemiz yok. Bizim bu vatandan başka gidecek yerimiz yok. İzmir bu ülkenin vicdanıdır. İzmir Cumhuriyet’in kalesidir. İzmir’i yıllardır cezalandırıyorlar. Yatırım yapmıyorlar. Belediyelerimizin hizmetlerini engelliyorlar. İzmir susmaz. Çünkü İzmir Kuvayı Milliye şehridir. Bugün burada sadece CHP’liler yok, adalet isteyen herkes var, milyonların sesi var. Yeter artık, bıktık sizden. Bu ülkenin gençlerini rahat bırakın. İşçiyi rahat bırakın. Millet artık sizden bıktı. Bu kara düzenden kurtulacağız. Türkiye yeniden hukukla buluşacak. CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile halkın iktidarını kuracağız. Omuz omuza mücadele edeceğiz. Korkmayacağız, yılmayacağız. Çünkü haklıyız, milletiz, Türkiye’yiz” dedi.