YAŞAM

Kadınlardan İstanbul Sözleşmesi mesajı: Aradan geçen 5 yılda kadınlar etkin biçimde korunmadı

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesinin üzerinden beş yıl geçtiğini hatırlatarak, bu kararın kadınların yaşam hakkını koruyan politikalardan vazgeçilmesinin simgesi olduğunu belirtti

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesinin üzerinden beş yıl geçtiğini hatırlatarak yazılı bir açıklama yayımladı. Platform, söz konusu kararın yalnızca uluslararası bir sözleşmeden çekilme anlamına gelmediğini, aynı zamanda kadınların yaşam hakkını koruyan politikalardan vazgeçilmesi, eşitlik karşıtı uygulamaların yaygınlaştırılması ve cezasızlık politikalarının derinleştirilmesi yönünde siyasi bir tercih olduğunu savundu.

Açıklamada, geçen beş yıllık süreçte kadınların etkin biçimde korunmadığı, 6284 sayılı Kanun'un etkili şekilde uygulanmadığı belirtildi. Kadınların yaşam hakkını güvence altına alması gereken koruma mekanizmalarının zayıflatıldığı ifade edilen açıklamada, buna paralel olarak eşitlik karşıtı politikaların kurumsallaştırıldığı, kadınların haklarının hedef gösterildiği öne sürüldü.

FAİLLERİ DURDURACAK ÖNLEYİCİ MEKANİZMALAR ETKİN İŞLETİLMEDİ

Platformun açıklamasında yer alan ifadeler şöyle: “İktidarın İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuzca imza çekmesinin üzerinden 5 yıl geçti. Bu karar yalnızca uluslararası bir sözleşmeden çekilme kararı değildi. Kadınların yaşam hakkını koruyan politikalardan vazgeçmenin, eşitlik karşıtı uygulamaları yaygınlaştırmanın ve cezasızlık düzenini derinleştirmenin siyasi tercihiydi. Aradan geçen 5 yılda kadınlar etkin biçimde korunmadı, 6284 sayılı Kanun etkin uygulanmadı. Kadınların yaşam hakkını güvence altına alması gereken mekanizmalar zayıflatılırken, eşitlik karşıtı politikalar kurumsallaştırıldı. Kadınların hakları hedef gösterildi. 2025’in ‘Aile Yılı’ ilan edilmesiyle birlikte kadınların eşitlik ve özgürlük talepleri geri plana itildi; kadınlar birey olarak değil, aile içindeki rolleri üzerinden tanımlanmaya çalışıldı. Şiddeti önlemeye yönelik yükümlülükler yerine, şiddetin yarattığı sonuçlara odaklanan politikalar benimsendi. Kadınları yaşatacak politikalar yerine kadınların yaşam hakkını görmezden gelen politikalar tercih edildi. Bunun sonucu ise önlenebilir kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri oldu. Failleri durduracak önleyici mekanizmalar etkin işletilmedi, cezasızlık politikaları kadınların yaşam hakkını tehdit etmeye devam etti.”

MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ

Son olarak ise, “Oysa İstanbul Sözleşmesi; şiddeti önlemeyi, kadınları etkin biçimde korumayı, failleri cezalandırmayı ve toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamayı devletin yükümlülüğü olarak tanımlar. Kadınların yaşam hakkını korumak için devletlere bağlayıcı yükümlülükler getiren bu sözleşmeden hukuksuzca çekilinmesi, kadınları koruyan mekanizmaların zayıflatılmasının önünü açtı. Tam da bu nedenle ‘İstanbul Sözleşmesi yaşatır’ demeye devam ediyoruz. Kadınların yaşam hakkından, eşitlikten ve özgürlükten vazgeçmiyoruz. İstanbul Sözleşmesi yeniden yürürlüğe girene, 6284 sayılı Kanun etkin biçimde uygulanana, cezasızlık politikalarına son verilene ve kadınların şiddetsiz, eşit ve özgür yaşayabildiği bir düzen kurulana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” mesajı verildi.