İzmir'de yaşayan Tip 1 diyabet hastası Sahra İnamlık (12), Latin danslarındaki başarısıyla milli sporcu olarak dünyada Türkiye'yi temsil ediyor. Tüm yarışmalarda iyi dereceler alan ve günlük kan şekeri takip sürecini yöneterek hasta çocuklara da umut olan İnamlık, "Dans olmasaydı benim için hayat daha zor olurdu. Çünkü dans aslında organlarımı sağlıklı tutan bir parça" dedi.
Gaye (36) ve Sertaç İnamlık (38) çiftinin 3 çocuğundan ortancası olan Sahra İnamlık, Tip 1 diyabet tanısıyla değişen hayatını, Latin danslarında dünya çapındaki başarısıyla taçlandırıyor. Sahra'nın hayatının, 8 yaşında aldığı Tip 1 diyabet tanısıyla bambaşka bir yöne evrildiğini belirten Gaye İnamlık, şekeri 600'e çıkmış halde hastaneye yatırıldığında, bu zorlu sürecin, bir başarı hikayesine dönüşeceğinden habersiz olduklarını söyledi. Sahra'nın hem milli sporcu hem de diyabetle yaşamın simge isimlerinden olduğunu anlatan İnamlık, "Sahra, diyabet tanısı aldığında anlam veremedik. Ailemizde hiçbir öykü olmadığı için çok şaşırdık. Daha sonrasında doktor şekerinin 600 olduğunu söyledi. Komaya girmeden hemen hastaneye yatış yapmamız gerektiğini belirttiler. Bilinçsiz bir şekilde hastaneye doğru gittik. Yürüyerek girdi. Orada da gücünü bizlere bir kere daha ispatlamış oldu ve yürüyerek çıktı" dedi.
DURUMU NORMALLEŞTİRME KARARI ALDIK
Diyabet tanısı alan Sahra'nın kolunda bir sensör ve vücudunda bir pompayla hastaneden taburcu olduğunu anlatan İnamlık, "Bu cihazlar yapay zeka odaklı çalışıyorlar. Günlük hayatını nasıl idame ettirecek diye kaygılanırken dansa olan tutkusuyla birlikte ailecek bu durumu normalleştirme kararı aldık. Hep beraber onun aslında gizli bir gölgesi olduk ve istediği her hedefinde arkasında olduk. Şu anda da Sahra kolundaki sensör ve pompası sayesinde şekerini çok doğru bir şekilde yönetebiliyor. Tabii ki bunun arka planında da beslenmesini ayarlıyoruz. Doğru karbonhidrat sayımı yapılması, doğru insülin miktarının vücuduna gönderilmesi çok kıymetli. Sahra da artık biliyor ne yapacağını. Antrenmanlardan önce şekeri düşükse ona göre küçük takviyeler alıyor, kendi de bunu planlayabiliyor" diye konuştu.
BÜTÜN YÜKLEMELERİ TELEFONUNDAN YAPIYORUM
Diyabetle yaşamanın kolay olmadığına dikkati çeken Gaye İnamlık, "Yarışmalarda zorluklar yaşadığımız oldu. Bu hastalık çok tanınıp bilinmediği için benim her an Sahra'nın yanında olmam gerekiyor. Adeta onunla birlikte sahnede ben de dans ediyorum. O hangi açıda dans ediyorsa ben oraya koşturuyorum. Çünkü telefonu onun cihazının kontrol mekanizması. Bütün yüklemeleri, insülin gönderimini ben oradan yapıyorum. O yüzden bağlantının kopmaması çok kıymetli. Çünkü sahnede şekeri düşebilir. Ani düşüşler, hipoglisemik ataklar çok tehlikeli olabilir. Hayati risk taşıyor. Onu dengede tutabilmem için o nereye, ben oraya. Bazen cihaz bağlantısı kopabiliyor, arıza verebiliyor. O gibi durumlarda defalarca kez parmağından şeker ölçümü yaparak hayallerin peşinden gitmesi için onu desteklemeye devam ediyoruz" dedi.
