Merve Ağrıç - Zafer Partisi İzmir İl Başkanı Sinan Bezircillioğlu, İzmir’in sahip olduğu potansiyelin karşılığını alamadığını belirterek kentin ulaşım, altyapı, deprem, sağlık, barınma ve geçim sorunlarına dikkat çekti. Tarım ve sanayide yaşanan sorunlara da değinen Bezircillioğlu, İzmir’in üretim gücünün artırılması ve Körfez’in temizlenmesi gerektiğini vurgularken, deprem güvenliği ve kentsel dönüşümün kent planlamasının merkezine alınması çağrısında bulundu. Bezircillioğlu ayrıca, çerçeve yasasına ilişkin “Terör bitsin” mesajı verirken, terörün sona ermesinin herhangi bir siyasi veya hukuki kazanım anlamına gelmemesi gerektiğini savundu.
“ÇİFTÇİ SUYU BULUP BULAMAYACAĞINI DÜŞÜNÜYOR”
İzmir’in sahip olduğu potansiyelin karşılığını alamayan büyük bir şehir olduğunu ifade eden Bezircillioğlu, “Böylesine büyük bir potansiyele sahip bir şehirde vatandaşın temel gündeminin ulaşım, altyapı, deprem, sağlık, barınma ve geçim sıkıntısı olması hepimizin üzerinde düşünmesi gereken önemli bir gerçek. İzmir'i konuşurken yalnızca bugünün sorunlarından söz edemeyiz. İzmir; Küçük Menderes, Gediz ve Bakırçay havzalarıyla Türkiye'nin en önemli tarım merkezlerinden biri. Ödemiş'ten Tire'ye, Bayındır'dan Kiraz'a, Bergama'dan Menemen'e kadar binlerce aile üretim yapıyor, ülkemizi doyuruyor ve ihracata katkı sağlıyor. Ancak üreticimiz bugün ciddi sorunlarla karşı karşıya. Kuraklık artık geçici bir sorun olmaktan çıkmış, tarımsal üretimin geleceğini belirleyen yapısal bir tehdide dönüşmüştür. Azalan yağışlar, düşen yer altı su seviyeleri, artan sulama maliyetleri ve iklim değişikliği üreticimizin önündeki riskleri büyütmektedir. Bugün birçok çiftçimiz tarlasını nasıl ekeceğini değil, ekebilecek suyu bulup bulamayacağını düşünüyor. Su meselesi yalnızca çiftçinin sorunu değildir; çünkü su olmazsa üretim olmaz, üretim olmazsa gıda fiyatları artar ve bunun yükünü hep birlikte taşırız. Üretici daha ekim yapmadan yüksek maliyetle karşı karşıya kalıyor, hasat zamanı geldiğinde ise ürününü hak ettiği değerde satamıyor. Hayvancılıkta da tablo farklı değil. Tire, Ödemiş, Kiraz ve Bergama çevresi güçlü bir süt üretim havzasıdır ancak yem, enerji ve diğer üretim maliyetleri aile işletmelerini zorlamaktadır. İzmir'in tarımda yalnızca sorunları yok, çok büyük fırsatları da var. Zeytin yalnızca zeytin değildir; dünya markası bir zeytinyağıdır. Üzüm yalnızca üzüm değildir. İncir yalnızca kuru meyve değildir. Mandalina yalnızca yaş meyve değildir. İzmir'in geleceği yalnızca daha fazla üretmekte değil; daha kaliteli üretmekte, işlemek, markalaştırmak ve dünya pazarlarında daha yüksek katma değer elde etmektedir. İzmir yalnızca üreten değil, markalaştıran ve ihraç eden bir şehir olmak zorundadır. Bir ülkenin geleceği yalnızca tarlalarında değil, okullarında da şekillenir. Bugün ailelerimizin en büyük kaygılarından biri çocuklarının geleceği” dedi.
“SANAYİCİ CİDDİ SORUNLARLA KARŞI KARŞIYA”
İzmir’in Aliağa'dan Kemalpaşa'ya, Çiğli'den Torbalı'ya, Menemen'den Bergama'ya kadar güçlü bir sanayi altyapısına sahip olduğunu ifade eden Bezircillioğlu, “Sanayicimiz de ciddi sorunlarla karşı karşıya. Yüksek enflasyon, enerji maliyetleri, finansmana erişim, iş gücü maliyetleri, kur belirsizliği ve küresel rekabet üretimin önündeki engelleri büyütüyor. İzmir'in sahip olduğu sanayi altyapısı, geleceğin yüksek teknoloji üretiminin de merkezi olabilir. Yenilenebilir enerji, savunma sanayii yan sanayisi, yazılım, biyoteknoloji, ileri tarım teknolojileri ve yüksek katma değerli üretim alanlarında İzmir'in önünde çok büyük fırsatlar var. Mesele yalnızca üretmek değil, yüksek katma değer üretmektir. Sağlık da hepimizi yakından ilgilendiren temel meselelerden biridir. Bayraklı Şehir Hastanesi'nin açılması önemli bir yatırımdır. Ancak önemli olan yalnızca bina yapmak değil, vatandaşın o hizmete ulaşabilmesini sağlamaktır. Yaşlılarımız, engelli vatandaşlarımız, kronik hastalarımız ve refakatçiler şehir hastanesine ulaşmakta ve hastane içerisinde hizmetlere erişmekte ciddi zorluklarla karşılaşabiliyor. Güçlü sağlık sistemi yalnızca bina ile değil, insan kaynağıyla ayakta durur. Yoğun yağışlarda su baskınları, yetersiz drenaj, taşan kanalizasyon hatları, bozulan yollar, aylarca devam eden kazılar ve kötü koku artık vatandaşın günlük hayatını etkileyen sorunları. İzmir Körfezi de bu şehrin geleceği açısından stratejik bir mesele. Körfezin temizliği yalnızca çevre meselesi değil, İzmir'in kimliğidir. İzmir Körfezi'nde tekrarlanan kirlilik vakaları, sorunun ne kadar ciddi ve sürekli ele alınması gerektiğini gösteriyor. Burada merkezi hükümet ile yerel yönetim arasındaki siyasi tartışmaların ötesine geçmek zorundayız” diye aktardı.
