YAŞAM

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nden Şakran Kadın Kapalı Hapishanesi açıklaması

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği, İzmir Şakran Kadın Kapalı Hapishanesi’nde ‘kimlik kartı’ uygulamasını kabul etmeyen mahpusların görüş, sağlık ve iletişim haklarının engellendiği yönündeki iddialardan kaygı duyduklarını açıkladı

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST), İzmir Şakran Kadın Kapalı Hapishanesi’nde yaşandığı öne sürülen hak ihlallerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Dernek, ‘kimlik kartı’ uygulamasını kabul etmeyen mahpusların açık ve kapalı görüş, telefon hakkı, hastane sevkleri ve sağlık hizmetlerine erişimlerinin engellendiğine dair iddiaların ciddi endişe yarattığını belirtti.

CİSST açıklamasında, avukat görüşmelerinin ardından bazı mahpuslar hakkında disiplin soruşturmaları başlatıldığına yönelik iddialara da dikkat çekildi. Dernek, bu durumun özellikle sağlık hakkı ve yaşam hakkı bakımından geri dönülmez riskler doğurabileceğini ifade etti.

DERNEĞİN ACİL TALEPLERİ

Açıklamada, açlık grevi süreçlerinde yetkili kurumların temel sorumluluğunun insan hakları ihlallerini derinleştirmek değil; diyalog kanallarını açık tutmak, sağlık hizmetlerine kesintisiz erişimi sağlamak ve yaşam hakkını korumak olduğu vurgulandı. CİSST, mahpusların sağlık hizmetlerine erişiminin hiçbir koşulda engellenmemesi gerektiğini belirterek, avukat görüşü, aile görüşü ve iletişim haklarının idari yaptırım aracına dönüştürülmemesi çağrısında bulundu. Açıklamada, temel haklara erişimin idari uygulamaların kabulüne bağlanmasının; ölçülülük, hukuki belirlilik ve insan onuruna saygı ilkeleri açısından ciddi sorunlar yarattığı ifade edildi. Dernek ayrıca, söz konusu ‘kimlik kartı’ uygulamasının kapsamı, hukuki dayanağı ve sınırları konusunda kamuoyunun açık ve şeffaf biçimde bilgilendirilmesi gerektiğini kaydetti.

CİSST şunları ekledi: “Yetkili kurumları; Kimlik kartı uygulaması gerekçe gösterilerek mahpusların temel haklara erişimlerinin engellenmesine son vermeye, açlık grevindeki mahpusun sağlık durumuna ilişkin acil ve bağımsız tıbbi değerlendirme süreçlerini işletmeye, disiplin süreçlerinin savunma ve iletişim hakları üzerinde baskı aracına dönüşmesini engellemeye, bağımsız izleme ve başvuru mekanizmalarının etkili biçimde işletilmesini sağlamaya çağırıyoruz.”

Dernek, ceza infaz kurumlarında insan hakları standartlarına uygun uygulamaların hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek, sürecin takipçisi olacaklarını ifade etti.