EĞITIM

İKÇÜ’de ‘Arkeoloji Belgeselleri ve Kültürel Miras’ Söyleşisi

İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’nde düzenlenen söyleşide arkeolojik keşiflerin belgesel sinemaya aktarım süreci ele alındı. Akademisyenler, kültürel mirasın görsel anlatımla korunmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ), Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) ve Moğolistan Bilimler Akademisi iş birliğiyle yürütülen kültürel miras araştırmaları, iki ayrı belgesel projesine dönüştürüldü. Prof. Dr. Şaban Doğan başkanlığındaki çalışmalarda sondaj ekibinin yanı sıra arkeologlar, sanat tarihçileri, botanik uzmanları ve paleograflardan oluşan geniş bir ekip görev aldı.

Şaban Doğan liderliğinde gerçekleştirilen çalışmalar, Moğolistan bozkırlarındaki taşbaba restorasyon sürecini konu alan “Göktürklerin Gizemli Mirası: Taşbabalar” belgeseliyle ekranlara taşındı. Ayrıca İKÇÜ ekibi tarafından keşfedilen kayıp şehir Togu Balık üzerine hazırlanan yeni belgeselin detayları, “Arkeoloji Belgeselleri ve Kültürel Miras” başlıklı söyleşide paylaşıldı.

Söyleşide, projenin sinematografik yönünü Prof. Dr. Cenk Demirkıran aktarırken, Prof. Dr. Doğan sahada elde edilen deneyimleri katılımcılarla paylaştı. Etkinlik sonunda, yapım süreci devam eden Togu Balık belgeselinin fragmanı izleyicilere sunuldu.

İKÇÜ Prof. Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, akademik birim yöneticileri, çok sayıda akademisyen ve öğrenci katılım gösterdi.

TOGU BALIK’TA İKÇÜ DETAYI

İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) ile Moğolistan Bilimler Akademisi Arkeoloji Enstitüsünün, TİKA desteğiyle Moğolistan’ın Tuul Vadisi’nde yürüttüğü kazı çalışmaları sonucu tespit edilen Dokuz Oğuzlar’ın kayıp kenti Togu Balık’ı ortaya çıkarmak üzere çalışmaların sürdüğünü anlatan Prof. Dr. Şaban Doğan, “Bu projelerde benim rolüm, ekip arkadaşlarımı organize etmek ve çalışmanın uyum içerisinde gerçekleşmesini sağlamak. Asıl kahramanlar ise sahada çalışan ekip arkadaşlarımız. Sondaj ekibinin yanı sıra arkeologlar, sanat tarihi ve botanik uzmanları ile paleograflardan oluşan büyük bir ekiple çalışıyoruz. Sayın Rektörümüz Prof. Dr. Saffet Köse ve Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Yasin Bulduklu’nun desteğiyle başlayan bu süreç, kısa sürede büyüyerek geniş bir perspektife evrildi. Akademik deneyim ve ekip uyumu bu süreçte en büyük avantajımız oldu” ifadelerini kullandı. Togu Balık kazılarına ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Doğan, “Eski Türk yazıtlarında adı geçen, ancak yeri bilinmeyen bir şehirden söz ediyoruz. Bu alanın izini sürerek çalışmalarımıza başladık. Yapılan ön çalışmalar ve elde edilen bulgular doğrultusunda Moğolistan’daki Hermen Deresi bölgesinde yoğunlaştık. Elde ettiğimiz verilerin, buranın Togu Balık olduğunu göstermesi bizim için oldukça heyecan verici oldu” dedi. Saha koşullarının zorluklarına da değinen Prof. Dr. Doğan, “Çalışma alanı oldukça zorlu koşullara sahip. Hem çalışma hem de yaşam şartları açısından ciddi zorluklar içeriyor. Buna rağmen ekip uyumu sayesinde süreci verimli şekilde sürdürüyoruz” dedi.

