MERVE AĞRIÇ / YENİ Parti İzmir İl Başkanlığı, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın04’üncü yıl dönümü dolayısıyla Cumhuriyet Meydanı’nda Atatürk Anıtı’na çelenk sundu. Törenin ardından konuşan YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, 30 Ağustos’un bağımsızlık ve millet iradesinin simgesi olduğunu vurgularken, Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik sürece ilişkin de dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Güç, YENİ Parti’nin milletin talebiyle ortaya çıktığını belirterek, “YENİ Parti ülkenin geleceğidir, gençlerin umududur” dedi.
“CHP, AK PARTİ NE DERSE ONU YAPAN MUTLAK YÖNETİMİ TARAFINDAN ELE ALINDI”
YENİ Parti’nin ülkenin geleceği ve gençlerin umudu olduğunu dile getiren Güç, “Yerel seçimler süreciyle başlayan, bizlere olan, ülkesini seven insanlara olan baskının bugünlere geldiğine hepimiz şahitlik ettik. O dönemlerde kazanacağımız zafer, bizlerin kazanacağı zaferler sonrasında birileri tarafından yapılan planla birlikte ilk önce Cumhurbaşkanı adayımıza büyük bir baskı ve iftiralarla süreç yürütüldü. Baktılar ki bu iş de yürümüyor, sonra belediye başkanlarımızı baskıyla, tehditle değişmeye, oradan da onların yerel gücüyle o değişime çalıştılar; yine olmadı. AK Parti hükümeti tarafından, adli makamlarca beraber bir darbe girişimi ve maalesef CHP mutlak yönetimi tarafından ele alındı. AK Parti aparatlığı yapan, AK Parti'nin temsilciliğini yapan, ülkeye hiçbir faydası olmayan ve AK Parti ne derse onu yapan mutfak yönetimi tarafından ele alındı. Ordudaki süreçte de Genel Başkanımız ve Ankara'daki temsilcilerimiz, makamlarımız bu süreci çok iyi bir şekilde yönettiler, kalmak için çok mücadele ettiler. Ancak bizim artık orada kalacak bir zamanımızın olmadığını milletimiz bize ifade etti. YENİ Parti milletin isteğiyle oluşmuştur. YENİ Parti ülkenin geleceğidir, gençlerin umududur, YENİ Parti umuttur” ifadelerini kullandı.
“BU MİLLETİN BAĞIMSIZLIĞINA ZİNCİR VURULAMAZ”
30 Ağustos Zafer Bayramı’na ilişkin açıklamalarda bulunan Güç, “Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün huzurunda; milletimizin bağımsızlık iradesini tarihe altın harflerle yazdırdığı 30 Ağustos Zaferi’nin04’üncü yıl dönümünü büyük bir gurur ve minnetle kutluyoruz. 30 Ağustos; bir milletin kendisine biçilen kaderi reddetmesidir. 30 Ağustos; esarete karşı bağımsızlığın, teslimiyete karşı cesaretin, umutsuzluğa karşı inancın zaferidir ve 30 Ağustos, bütün imkânsızlıklara rağmen; ‘Bu vatan bizimdir, bu milletin kaderine yine bu millet karar verecektir’ diyenlerin zaferidir. Büyük Taarruz başladığında Anadolu yıllardır savaşın içindeydi. Millet yorgundu. İmkânlar sınırlıydı. Memleketin dört bir yanı işgal altındaydı. Ama Mustafa Kemal Atatürk ve yol arkadaşlarının elinde, bütün bunlardan çok daha güçlü bir şey vardı: Milletine olan sarsılmaz inancı. 26 Ağustos sabahı Kocatepe'de başlayan o büyük yürüyüş, 30 Ağustos'ta zafere ulaştı; ardından bağımsızlığın yolunu açarak güzel İzmir'imize uzandı. 9 Eylül sabahı İzmir'de; Bir millet yeniden ayağa kalktı. Ve bütün dünyaya şunu gösterdi ki; Bu milletin bağımsızlığına zincir vurulamaz” dedi.
“MİLLETİN GELECEĞİNE BAŞKALARI KARAR VEREMEZ!”
