EĞITIM

Eğitim-İş'ten MEB'in yeni yönetmeliğine tepki: Sorun çözmüyor, yeni sorunlar üretiyor

Eğitim-İş, Millî Eğitim Bakanlığı'nın Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği'nde yaptığı değişikliklerin eğitim sisteminin temel sorunlarına çözüm getirmediğini savundu

Eğitim-İş, Millî Eğitim Bakanlığı'nın Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği'nde yaptığı değişikliklere ilişkin yazılı açıklama yayımladı. Sendika, yönetmeliğin öğretmen açığı, kalabalık sınıflar, okul güvenliği ve eğitimde fırsat eşitsizliği gibi temel sorunları çözmek yerine yeni yükümlülükler ve belirsizlikler getirdiğini belirterek, hukuka aykırı olduğunu düşündükleri hükümler için yargı yoluna başvuracaklarını duyurdu. Açıklamada, eğitim sisteminin en önemli sorunları arasında yer alan öğretmen açığı, kalabalık sınıflar, temizlik ve güvenlik personeli eksikliği, rehberlik hizmetlerindeki yetersizlikler, okul şiddeti ve okul öncesi eğitimde yaşanan kontenjan sorunlarının çözüm beklediği vurgulandı. Buna karşın yeni yönetmeliğin ağırlıklı olarak okul işleyişine ilişkin düzenlemeler içerdiği ifade edildi.

İŞ YÜKÜNÜ AZALTACAK ADIMLAR…

Yönetmelikte birçok konunun ‘Bakanlıkça belirlenecek usul ve esaslara’ bırakılmasının da eğitim sisteminde öngörülebilirliği azalttığı, öğretmenler, okul yöneticileri ve veliler açısından yeni belirsizlikler yarattığı savunuldu. Eğitim-İş, yönetmelikte yer alan ‘Erdem-Değer-Eylem Çerçevesi’ ve ‘huzurlu aile ve toplum’ gibi ifadelerin hukuki metinlerde yer almasını eleştirerek, eğitimin amacının siyasi iktidarın tanımladığı değer kalıplarına göre birey yetiştirmek değil; özgür düşünen, sorgulayan ve bilimsel düşünceyi esas alan bireyler yetiştirmek olduğunu belirtti. Sendika, eğitim mevzuatının Anayasa'nın laiklik ilkesi, Tevhid-i Tedrisat Kanunu, bilimsel eğitim anlayışı ve çocukların üstün yararı esas alınarak hazırlanması gerektiğini vurguladı. Açıklamada, öğretmenlerin iş yükünü azaltacak adımlar yerine yeni takip, kayıt, değerlendirme ve raporlama sorumlulukları getirildiği ifade edildi. Öğretmen açığı giderilmeden, sınıf mevcutları azaltılmadan ve okulların fiziki ile personel eksikleri tamamlanmadan yeni bürokratik yükümlülüklerin eğitim kalitesini artırmayacağı savunuldu.

ÖĞRETMEN YETERSİZLİĞİ GÜNDEMDE

Eğitim-İş, okul öncesi eğitimde kayıt alanı esasına dayalı uygulamaların ailelerin tercih hakkını daralttığını belirterek, asıl sorunun yeterli anaokulu ve kontenjan bulunmaması olduğunu kaydetti. Seçmeli ders uygulamalarına ilişkin düzenlemelerin de eleştirildiği açıklamada, öğrencilerin seçmek istedikleri derslerin birçok okulda açılamadığı, öğretmen yetersizliği nedeniyle gerçek anlamda tercih hakkının oluşmadığı ifade edildi. Tercihini süresinde yapmayan öğrencilerin seçmeli derslerinin okul yönetimlerince belirlenmesinin de öğrenci ve velilerin tercih hakkını zayıflatacağı öne sürüldü. Yönetmelikte yer alan ‘farklı program uygulayan ilkokullar’ ifadesine de dikkat çeken sendika, zorunlu eğitimin ilk basamağında farklı okul modellerinin yönetmeliğe girmesinin Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun ortak, laik ve bilimsel eğitim anlayışıyla bağdaşmadığını savundu. Bu düzenlemenin ilkokul düzeyinde dini ağırlıklı ya da farklı programlara sahip okul modellerinin yaygınlaştırılabileceği yönündeki kaygıları artırdığı ifade edildi.

TÜM HUKUKİ YOLLARI KULLANACAĞIZ

Okullarda artan şiddet olaylarına da değinilen açıklamada, güvenliğin yalnızca arama tedbirleriyle sağlanamayacağı belirtildi. Sendika, her okula yeterli sayıda rehber öğretmen, psikolojik danışman, kadrolu güvenlik görevlisi ile temizlik ve destek personeli atanması gerektiğini vurguladı. Eğitim-İş, açıklamasının sonunda yönetmeliğin eğitimin temel sorunlarını çözmekten uzak olduğunu savunarak, hukuka aykırı olduğunu düşündükleri düzenlemelerin iptali için dava açacaklarını duyurdu. Sendika, “Öğrencilerimizin laik, bilimsel ve nitelikli eğitim hakkını gerileten, eğitim emekçilerinin yükünü artıran ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun temel ilkelerine aykırı her düzenlemeye karşı tüm hukuki yolları kullanacağız” ifadelerine yer verdi.