İzmir Katip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derya Eşen öncülüğünde 3 yıldır sürdürülen araştırmada, yağmur suyunun toprakta tutulmasını sağlayan "baklava" ve "hilal" biçimindeki su hasadı yöntemlerinin, geleneksel fidan dikim uygulamalarına kıyasla toprak nemini 2 katın üzerinde artırdığı ve fidanların gelişimini hızlandırdığı tespit edildi.
İKÇÜ Orman Fakültesi ile İzmir Orman Bölge Müdürlüğü iş birliğinde yürütülen Ar-Ge projesiyle, iklim değişikliğinin beraberinde getirdiği kuraklığın orman alanları üzerindeki etkilerinin azaltılması amaçlanıyor. Çalışmanın 3 yıldır devam ettiğini belirten Prof. Dr. Derya Eşen, su hasadı uygulamalarının geleneksel olarak açılan çukurlara fidan dikilmesi yöntemine göre daha fazla toprak nemi sağladığını ve fidanların gelişimini hızlandırdığını ifade etti.
Prof. Dr. Eşen, uygulamanın özellikle eğimli arazilerde yağmur suyunun yüzeyden akarak alanı terk etmesini önlemeyi amaçladığını belirterek, "Baklava ve hilal şeklinde olan su hasadı yöntemleri, yağan yağmurun, özellikle eğimli sahalarda hızla, toprağa süzülmeden ve depo edilemeden, toprak boyunca akarak sahayı terk etmesini engellemek için tasarlanmış bir sistem. Yüzyıllardan beri çeşitli medeniyetler tarafından bu yöntemin versiyonları kullanılmış. Biz bunları sistematik ve bilimsel bir açıdan yeniden hayata geçirmeyi amaçladık. Böylece küresel iklim değişiklikleriyle beraber orman yangınları, uzun süren şiddetli kuraklık, sıcak, dalgaları gibi sorunların yanı sıra ani ve bardaktan boşanırcasına yağışlar ile yaşanan sel sorunlarının etkilerini azaltmaya çalıştık" dedi.
'KURAKLIĞIN ETKİSİNİ ERTELEMİŞ OLUYORUZ'
Su hasadı uygulamasında yağmur suyunun toprak üzerinde oluşturulan geometrik şekiller sayesinde tutulduğunu anlatan Prof. Dr. Eşen, sistemin çalışma biçimine ilişkin şu bilgileri verdi:
"Toprak setleriyle beraber bir nevi mikro havuzlar oluşturuyoruz. Bunlar hilal ve baklava dilimi şeklinde olabiliyor. Bu sistemler yağan yağmurun, akıp gitmesine engel olarak mikro havuzlarda tutuyor. Böylece su, kaybolup gitmeden süzülerek toprağın nemini arttırıyor ve nemi hasat etmiş oluyoruz. 'Yağmur hasadı' ya da 'su hasadı' buradan geliyor. Dolayısıyla bu yapılar içerisinde diktiğimiz fidanlar, daha fazla toprak nemi buluyor. Kuraklığın etkisini ertelemiş oluyoruz. Ağaç yetiştirmenin zor olduğu alanlarda dahi fidanların yaşama oranlarını arttırıyor ve büyümelerini hızlandırıyor. Bu yapılar aynı zamanda sonbahar geldiği zaman gelen yağışlarla beraber sistemin tekrar yağmurla şarj edilmesini hızlandırıyor. Geleneksel sistemlere yani normal çukur dikerek fidan dikilen yöntemlere göre iki kattan daha fazla toprak nemine, fidan büyümesinde ve yaşamasında başarı görüyoruz. Yağışların ardından su hasadı yönteminin uygulandığı ve geleneksel yöntemlerin uygulandığı alandan örnekler alarak incelediğimizde Nisan- Ekim ayları arasında 2 kat daha fazla suyun kaldığını görebiliyoruz" ifadelerini kullandı.
'TOPRAK NEM İÇERİĞİNDE 2 KATA YAKIN VERİM ALMAMIZ BÜYÜK BİR BAŞARI'
Projede görev alan İKÇÜ Orman Fakültesi Araştırma Görevlisi Muhammed Ali Aydın da çalışmanın aynı zamanda doktora tezinin bir parçası olduğunu belirtti.
Araştırma kapsamında 3 yıl boyunca belirli aralıklarla ölçümler gerçekleştirdiklerini aktaran Aydın, "Projemiz aynı zamanda doktora tez çalışmam kapsamında yürütüyorum. 3 yıl boyunca her yıl belli aralıklarla periyodik ölçümler yapıyoruz. Bu ölçümler kapsamında fidan çapı, fidan boyu, fidan yaşam oranı, gürbüzlük indeksi ve en önemli aldığımız verilerden birisi de her ayın5'inde toprak nem içeriğini tespit ettik. Bu veriler ışığında 3'üncü yılında olmamıza rağmen toprak nem içeriğinde 2 kata yakın verim almamız bizim için büyük bir başarı gösteriyor" diye konuştu.