Eğitim Sen, Eğitim-İş ve Hürriyetçi Eğitim Sen, ‘Sendikal Haklar Engellenemez! Ortak Karar, Ortak Mücadele!’ başlığıyla ortak bir açıklama yayımladı. Açıklamada, eğitim emekçilerinin sendikal eylem hakkının yargı kararlarıyla sınırlandırılmaya çalışıldığı ileri sürüldü.
Sendikalar, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış sendikal hakların hedef alındığını savunarak, bu durumun yalnızca bir sendikaya değil tüm örgütlü emek hareketine yönelik bir müdahale olduğunu belirtti.
AÇIK BİR MÜDAHALE
Basın açıklamasında yer alan ifadeler şöyle: “Eğitim emekçilerinin Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış sendikal eylem hakkı, bugün doğrudan hedef alınmaktadır. Sendikaların aldığı meşru eylem kararlarının yargı eliyle geçersiz kılınmaya çalışılması, örgütlü mücadelenin tasfiye edilmesine yönelik açık ve sistematik bir saldırıdır. Bu saldırı yalnızca bir sendikaya yönelmiş değildir; sendikal iradeye, toplu hak arama özgürlüğüne ve demokrasinin temel dayanaklarına doğrudan yönelmiş açık bir müdahaledir. Sendikal faaliyetlerin suç gibi gösterilmesi, meşru eylem kararlarının baskı ve yargı eliyle etkisizleştirilmeye çalışılması; örgütlü toplumu susturma, emekçiyi yalnızlaştırma ve itaatkâr hale getirme girişimidir. Açıkça ifade ediyoruz: Bir mahkemenin, sendikaların aldığı meşru eylem kararlarını geçersiz hale getirmeye çalışması hukukla açıklanabilecek bir durum değildir. Çünkü bir sendika yalnızca adı olan bir yapı değil; üyeleri adına söz söyleyen, karar alan ve mücadele örgütleyen demokratik bir örgüttür. Eğer sendikalar eylem kararı alamayacak, üyeleri adına irade ortaya koyamayacaksa; Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış sendikal haklardan da söz edilemez. Bu nedenle bugün yaşananlar, tek tek sendikaların değil; örgütlü mücadelenin, sendikal hareketin ve emek mücadelesinin tamamının meselesidir. Tam da bu yüzden; ortak karar almak, ortak mücadele yürütmek ve sendikal haklara birlikte sahip çıkmak bir tercih değil, tarihsel bir sorumluluk haline gelmiştir. Bu sorumluluğun bilinciyle üç sendika olarak bir araya geldik ve sendikal haklarımıza sahip çıkma irademizi kamuoyuna ilan ediyoruz.”
HUKUKSUZ VE GARABET NİTELİĞİNDE BİR KARAR
Milli Eğitim Bakanlığına seslenen sendikalar, “Anayasa’nın 42. maddesinde düzenlenen eğitim hakkı; Anayasa’da güvence altına alınmış diğer temel hak ve özgürlükleri ortadan kaldırmanın ya da gölgelemenin aracı olamaz. Eğitim hakkı bahanesiyle sendikal hakların, ifade özgürlüğünün ve eylem hakkının gasp edilmesine asla izin vermeyeceğiz. Bugün yaşananlar tesadüf değildir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın daha önce de öğretmeni baskı altına alan, sendikal faaliyetleri hedef gösteren ve hukuku yok sayan sayısız antidemokratik uygulamasına tanık olduk. Bugün gelinen nokta, bu anlayışın yeni bir aşamasıdır. Öte yandan sürecin hukuki boyutu tüm açıklığıyla devam etmektedir. Öğrenci Gelişim Raporları uygulamasına karşı İdari Yargı’da açtığımız dava sürmektedir. Bu davanın duruşmalı görülmesini talep ediyoruz. O duruşma salonlarında olacağız, izleyeceğiz ve sendikal hakların savunucusu olmaya devam edeceğiz. Ayrıca bu hukuksuz ve garabet niteliğindeki kararı üst yargı mercilerine taşıdığımızı kamuoyuna ilan ediyoruz. Üç sendika olarak orada da ortak savunmamızı yapacak, sendikal hakları hedef alan bu anlayışa karşı hukuki mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Buradan bir kez daha açık ve net biçimde söylüyoruz: Tüm baskılara, tehditlere ve hukuk dışı girişimlere rağmen; Öğrenci Gelişim Raporlarının doldurulmaması yönündeki sendikal eylem kararımız devam etmektedir ve devam edecektir. Demokrasiden, sendikal haklardan ve eğitim emekçilerinin onurundan asla geri adım atmayacağız. Çünkü bu mücadele; yalnızca bir uygulamaya karşı değil, emeğin değersizleştirilmesine, sendikal iradenin yok sayılmasına ve örgütlü toplumun tasfiye edilmesine karşı bir mücadeledir” mesajını iletti.