Milletin iradesinin teslim alınamayacağını vurgulayan Güç, “Bu milletin geleceğine başkaları karar veremez! İşte bugün,04 yıl sonra, bize düşen görev yalnızca o büyük zaferi kutlamak değildir. Bize düşen; 30 Ağustos'un ruhunu anlamak, yaşatmak ve gelecek kuşaklara taşımaktır. 30 Ağustos, her şeyden önce milletimizin bağımsızlık iradesidir. Ve bugün bize düşen en büyük sorumluluk, o iradeye sahip çıkmak ve bağımsızlığımızı her alanda korumaktır. Milletimizin bağımsızlık iradesiyle kurulan Cumhuriyetimiz ise; yalnızca bir yönetim biçimi değil, adaletin, hukukun, liyakatin, eşitliğin ve millet iradesinin en güçlü teminatıdır. Bugün ülkemizin yaşadığı sorunlar karşısında bizim sorumluluğumuz tam da burada başlamaktadır. Çünkü bugün milyonlarca vatandaşımız yoksulluğa mahkûm edilmiş durumda. Emekçilerimiz, borç içinde yaşamaya mahkûm ediliyor. Emekliler ise sefalet içinde yaşıyorlar. Çiftçimiz batıyor; tarlasını, serasını, hayvanını satmak zorunda kalıyor. Adalete olan güven yerle bir olmuş durumda. Ve ne yazık ki gençlerimiz, ülkemizde göremediği geleceği başka ülkelerde aramak zorunda kalıyor. Biz milletimizi yoksulluğa, adaletsizliğe ve umutsuzluğa mahkûm eden böyle bir Türkiye’yi kabul etmiyoruz! Çünkü bu millet yoksulluğa mahkûm değildir” diye aktardı.
“MÜCADELEMİZ; CUMHURİYETİMİZE SAHİP ÇIKMAK”
Bu ülkenin gençlerinin umutsuzluğa mahkûm olmadığını belirten Güç, “Türkiye Cumhuriyeti, hiçbir kişinin, hiçbir makamın, hiçbir siyasi anlayışın mülkü değildir. Türkiye Cumhuriyeti 86 milyonundur! Devlet milletindir. Vatan milletindir. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir! Bizim mücadelemiz de tam olarak bunun içindir. Bizim mücadelemiz; Cumhuriyetimize sahip çıkmak, milletimizin iradesini savunmak ve çocuklarımıza yeniden umutla bakabilecekleri bir Türkiye bırakmak içindir. Biz YENİ Parti'yi işte bu sorumlulukla kurduk. Bu ülkenin yeniden ayağa kalkabileceğine inanıyoruz. Türkiye'nin yeniden üretebileceğine, yeniden kalkınabileceğine, adaletin yeniden tesis edilebileceğine, gençlerimizin yeniden hayal kurabileceğine inanıyoruz. Çünkü biz umudumuzu hiçbir zaman milletimizden başka bir yerde aramadık. Bizim gücümüz milletimizdir. Bizim yolumuz Cumhuriyet'in yoludur. Bizim pusulamız Mustafa Kemal Atatürk'ün gösterdiği çağdaş, demokratik ve bağımsız Türkiye idealidir” ifadelerini kullandı.
“EMANETE SAHİP ÇIKACAĞIZ”
Sözlerinin devamında ise Güç, şu ifadelere yer verdi: “Bizim mücadelemiz, milletimizle birlikte çıktığımız büyük bir umut yürüyüşüdür. Bu yürüyüşte kimseyi geride bırakmayacağız. Gencimizle, kadınımızla, emeklimizle, işçimizle, çiftçimizle, esnafımızla; bu ülkenin geleceğine inanan herkesle omuz omuza yürüyeceğiz. Çünkü04 yıl önce bu millet nasıl kendi kaderini değiştirdiyse; bugün de değiştirecek iradeye sahiptir! Yeter ki umudumuzu kaybetmeyelim. Yeter ki birbirimizden vazgeçmeyelim. Yeter ki milletimizin gücüne inanalım. Ve yeter ki Cumhuriyetimize sonuna kadar sahip çıkalım! Bugün bu sözleri İzmir'de söylemenin ayrıca büyük bir anlamı vardır. Çünkü İzmir; Kocatepe'den başlayan Büyük Taarruz'un bağımsızlıkla buluştuğu şehirdir. İzmir, kurtuluşun şehridir. İzmir, Cumhuriyet'in şehridir. İzmir, Mustafa Kemal Atatürk'ün izinden yürümekten hiçbir zaman vazgeçmeyenlerin şehridir. Ve İzmir hiçbir zaman boyun eğmemiştir, bundan sonra da eğmeyecektir! Türkiye’de ve İzmir’de, milletimizle birlikte çıktığımız bu umut yürüyüşü, ülkemizi aydınlık yarınlara taşıyacaktır! Buna inanıyoruz. Bunun için mücadele ediyoruz. Ve bunu hep birlikte başaracağız! Bu duygu ve düşüncelerle; Başta Cumhuriyetimizin kurucusu, Büyük Taarruz'un Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere; silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi ve bağımsızlığımız uğruna mücadele eden bütün kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Onların bize bıraktığı emanete sahip çıkacağız!”