Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), Sedef Güler ve Gülistan Doku dosyalarına ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, kadın cinayetlerinde yalnızca faillerin değil, soruşturma süreçlerindeki ihmallerin ve delillerin korunmamasının da sorgulanması gerektiğini belirtti.
Platform, “Delil bizde, adalet nerede?” diyerek adli makamların sorumluluğuna dikkat çekti.
SEDEF GÜLER DAVASI
Platformun açıklamasında, Sedef Güler’in cansız bedeninin elleri bağlı ve ağırlıklarla bir halıya sarılmış halde bulunduğu hatırlatıldı. Cinayetin önemli delillerinden biri olarak değerlendirilen halının adli makamlarca muhafaza edilmek yerine aileye teslim edildiği belirtildi. Ailenin yaklaşık iki yıl boyunca söz konusu halıyı yeniden adli makamlara teslim etmeye çalıştığı ifade edilen açıklamada, delil zincirinin bozulduğu ve soruşturmanın etkin yürütülmediği savunuldu. Platform, Sedef Güler’in annesinin adaletin sağlanabilmesi için kızının öldürüldüğü halıyı evinde saklamak zorunda bırakıldığını belirtti. KCDP, “Kadın cinayetlerinde artık yalnızca tek bir failden değil; delilleri yok eden, gerçeği geciktiren, sessiz kalan ve failleri koruyan ilişkiler ağından söz ediyoruz” ifadelerini kullandı. Açıklamada, dijital kayıtların kaybolduğu, kritik delillerin incelenmediği ve ailelerin devletin yürütmesi gereken soruşturmaların peşinden koşmak zorunda bırakıldığı ileri sürüldü. Platform, Sedef Güler dosyasına ilişkin şu soruları yöneltti: Cinayetin en önemli delili neden aileye teslim edildi? Eksik incelemelerin sorumluları kim? Dosyadaki bütün bağlantılar neden araştırılmadı? Kimi koruyorlar? Platform, Sedef Güler için adaletin yalnızca faillerin cezalandırılması anlamına gelmediğini belirterek cinayetin tüm bağlantılarının ortaya çıkarılması ve delilleri korumayanların da hesap vermesi gerektiğini vurguladı.
GÜLİSTAN DOKU NEREDE?
Açıklamanın ikinci bölümünde ise, 5 Ocak 2020'de kaybolan Gülistan Doku’nun dosyasına ilişkin değerlendirmelere yer verildi. Platform, yıllardır “Gülistan Doku nerede?” sorusunu yönelttiklerini hatırlatarak soruşturmanın ilk döneminde Gülistan’ın intihar etmiş olabileceği iddiasının öne çıkarıldığını ve aramaların belirli bir bölgeyle sınırlandırıldığını savundu. Gülistan Doku’nun ailesinin, kadın örgütlerinin ve kamuoyunun dosyanın kapatılmasına izin vermediği belirtilen açıklamada, yıllar süren mücadelenin ardından dosyadaki ihmaller, müdahaleler ve delillerin karartıldığına ilişkin ciddi bulguların ortaya çıktığı ifade edildi. Platform, gelinen aşamada savcılığın, Gülistan Doku’nun cansız bedeninin şüphelilerle bağlantılı kişiler tarafından organize biçimde gömülmüş veya yok edilmiş olabileceğine yönelik önemli tespit ve delillere ulaştığını açıkladığını belirtti. Soruşturma kapsamında eski kamu görevlileri, kolluk personeli ve olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen kişilere yönelik operasyonlar gerçekleştirildiği, dört ayrı operasyonun ardından tutuklu sayısının 28’e yükseldiği aktarıldı.
SORUMLULAR YARGILANANA KADAR…
Yaşanan gelişmelerin yıllardır yönelttikleri soruların önemini ortaya koyduğunu belirten KCDP, “Gülistan kaybolmadı; Gülistan’ın başına ne geldiğinin ortaya çıkarılması geciktirildi” ifadelerini kullandı. Platform; delillerin neden zamanında toplanmadığının, kimlerin soruşturmayı etkisizleştirdiğinin, kimlerin bilgi ve kayıtları gizlediğinin ve hangi kamu görevlilerinin sorumluluklarını yerine getirmediğinin bütün yönleriyle ortaya çıkarılmasını istedi. Açıklamada, soruşturmanın henüz tamamlanmadığı ve Gülistan Doku’nun hala bulunamadığı vurgulanarak, ailesinin kızlarının mezarının nerede olduğunu bilmediği belirtildi. KCDP, gerçek sorumluların tamamı tespit edilip yargılanmadan, Gülistan’ın nerede olduğuna ilişkin gerçek ortaya çıkarılmadan ve ailesine hesap verilmeden dosyanın kapanmış sayılamayacağını kaydetti. Platform açıklamasını, “Gülistan’a ne yaptınız, onu nereye götürdünüz ve bu gerçeği yıllarca kimler sakladı?” sorularıyla tamamladı. KCDP, Gülistan Doku bulunana ve tüm failler ile sorumlular adil biçimde yargılanana kadar mücadeleye devam edeceklerini bildirdi.