SIYASET

İYİ Partili Kırkpınar: Bu sistemin vadesi dolmuştur

TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni eleştiren Hüsmen Kırkpınar, ekonomik göstergelerden adalet sistemine kadar birçok alanda yaşanan sorunların yanlış politikaların sonucu olduğunu savundu

İYİ Parti İzmir Milletvekili Hüsmen Kırkpınar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, 2018 yılında hayata geçirilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni değerlendirdi. Kırkpınar, mevcut yönetim anlayışının ekonomik ve toplumsal sorunları derinleştirdiğini öne sürerken, iktidarın aldığı yanlış karaların faturasını ise vatandaşın ödediğini söyledi. Barınma krizinin derinleştiğini, Türk Lirasının değer kaybettiğini ve cezaevlerinin dolup taştığını söyleyen Kırkpınar, “Kılavuz yanlış ise varılacak yer maalesef uçurumdur” diyerek sisteme eleştiriler yöneltti.

ALIM GÜCÜ MUM GİBİ ERİDİ

Konuşmasında açlık ve yoksulluk sınırındaki artışa dikkat çeken Kırkpınar, asgari ücretin alım gücünün giderek düştüğünü ifade etti. Ekmek, et, mazot ve gübre fiyatlarındaki artışları örnek gösteren Kırkpınar, “8 yıl önce ‘Siz bu kardeşinize yetkiyi verin, gerisini seyredin.’ denilerek girilen yolun vadesi dolmuştur. Gelin, övündüğünüz sistemin gerçek bilançosuyla yüzleşelim: Bugün açlık sınırı 35 bin liraya, yoksulluk sınırı14 bin 500 liraya ulaştı. 28 bin liralık asgari ücret henüz işçinin cebine girmeden açlık sınırının altında can vermiştir. Kâğıt üzerinde maaşları7,5 kat artırmakla övünüp hamaset yapanlar, alım gücü mum gibi erirken yönetim zafiyetlerini gizlemeye çalışıyor. 2018 yılında lira olan ekmek, bugün7,5 lira; kilosu 40 lira olan kıyma, bugün 900 lira; orada durup düşünmek gerekir aslında bu rakamlardan sonra. Çöküşün kökü tarladadır. Mazot 67 lirayı aşmış, üre gübresi 20'ye katlanmıştır. Üreticiyi toprağına küstürdünüz, çareyi dışarıda arayıp 2025'te 739 bin baş canlı hayvan ithal ederek cumhuriyet tarihinin en büyük ithalat rekoruna imza attınız. 5 liradan 46 liraya koşarken dolar, parası pul olan bir ülkenin, üzülerek söyleyeyim, itibarı da azalır. Sistemin en büyük darbesini emeklilerimiz yedi. 2018'de 20 bin liraya 50 kilonun üzerinde kıyma alabilen emekli bugün ancak 23 kilo alabiliyor. Barınma hakkı artık lüks bir imtiyaz. Büyükşehirlerde kira artık geçimin en büyük kâbusudur. Doğal gazın metreküpü liradan 25 liraya dayanmış, esnaf girdi maliyetlerinin altında ezilmiştir. Bugün UYAP koridorunda 25 milyonu aşkın açık icra dosyası varken mevcut kapasitesi 318 bin olan cezaevlerinde insan sayısı 414 bine ulaşmıştır. Vatandaşın toplam kredi ve kart borcunun 6,3 trilyon liraya yükselmesi toplumsal buhranın habercisidir. 2017'de sosyal yardım alan hane sayısı 3,2 milyon iken 2025'te bu sayı 4 milyon sınırını aşmıştır. Devlet bütçesinden bir yılda yapılan sosyal yardım ödemesi 587 milyar liradır. Soruyorum: Sosyal yardım alan hane sayısının artması övünülecek başarı mıdır yoksa derinleşen sefaletin tescili mi? Bu yarınsızlık hissi toplumun geleceğe olan inancını sarsıyor. 2018'de milyonu geçen doğum sayısı 2025'te 895 bine geriledi; doğurganlık hızı,42'ye düştü; genç işsizliği yüzde5,3'e demir atmışken geniş tanımlı işsiz sayısı3 milyonu aştı; evlenmeler 552 bine gerilerken boşanmalar93 bine çıktı. Gençler bu ülkeden gitmenin yollarını arıyor. 2018'den beri en az 2 bin 933 kadının katledildiği bu vahim tablo toplumsal çözülmenin en ağır bedelidir” dedi.

MECLİS MİLLETİN KENDİSİDİR

Konuşmasında açlık ve yoksulluk sınırındaki artışa dikkat çeken Kırkpınar, asgari ücretin alım gücünün giderek düştüğünü ifade etti. Ekmek, et, mazot ve gübre fiyatlarındaki artışları örnek gösteren Kırkpınar, “Değerli milletvekilleri, iktidarca alınan yanlış kararların faturası bu aziz millete yüklenmiştir. 2018 yılında bu ülkenin faiz gideri 74 milyar liraydı, icat ettiğiniz bu sistemle bu rakam 2025'te 2 trilyona ulaşmıştır, 2026'da ise 2,7 trilyon liraya tırmanmıştır. Getirdiğiniz bu düzenle Meclisi yürütmenin kararlarını şeklen tasdik eden bir onay mercisine çevirdiniz ama unuttuğunuz bir şey var: Bu Meclis, saray idaresinin mührü değil milletin ta kendisidir. Bakınız, Meclisi etkisizleştirirken Anayasa'yı baypas eden ve yürütmenin her alana müdahale ettiği bu rejim pratiğinde yargı da tamamen siyasallaşmıştır. Öyle ki artık davanın tarafları hukuki yeterliliği yüksek bir avukat aramak yerine mahkeme üzerinde etkili olacak siyasi bağlantıların peşine düşmüştür. Mahkeme kararlarını dahi yok sayan bu anlayışla adalet mülke temel olamaz. Bu hukuksuzlukla Türkiye düzlüğe çıkamaz. Kılavuz yanlış ise varılacak yer maalesef uçurumdur diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum” diye konuştu.