SIYASET

Dışişleri Bakan Fidan’dan Yunanistan’a Uyarı: Yunanistan’ın oyuncak olmasını istemiyoruz

Bakan Fidan, Suriye ziyareti kapsamında yaptığı açıklamalarda Yunanistan’a seslenerek, "Biz Yunanistan'ın bölgeyi istikrarsızlaştırmak, kaosa sürüklemek isteyenlerin oyuncağı olmasını istemiyoruz" dedi. Bölgesel gelişmeler, İsrail’in politikaları, Suriye’deki entegrasyon süreci ve "Terörsüz Türkiye" vizyonuna dair önemli değerlendirmelerde bulunan Fidan, İsrail’in saldırgan tutumunun bölgeyi yalnızlaştırdığını vurguladı.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye ziyareti kapsamında Türk basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Şam’da konaklamış olmanın Suriye'de hayatın normalleşmeye başladığının bir göstergesi olduğunu belirten Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanı Şara ile yaklaşık iki saat süren kapsamlı bir görüşme yaptıklarını aktardı. Bölgedeki en büyük istikrarsızlık kaynağının İsrail olduğunu ifade eden Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, şunları kaydetti: “Bölgemizde son derece kritik gelişmeler yaşanıyor. Bu süreçte Suriye ile olan temaslarımızı artırıyoruz. Buraya iki günlük bir ziyaret yapmak istedik. Görüşülecek çok konumuz var. Şam'da konaklamış olmamız Suriye'de hayatın normalleşmeye başladığının da bir göstergesidir. Cumhurbaşkanı Şara ile yaklaşık iki saat süren bir görüşme yaptık. Tüm konuları ele aldık. Şu anda Suriye'yi istikrarsızlığa sürükleme potansiyeli en yüksek olan tehdit İsrail'dir. Suriye ile ilgili diğer konular çok şükür iki senedir iyi bir yönde seyrediyor. Suriye'yi yaptırım listesinden çıkardılar, ekonomik yatırımların önünde bir engel yok. Terörizm listesinden çıkmaları da son derece önemliydi. Suriye'nin zamana ihtiyacı var. İstikrarın olduğu bir ortamda biraz da iyi yönetişim olursa, potansiyelleri yüksek. Ama İsrail komşu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olmasından pek hoşlanmıyor. Bunu kendisine tehdit olarak görüyor. Bu tehdidin tanımından dolayı da buralara yönelik istikrarsızlaştırıcı eylemlerde bulunuyor. Halbuki Suriye bölgesinde barış içinde yaşamak istiyor. Bu yaklaşımı İsrail bir noktada ya tanıyacak, bölgesiyle barış içerisinde yaşamayı kabul edecek ya da bu saldırgan politikalarını sürdürecek ve uluslararası toplum içinde daha da yalnızlaşacak. Netanyahu çevrelerindeki bütün ülkeleri tehdit olarak görüyor. İsrail, o ülkelerin zayıflığından kendi güçlülüğünü üreten bir ülke.”

