Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye'de kişi başına günlük ortalama,09 kilogram evsel atık oluşuyor. Atık karakterizasyon çalışmalarına göre bu miktarın yaklaşık yüzde 50 ila 55'ini organik atıklar oluşturuyor. Bu da kişi başına günlük yaklaşık 550-600 gram, dört kişilik bir ailede ise yılda yaklaşık 800 ila 900 kilogram organik atığın ortaya çıktığını gösteriyor. Organik atıkların çöpe gitmek yerine ekonomiye kazandırılmasının hem çevresel sürdürülebilirliğe hem de kaynak verimliliğine önemli katkılar sağlayabileceğini belirten İZ-AFED Çevre Komisyonu Başkanı ve Çevre Mühendisi Yakup Ateş, organik atıkların kompost üretiminden belediye hizmetlerine kadar birçok alanda değerlendirilebileceğini ifade etti. Ateş, sürdürülebilir bir atık yönetim sistemi oluşturulabilmesi için vatandaşların da organik atıkları kaynağında ayrıştırarak sürece aktif katılım sağlaması gerektiğini dile getirdi.
ORGANİK ATIKLAR AYRI TOPLANMALI
Evsel mutfak atıklarının tek tip olmadığını belirten Ateş, özellikle yemek hazırlama sürecinde ortaya çıkan organik atıkların doğru yöntemlerle değerlendirilmesi halinde önemli çevresel kazanımlar elde edilebileceğini ifade etti. Ateş, “Sebze ve meyve kabukları, çay posası, kahve telvesi, yumurta kabukları ve bozulan sebze ile meyveler gibi organik atıklar yüksek kaliteli kompost üretimi için önemli bir hammaddedir. Bu materyaller doğru yöntemlerle değerlendirildiğinde toprağın organik madde miktarı artırılabilir, kimyasal gübre kullanımının azaltılmasına katkı sağlanabilir, park ve bahçelerde doğal toprak iyileştirici olarak kullanılabilir ve tarımsal üretimde sürdürülebilir uygulamalar desteklenebilir. Böylece hem atık miktarı azalır hem de doğaya yeniden kazandırılan değerli bir ürün elde edilir” dedi.
GIDA ARTIKLARI DA EKONOMİYE KAZANDIRILABİLİR
Yemek sonrasında ortaya çıkan gıda artıklarının da uygun sistemler kurulduğu takdirde yeniden değerlendirilebileceğini belirten Ateş, “Ekmek artıkları, pirinç, makarna ve sebze yemekleri gibi gıda artıkları; hijyen kuralları ve yürürlükteki mevzuat çerçevesinde oluşturulacak sistemlerle çeşitli geri kazanım uygulamalarında değerlendirilebilir. Bu yaklaşım, gıda israfının azaltılmasına, organik atık miktarının düşürülmesine, kaynak verimliliğinin artırılmasına ve döngüsel ekonominin güçlenmesine katkı sağlayacaktır” diye konuştu.
BELEDİYELERİN YÜKÜ DE AZALABİLİR
Organik atıkların kaynağında ayrıştırılmasının yalnızca geri kazanımı artırmayacağını, aynı zamanda belediyelerin temizlik hizmetlerine de önemli katkılar sunacağını ifade eden Ateş, “Kaynağında ayrı toplama uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte çöp konteynerlerinde oluşan kötü kokular azalabilir, sızıntı suyu miktarı düşebilir, konteynerlerin kirlenme oranı azalabilir ve depolama sahalarına gönderilen atık miktarı önemli ölçüde azaltılabilir. Böylece hem iş gücü hem de işletme maliyetleri daha verimli kullanılabilir, belediye hizmetlerinin etkinliği artarken vatandaşların yaşam kalitesi de olumlu yönde etkilenebilir” ifadelerini kullandı.
ÇÖPÜ DEĞİL KAYNAĞI GÖRMELİYİZ
Atık yönetiminde yeni anlayışın atıkları bertaraf etmek değil, yeniden üretime kazandırmak olması gerektiğini vurgulayan Ateş, “Düzenli depolama alanlarına gönderilen organik atıklar zaman içerisinde metan gazı oluşturarak iklim değişikliğine olumsuz katkı sağlayabiliyor. Bu nedenle organik atıkların kaynağında ayrı toplanması yalnızca çevreyi korumakla kalmıyor, aynı zamanda daha güçlü bir döngüsel ekonominin oluşmasına da katkı sunuyor. Doğru ayrıştırılan her organik atık; çevre için daha az kirlilik, belediyeler için daha verimli hizmet ve ülkemiz için daha güçlü bir ekonomik değer anlamına geliyor” diye konuştu.