CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Diyarbakır temasları kapsamında cuma namazını Sur ilçesindeki tarihi Ulu Cami'de kıldı. Namazın ardından esnafı ziyaret eden Özel, 2015 yılında Dört Ayaklı Minare önünde yaptığı basın açıklaması sırasında çıkan çatışmada yaşamını yitiren Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi'nin anısına olay yerine karanfil bıraktı.
Burada açıklamalarda bulunan Özel, Tahir Elçi'nin barış mücadelesine vurgu yaparak, “Dönemin Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin katledildiği noktadayız. Diyarbakır milletvekilimiz Sezgin Tanrıkulu ile birlikte il başkanımız ve çok sayıda bölgedeki il başkanlarımız ve milletvekillerimiz ile buradayız. Öncelikle, Tahir Elçi’nin anısı önünde bir kez daha saygıyla eğiliyorum. O bir barış elçisiydi. Burada katledildi. Türkan Hanım yıllarca hukuk mücadelesi verdi. Hepimiz olabildiğince kendisinin yanında olduk. Diyarbakır’da barış kalıcı olarak sağlandığında, Tahir Elçi huzurlu şekilde uyuyacak. Diyarbakır'da ilk açıklamada şunu söylemek isterim. Güne bugün burada olacağımızı bilen, dün akşam saatlerinde avukatını çağırarak bize selam yollayan Selahattin Demirtaş'ın selamıyla başladık. Selahattin Demirtaş’ın selamları bütün Diyarbakır adına, bütün bölge halkı adına, bütün Kürtler adına başımızın gözümüzün üstünedir. Kendisine selam olsun” ifadelerini kullandı.
ÖZEL: DİYARBAKIR KAYYIMDAN ÇOK ÇEKMİŞ BİR KENTTİR
Göreve gelmesinin ardından sahada olmaya devam ettiklerini belirten Özel, butlan kararının ardından2 ili ziyaret ettiklerini söyledi. Diyarbakır'ın kayyım uygulamalarını en yakından yaşayan kentlerden biri olduğuna dikkat çeken Özel, “Butlan kararı çıktıktan beri, yani biz2’nci kattan ayrıldıktan beri2 şehir gezdik. Şimdi Diyarbakır’dayız. Diyarbakır’ın bir anlamı da sokağında gördüklerime bir yolda olduğumuzu ve yol sorduğumuzu, yön sorduğumuzu söyledim, gülüştük. Çünkü Diyarbakır, iradesine defalarca kayyım atanmış, kayyımdan çok çekmiş bir kenttir. Kayyımlara karşı en net duran kenttir ve bugün partimizin iradesine atanan bir kayyımdan sonra binaları geride bıraktık, yürüyoruz. Yürürken Türkiye’nin dört bir yanında bizi sevenlerle, bizimle yürüyenlerle, arkamıza geçenler, ‘Sen yürü, biz de senle beraber yürüyoruz’ diyenlerle yürüyoruz. Gördüğümüzle de sohbet ediyoruz, yolu soruyoruz. Herkes şundan emin olsun ki yol cümleden uludur. Yol, cümlemizden uludur. Yol yolcudan da uludur. Önemli olan doğru yolda olmaktır” dedi.
Programı kapsamında, Tunceli'de 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku'nun Diyarbakır'da yaşayan ailesini ziyaret eden Özel, daha sonra bir otelde sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi.
Buradaki konuşmasında yaşanan sürecin yalnızca CHP'yi ilgilendirmediğini dile getiren Özel, “Yaşanan mesele Cumhuriyet Halk Partisi'nin iç meselesi değil. Birileri Cumhuriyet Halk Partisi'nde bir iç mesele yaşanıyor, bir tartışma yaşanıyor gibi göstermek istese de aslında mesele otokratlarla demokratlar arasında bir mesele. Mesele rejimin evrildiği nokta ve bu rejim değişimine direnç ya da rejimin değişimine sessiz kalma veya onunla birlikte hareket etmeyi planlayanların karşı karşıya oldukları bir mesele. Türkiye değil, dünya demokrasi tarihindeki demokrasi sandıkla oluyor, sandık dediğimizin güvencesi seçim hukuku. Seçim hukuku da itirazlara, sürelere ve kesinleşmeye bağlayan bir hukuk. Bu sayede de seçim sonucu kesinleştikten sonra bir sonraki seçime kadar, yeni bir sandık kurulana kadar artık o tartışmalar bitmiş ve bu demokratik bir güvence olarak seçilenlerin önünde ve seçenlerin gözünün önünde gerçekleşen bir durum” ifadelerini kullandı.
Konuşmasının devamında butlan kararına ve barış sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, “Bir yandan da bizim başımıza bir butlan geldi. Bu bize butlan yapanlar eğer niyetleri okuduğumuz gibiyse barış umutlarını da butlan edecekler. Barışa butlan gelmesin diye de irade koymaya geldik. Barışa butlan gelmesin diye de bir mücadeleyi de ortaklaşmak üzerine geldik. Bunu ifade etmek isterim. Hepimiz zor dönemlerden geçiyoruz. Bir dönüm noktasındayız veya çok amiyane, çok klasik, çok kullanılan şeyle, tarihin kırılma noktalarından bir tanesindeyiz. Türkiye siyaseti için de öyle. Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi siyaseti için de öyle. Gideceğimiz istikameti o yüzden Ankara'dan ve biz bize belirlemek istemedik. Belirleyemezdik zaten. Bunun için de ‘pusula halktır, halklardır, millettir ve sokaklardır, meydanlardır, Anadolu'dur, Trakya'dır’ dedik.” şeklinde konuştu.