SURİYE’DEKİ ENTEGRASYON VE GÜVENLİK PARADİGMASI

Suriye'deki entegrasyon sürecine değinen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, şöyle konuştu: “Birinci öncelik SDG'nin tehdit olmaktan çıkması, yani bir düşman unsur olmaması. Şu anda prensipte duyurulan unsurlar olumlu mesajlar içeriyor, sürecin pratikte nasıl ilerlediğini yakından takip ediyoruz. Uygulamanın kamuoyuna duyurulan mesajlarla uyumlu olmasını bekliyoruz.” Bakan Hakan Fidan, Türkiye'nin güvenlik mimarisine ilişkin olarak ise şu ifadeleri kullandı: “Geldiğimiz noktayı tabii ki ilerletebiliriz. Mevcut tehditleri ve gidilmesi gereken yolu biliyoruz. Devam eden bir yol var. Bu başarı yolunu yürümeye devam etmeliyiz. 8 Aralık'ta rejim devrildikten sonra her şeyin daha yeni başladığını söylemiştim. Gelinen noktada taktik ve stratejik açılardan güzel şeyler oluyor. Terör meselesi başta olmak üzere, 40-50 yıldır ayağımıza pranga olan pek çok sorun esasen Suriye ve Irak kaynaklıydı. AK Parti'nin iktidara gelmesiyle, Cumhurbaşkanımızın koyduğu iradeyle ve vizyonla, hem kendi ülkemizdeki siyasi, ekonomik meseleleri çözdük hem de dış gelişmelere yönelik stratejik kültürü, güvenlik kültürünü yeniden inşa ettik. Bugünün ihtiyaçlarını yanıt veren bir güvenlik paradigması oluşturduk. Komşu ülkelerden kaynaklı sorunlarımızı usulüyle çözmeyi başardık. Ancak bu konuda ödevimiz bitmiş değil. Çalışmaya, çaba harcamaya devam edeceğiz.”

BARIŞÇI DİPLOMASİ VE MEKKE İTTİFAKI

Bölgesel iş birliğine dikkat çeken Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, şunları söyledi: “Bölge ülkeleri olarak özellikle Gazze meselesinde ortaya koyduğumuz ortak çaba önemli bir netice üretti. İş birliği ve dayanışma içerisinde gelişmeleri çok profesyonel bir şekilde analiz ettik. Oradaki iş birliğimizi Suriye'de de kullandık. Şimdi İran-ABD savaşında da bu iş birliğimizi kullanıyoruz ve giderek daha da kurumsallaştırıyoruz. İsrail'in bölgedeki istikrarsızlaştırıcı rolü karşısında iş birliğine ve barışçı diplomasiye dayalı bir çaba içerisindeyiz. İnşallah, bölgede bu attığımız tohum filizlenir, baş verir. Bu yapıcı anlayış büyürse, daha büyük bir istikrar havzası ortaya çıkacak. Tabii, başta İsrail olmak üzere, bölgede istikrarsızlık isteyen aktörlerin gözünden de yapılabilecek başka operasyonlar var. Onlar da boş durmayacaklar, onlar da faaliyete geçecekler. Ama bölgedeki ülkeler, istikrarın olabileceğini, beraber çalışırsak bir şeyler yapılabileceğini ve beraber çalışmak dışında da bir seçeneğin olmadığını görüyorlar. Ya beraber çalışıp sorunları çözeceğiz ya da önceki usulde olduğu gibi hegemona veya hegemonun buradaki mümessiline gidip 'Bana dokunma, nereyi yakarsan yak' diyeceğiz. Ama yakılan her yer gelip seni de yakıyor. Örneğin Ürdün, Irak'ta olan bütün olaylardan etkileniyor, Suriye'de olan bütün olaylardan etkileniyor. Bir kaçış yok. Dolayısıyla herkesin bu çok yoğun yeni dönemde bir iş birliği arayışı var. Cumhurbaşkanımızın bu noktada vizyon ortaya koyması, liderlik ortaya koyması, ilişkilerini kullanarak aktörleri bir yere getirmesi, daha önce görülmemiş bir husus olduğu için insanlar da açıkçası güveniyorlar bu sürece. Mekke İttifakı'nın kurumsallaşma süreci devam ediyor. Bu konuda üç ülke teknik düzeyde görüşüyor. Genel Karargah'ın yapısı nasıl olacak, hangi birimde kaç kişi görev alacak gibi hususları görüşüyoruz. Bu süreç tamamlanmak üzere. Amacımız Mekke İttifakı’nı genişletmek. Bundan sonra atılacak adımlar daha somut olacak.”