‘BELGESELİN DİLİYLE ULUSLARARASI GÖRÜNÜRLÜK KAZANIYOR’

Togu Balık’ta ulaştığımız bulgular; madenciliğe dayalı ekonomi, taşınan bitki türleri, gelişmiş bir şehir kültürü ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Artık sadece kurgan kazılarıyla yetinmiyor, bir yerleşim yerinin ekonomisini, sosyal yapısını ve zihniyet dünyasını da çözümlüyoruz” diyen Prof. Dr. Şaban Doğan, sahada yürütülen geniş kapsamlı çalışmalarla birlikte, bu çalışmaların görünür hale gelmesinin de büyük önem taşıdığını vurguladı. Prof. Dr. Cenk Demirkıran ile yürütülen belgesel çalışmalarının, akademik verilerin toplumsal hafızada kalıcı hale gelmesi adına kritik bir öneme sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Doğan, hazırlanan belgeseller sayesinde çalışmaların uluslararası düzeyde daha fazla görünürlük kazandığını belirtti. Prof. Dr. Şaban Doğan; Moğolistan’ın zorlu saha koşullarında çalışmaları görüntüleyen ve Togu Balık belgeselinin görüntü yönetmenliğini üstlenen İKÇÜ Medya Merkezi Şef Kameramanı Ercan Gülebastı’ya emekleri için teşekkür etti.

‘YAŞAYAN BİR HİKAYE OLARAK ELE ALIYORUZ’

Arkeoloji belgesellerinin kamera arkasını ve bu türün gerektirdiği yönetmenlik vizyonunu değerlendiren Prof. Dr. Demirkıran, “Arkeoloji belgeseli yönetmeninin bu alanda uzmanlaşması son derece önem taşıyor. Bizler çekimlere başlamadan önce prehistorya ve arkeoloji üzerine ciddi çalışmalar yapıyoruz. Bir dönemi ve o dönemin bilimsel gerçekliğini sinema diline aktarmak için yönetmenin o atmosferi soluması ve disiplinlerarası bir donanıma sahip olması gerekiyor. Arkeolojide somut eserler söz konusu olsa da, prehistoryada bilimsel veriyi hayal gücü ile harmanlamak zorundayız” dedi. Modern belgesel sinemada izleyici refleksinin değiştiğini vurgulayan Prof. Dr. Demirkıran, arkeolojik mekanların artık mimari birer obje değil, yaşayan birer hikaye alanı olarak ele alınması gerektiğini kaydetti. Prof. Dr. Demirkıran, “İzleyiciler artık sadece antik yapıları veya tapınakları değil, o yapıların içinde terleyen, çalışan ve yaşayan insanı görmek istiyor. Biz belgesellerimizde arkeoloğun günlük yaşamını, kazıdaki emeğini ve o keşif anındaki heyecanını öne çıkartıyoruz. Bir kazı güncesi niteliğinde kurguladığımız projelerimizde, bilim insanlarının sahada diş fırçalamasından yemek yemesine kadar her detayı belgeleyerek, o büyük emeği izleyiciyle empati kuracak bir dille buluşturuyoruz” diye konuştu. Yapımcılığını ve yönetmenliğini Prof. Dr. Şaban Doğan’la birlikte yaptıkları Togu Balık belgesel projesine de değinen Prof. Dr. Demirkıran, “Togu Balık kazılarını anlattığımız yeni belgesel projemizde, arkeolojik keşifleri izleyiciyle paylaşırken, mekânların eksik parçalarını bilgisayar üretimli görüntüleme ve dijital teknolojilerle tamamlıyoruz. Türk bilim insanlarının uluslararası alandaki başarısını belgelemek, akademik çalışmanın toplumsal hafızada yer etmesini sağlıyor. Bu tür projeler, aynı zamanda üniversitemizin kültürel mirasa sahip çıkma vizyonunun da bir yansımasıdır” dedi.

Program, katılımcılardan gelen soruların yanıtlanmasının ardından son buldu.