KEMAL ÖZKURT / Meslek Fabrikası binasının tahliye edilmesine karşı başlatılan nöbet dördüncü gününe girerken, sabah saatlerinde alanda hareketli dakikalar yaşandı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, mahkeme heyeti ve bilirkişilerle birlikte binada inceleme yapmak istedi ancak emniyet güçlerinin engeliyle karşılaştı. Kapıda yaşanan uzun görüşmelerin ardından içeriye giren heyet, binadaki eşyaların ve yapının son durumuna ilişkin tespitlerini tamamladı. İnceleme sonrası hazırlanan tespit tutanağını imzalayan Başkan Tugay, incelemelere ilişkin açıklamalarda bulundu. Yapılan müdahalenin siyasi bir hesaplaşma olduğunu belirten Tugay, Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nün İzmir'de 3 bin 500 gayrimenkulü bulunmasına rağmen Meslek Fabrikası'na alelacele ve polis zoruyla "çöküldüğünü" belirterek, bu durumun Türkiye tarihinde bir ilk olduğunu vurguladı. Sürecin tamamen AK Partili milletvekillerinin belediyeye zorluk çıkarma gayretinin bir sonucu olduğunu ifade eden Tugay, İzmir'e hizmet getirmeyenlerin Ankara'da belediyenin işlerini engellemek için çalıştığını ve halkın malı olan binalara el koyarak siyasi bir operasyon yürüttüklerini söyledi.
İŞGAL TUTUMUNA KARŞI İRADE GÖSTERDİK
Olayı başından beri hukuk ve idari zeminde çözmeye çalıştıklarını vurgulayan Başkan Tugay, "Burada gerçekten Türkiye tarihinde ilk defa yaşanmış, polis eşliğinde el konulma ve işgal edilme tutumuna karşı bir irade göstermek üzere nöbetimizi tutmaya devam ettik. Bugüne kadar burada varlığımızı sürdürdük. Olayın çözümünün hukuki ya da idari yollarla olacağını biliyoruz; herhangi bir cebir veya şiddet yoluyla çözülmesi mümkün değil. Ancak sürecin başından sonuna her şey tamamen hukuksuz ve yanlış ilerlediği için kamuoyunun bu konuyu doğru anlaması bizim için çok önemliydi. İlk gün burası abluka altına alındığında girmeye çalışmıştım, izin vermemişlerdi. Bunun anlamsız olduğunu söylemiştim. Ben belediye başkanıyım; herhangi bir kişiye ya da yapıya zarar verecek halimiz yok. Buna izin verilmesi gerektiğini ısrarla belirtmeme rağmen 'Yukarıdan böyle emir geldi' gibi genelgeçer cevaplarla engellenmiştim" dedi.
MAHKEME KARARIYLA İÇERİ GİRMEK ZORUNDA KALDIK
Bugün mahkemenin tespit işlemi sayesinde içeriye girebildiğini belirten Tugay, "Belediye başkanı olarak tespit sırasında bulunma durumum nedeniyle beni içeri almak zorunda kaldılar. Ama girişte yine bir mukavemet oldu; 'Üst makamlara soralım, onay alalım' durumu yaşandı. Nihayetinde hakimlerin sorumluluğu, tespiti isteyen kurumun en üstündeki kişi olarak içeri alınmamızı zorunlu kılıyordu. Ben de heyete eşlik ettim. İçerideki restorasyon, tadilat çalışmaları, belediyemize ait eşyalar ve tesisatlar üzerinde bilirkişi heyeti tespit yaparken ben de yanlarındaydım" diye konuştu.
MİLLİ SERVET TOZ İÇİNDE
İçerideki manzara karşısında duyduğu üzüntüyü dile getiren Tugay, "İnanın ne kadar üzgün olduğumu anlatamam. Meslek Fabrikası'nın kurslarında kullanılan mutfak malzemelerinden bilgisayarlara kadar her şey yerli yerinde duruyor ama her yer tozlanmış, kirlenmiş ve kullanılmıyor durumda. Neden böyle bir duruma yol açalım? İki devlet kurumu arasında bir mülkiyet tartışması varsa ve bu mahkemeye yansımışsa, mahkeme sonuçlanana kadar yapılacak şey burayı polisle işgal etmek midir? Belediyeyi bu hizmetten mahrum bırakmak mıdır? Maalesef bu tabloyu, İzmir'de iktidarın temsilcisi olan milletvekilleri bu hale getirdi. Sorumluların onlar olduğunu defalarca söylüyorum; emniyet güçlerini ve mahkemeleri baskı altında tutmaya çalışıyorlar. Vakıflar bünyesinde, kendi siyasi kökenlerinden gelip yönetici olanlar hariç herkes bu hukuksuzluğun eziyetini yaşıyor" dedi.
3 BİN 500 MÜLKÜ OLAN VAKIF, ALELACELE BURAYA ÇÖKTÜ
Yapılan müdahalenin siyasi bir hesaplaşma olduğunu savunan Başkan Tugay, "Bu durumu bu hale getirenler gerçekten utanmalı. Bu bir utanç vakasıdır. Türkiye tarihinde ilk kez bir kamu kurumunun mülkü, bir başka kurumun iddiası nedeniyle polis zoruyla işgal edilmiştir. Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nün İzmir'de 3 bin 500 tane gayrimenkulü var. Bunu bu şekilde alelacele yapmak zorunda değillerdi. Bu durum, tamamen belediyeye sorun çıkarmak için uğraşan AK Partili milletvekillerinin eseridir. İzmir’in AK Partili vekilleri buraya bir gram hizmet getirmedikleri gibi, belediyenin her işini Ankara’da engellemek için çalıştılar; şimdi de binalarımızı elimizden alarak zorluk çıkarıyorlar" ifadelerini kullandı.
KÖTÜLÜĞÜN NORMALLEŞTİRİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ
Halkın gerçeklerin farkında olması gerektiğini belirten Tugay, konuşmasını şu sert uyarıyla tamamladı: "Ülkemizde yanlış yönetim kararları, hukuksuzluk ve aslında doğrudan ifadesiyle kötülük normalleştirilmeye çalışılıyor. 'Biz bu yanlışları yapıyoruz, siz de kabullenmek zorundasınız' yaklaşımı içindeler. Bizden bunu istiyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi'nin siyasi iradesi burada itirazını sürdürecek. Ben şu andan itibaren nöbeti azaltarak normal işime döneceğim ama hiç kimse bu olayın takibinin bırakılacağını düşünmesin. Avukatlarımız halkın ve belediyenin hakkını savunmak için büyük mücadele veriyor, onlara teşekkür ediyorum. Normal vatandaştan kamu görevlisine kadar herkesten haklılığımıza dair destek duyuyorum. Bu yapılan şey anormaldir, hukuk dışıdır ve bir kötülüktür. Kimse bunu gereksiz yere büyüttüğümüzü düşünmesin; bu sonuna kadar hakkımızı savunmamız gereken bir durumdur. Mücadeleye devam edeceğiz."