"Sensör olmasaydı kızım Sahra bu noktalara gelemezdi" diyen İnamlık, şöyle devam etti:
"Sensör bir lüks değil, ihtiyaçtır. Daha nice çocuklar nice başarılar elde edebilir. Bu yüzden bunun kapsamının genişletilmesi çok kıymetli. Sensörü olmayanlar parmaktan kan ölçümü yapıyorlar. Parmak ucu sinirleri hissizleşiyor ve doğru insülin dozunu iğneyle de organize edemiyorlar ama sensör anlık 5 dakikada bir size bildirim veriyor. Çok konforlu olduğu için de her an her yerde normal bir birey gibi hayatına devam edebiliyor."
ŞAMPİYON OLMAK İSTİYORUM
Kızı Sahra'nın ablası Azra İnamlık'tan (16) esinlenerek birlikte dansa başladığını da anlatan İnamlık, sonra da temel dans eğitimi alıp, Latin dansına yöneldiğini kaydetti. Azra'nın hem solo hem de takım olarak katıldığı Yunanistan'daki yarışmayı izlemeye gittiklerini belirten İnamlık, "Burada diğer kızım Sahra, yarışmacı kızların makyajı, kostümü, saçlarından çok etkilendi. Dönüp, bana, 'Anne beni Latin dansına yazdırır mısın? Ben şampiyon olmak istiyorum' dedi. Öykümüz böyle başladı" diye konuştu.
DANS BENİ HAYATTA TUTAN EN ÖNEMLİ PARÇALARDAN BİRİ
Dansa başlamadan önce bu başarıları hayal bile edemeyeceğini belirten Sahra İnamlık, "Dansı çok seviyorum. Bana çok iyi geliyor. Dans beni hayatta tutan en önemli parçalardan biri. Tip 1 diyabet teşhisim konulduğunda hastanede bir sürü çocuk vardı. Bazıları hayallerinden vazgeçip o hastanede kalmak zorunda kaldı. Bu gerçekten beni üzdü. Ben, hastanede olsam da pozitif yaklaşmaya çalıştım. Bu yolda zor şeyler yaşadık ama en sonunda bu kadar güzel başarılara imza atmaya değdi. Dans olmasaydı benim için hayat daha zor olurdu. Çünkü dans aslında organlarımı sağlıklı tutan bir parça" dedi.
Azra İnamlık ise kardeşini uluslararası yarışmalarda izlemekten ve onun rol modeli olmaktan gurur duyduğunu belirterek, "Bu yola başladığımız günü hatırlıyorum. Teşhisi konulduğunda ailece sarsılmıştık. Ama Sahra bunun üstesinden gelip, pozitif yönde kullanabildi. Onun gibilere bence örnek teşkil ediyor" diye konuştu.
HEDEF, AVRUPA ŞAMPİYONLUĞU
Dans antrenörü Arman Esem de Sahra'nın 6-7 yaşlarında temel eğitimle dansa başladığını kaydetti. Sahra'nın yarışmalara çalışmaya başladığında henüz diyabet tanısı almadığına dikkati çeken Esem, "Şeker hastalığı süreci başladığında, Sahra'da önceki süreçten hiçbir farkını görmedik. Tutkusu ve isteğiyle aynı antrenman çalışmasına düzenli devam etti. Sahra şu an Türkiye'de koreografi Latin takımlarımızda takım dansçımız ama aynı zamanda solo Latin branşında da bireysel olarak yarışıyor. Önümüzdeki hafta İstanbul'da WDSF yarışması var. Ardından yaklaşık 2 hafta sonra da takım halinde katılacağı Avrupa Şampiyonası var. Hedefimiz Avrupa Şampiyonası'nda güzel bir dereceyi Türkiye'ye getirmek" dedi.