“DEPREM GÜVENLİĞİ ŞEHİR PLANLAMASININ MERKEZİNDE OLMALI”
Ulaşımın İzmirlilerin günlük hayatını en fazla etkileyen sorunlardan biri olduğunu vurgulayan Bezircillioğlu, “Sabah işe giderken, akşam eve dönerken, toplu taşımada ve ana arterlerde insanlarımız zaman kaybediyor. Bu yalnızca ulaşım sorunu değildir; aynı zamanda ekonomik verimlilik ve yaşam kalitesi sorunudur. Bir vatandaşın ailesine ayıracağı zaman trafikte geçmemelidir. Öğrenci okuluna ulaşmakta zorlanmamalıdır. İzmir'in nüfus artışı, yeni yerleşim alanları ve ekonomik gelişimi dikkate alınarak ulaşım master planları uzun vadeli hazırlanmalıdır. İzmir'in unutamayacağı bir başka gerçek de depremdir. Aradan geçen zamana rağmen riskli yapı stokuyla ilgili kaygılar devam ediyor. Bayraklı başta olmak üzere riskli bölgelerde kentsel dönüşüm hızlandırılmalıdır. Hak sahiplerinin belirsizlikleri giderilmeli, bürokratik süreçler kısaltılmalıdır. Bu nedenle deprem güvenliği bütün şehir planlamasının merkezinde olmalıdır. İzmir güçlü üniversiteleri nedeniyle gençlerin geldiği, ekonomik kapasitesi nedeniyle göç alan büyük bir şehirdir. Ancak nüfus artışı, konut kayıpları ve ekonomik şartlar barınma sorununu büyütüyor. Bugün birçok aile gelirinin önemli bölümünü kiraya ayırıyor. Gençler üniversiteyi kazandığında sevincinin yanında ‘Nerede kalacağım?’ sorusunu düşünüyor. Yeni evlenen çiftler ev kurmakta zorlanıyor. Emekliler yıllardır yaşadıkları mahallelerden yüksek kira nedeniyle ayrılmak zorunda kalıyor. İnsanlarımızın beklentisi çok açık: Daha fazla kavga değil, daha fazla mazeret değil, daha fazla polemik değil. Çözüm, plan, güven ve umut” ifadelerini kullandı.
“İZMİR'İN SORUNU POTANSİYELSİZLİK DEĞİL”
Çerçeve yasasına ilişkin de açıklamalarda bulunan Bezircillioğlu, “Biz terörün bitmesine karşı değiliz. Bizim için temel ilke açıktır: Terör bitsin. Ama terörün bitmesi, terör örgütünün siyasi veya hukuki kazanıma sahip olması anlamına gelmemelidir. Silah bırakmak, devletle pazarlık yapmanın değil; terörün sona ermesinin sonucu olmalıdır. Kurallar herkes için eşit uygulanmalıdır. Şehitlerimizin ve gazilerimizin hatırası korunmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter devlet yapısı ve millî egemenliği tartışma konusu yapılmamalıdır. Toplumsal barışın kalıcı olması için yalnızca silahların susması yetmez; adalet duygusunun da ayakta kalması gerekir. Biz Zafer Partisi olarak bu nedenle itiraz ediyoruz ve Türkiye'nin geleceği için mücadelemizi demokratik siyaset içinde sürdürüyoruz. İzmir'in sorunu potansiyelsizlik değildir. Biz İzmir'in körfezini temizlemeye de talibiz. Tarımını güçlendirmeye de, üreticisini korumaya da, sanayisini yüksek teknolojiye taşımaya da, gençlerine gelecek sunmaya da, depreme dayanıklı kentler kurmaya da, ulaşımı planlamaya da, sağlık hizmetlerini erişilebilir hale getirmeye de talibiz. Ama aynı zamanda Türkiye'nin zedelenen adalet duygusunu onarmaya, eğitimde fırsat eşitliğini yeniden kurmaya, TBMM'nin millet iradesinin merkezindeki konumunu güçlendirmeye, hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmeye kararlıyız” sözlerine yer verdi.