YUNANİSTAN İLE İLİŞKİLER VE AHDİ YÜKÜMLÜLÜKLER

Yunanistan ile yaşanan ilişkilere ve adaların silahlandırılması konusuna değinen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, şu açıklamalarda bulundu: “Biz Yunanistan'ın bölgeyi istikrarsızlaştırmak, kaosa sürüklemek isteyenlerin oyuncağı olmasını istemiyoruz. İyi komşuluk ilişkisi içinde olmak istiyoruz. Özellikle güvenlikle ilgili yanlış anlaşılma olmamalı. İki taraf da bunların önüne geçmeli. Bizim, tabii ki belli adaların silahlandırılması yönünde çok ciddi hassasiyetimiz var. Bunları biliyorlar, bunu ilettik. Özellikle silahsız statüsü olan adaların silahlandırılması bizim için tehdit. Tabii bir de orada seçim süreci var. Yunan siyasetinde Türkiye aleyhtarlığı tarihi olarak yaygındır. Dikkatlerimizi en çok yoğunlaştırdığımız konulardan biri, uluslararası antlaşmalarla gayriaskeri statü altına alınan ve tartışmasız bir şekilde bu statünün muhafaza edilmesi gereken adalarda, Yunanistan’ın ahdi yükümlülükleri hilafına birtakım gayretler içine girmesidir. Bu aslında yeni bir durum değil.960’lardan beri yaşanan ve birbiriyle bağlantılı Ege sorunlarının önemli bir boyutunu oluşturan bir mesele. Biz Türkiye olarak960’lardan bu yana gerekli tepkimizi ortaya koyduk, gerek ikili kanaldan Yunanistan’a uyarılarımızı ve itirazlarımızı yaptık, gerek NATO’da konu gündeme geldiğinde pozisyonumuzu ortaya koyduk, keza konuyu Birleşmiş Milletler’e de taşıdık. Komşumuz ve müttefikimiz Yunanistan’ı müttefiklik ruhuyla uyumlu, daha olgun bir şekilde ahdi yükümlülüklerinin gereğini yerine getirmeye davet ediyoruz. Çevremizde güvenlik alanında bu kadar sınama varken Yunanistan bunlara bir yenisini eklememeli. Son dönemde başlattığımız sorunları çözmeye yönelik olumlu atmosferi ve ruhu arttırarak devam ettirmeliyiz.” S-400'lerle ilgili görüşmelerin sürdüğünü belirten Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ilgili tüm ülkeler arasında teknik müzakerelerin devam ettiğini ifade etti.

DİYARBAKIR ZİYARETİ VE “TERÖRSÜZ TÜRKİYE” SÜRECİ

Geçen hafta gerçekleştirdiği Diyarbakır ziyaretini değerlendiren Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, şunları kaydetti: “Ziyaretimiz sırasında 'Terörsüz Türkiye' sürecinin çok büyük bir kabul gördüğünü gördük. 'Terörsüz Türkiye'nin ortaya koyduğu hedefin benimsendiğini gözlemledik. Çok sayıda STK ve değişik siyasi görüşlere mensup insanlarla bir araya geldik. Örgütün silah bırakmayı deklare etmiş olması toplum tabanında büyük bir memnuniyet yaratmış. Artık sorunların silahsız tartışılması meselesi konusunda bir anlayış oluşmuş. Ekonomik konuların, kalkınmanın ön plana çıkması isteniyor. Bölgenin sanayisi nasıl geliştirilir, altyapı konusunda hangi adımlar atılmalı, nerelere sınır kapısı gerekir, komşu ülkelerle ticaret nasıl artırılır gibi konuları toplantılarımızda ele aldık. 5-6 yıldır zaten bir silahlı konu yok ortalıkta. Ama bunun kalıcı olarak bitecek olması, büyük yatırımların korkusuzca oraya gelmesini temin edecek. İnsanlar özellikle kimlik inkarının AK Parti’yle beraber kalkmış olmasını önemsiyorlar. Eylül 2013'teki Demokratikleşme Paketi ile Türkiye'de seçmeli dilin de önü açıldıktan sonra, Kürtlerin problem alanı olan kimlik inkarı meselesi çözülmüş oldu.”