Eğitim-İş Sendikası, Mesleki Eğitim Merkezleri’nde (MESEM) görev yapan öğretmenlere yönelik konum tabanlı dijital takip uygulamasına sert tepki gösterdi. Sendika, ‘denetim’ gerekçesiyle hayata geçirilen sistemin öğretmenler üzerinde gözetim anlamına geldiğini belirterek uygulamanın derhal durdurulması çağrısında bulundu.
İŞYERLERİNE UCUZ İŞ GÜCÜ SAĞLAMAKTA
Sendikanın yazılı açıklamasında yer alan ifadeler şöyle: “Mesleki Eğitim Merkezlerinde görev yapan teknik öğretmenlerin, çırak ve kalfa öğrencilerin işletmelerdeki eğitim süreçlerini denetlemek amacıyla gerçekleştirdikleri saha ziyaretlerinin, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından pilot uygulama olarak başlatılan konum tabanlı dijital takip sistemi üzerinden izlenmesi kabul edilemez. Ancak altını özellikle çiziyoruz; bugün tartışılması gereken asıl mesele, öğretmenlerin nasıl denetleneceği değil; çocukların haftanın dört günü işletmelere gönderildiği MESEM uygulamasının bizzat kendisidir. MESEM sistemi, çocukların eğitim hakkını ve güvenliğini hiçe sayarak, işyerlerine ucuz iş gücü sağlamaktan başka bir amaca hizmet etmemektedir. Bu sistemin yarattığı ağır sonuçlar kamuoyunun malumudur: Çocuk yaşta iş cinayetleri, ağır yaralanmalar, meslek hastalıkları ve eğitim hakkından fiilen kopuş… Yaşanan bu tablo, Bakanlığı kamuoyu nezdinde zor durumda bırakmakta; çözüm ise sistemin kendisini sorgulamak yerine, öğretmenler üzerinde baskı kurularak ‘denetimleri sıkılaştırıyoruz’ algısı yaratmaktır. MEB, öncelikle çocuklarımızın güvenliğini ve eğitim hakkını öncelemekle yükümlüdür.”
ÇALIŞMA BARIŞINI ZEDELEMEKTE
“Bugün dayattıkları söz konusu uygulama, denetim faaliyetlerinin doğrulanması amacını aşarak öğretmenlerin görevleri sırasında anlık ya da sürekli biçimde izlenmesine imkân tanımakta; bu yönüyle özel hayatın gizliliği, kişisel verilerin korunması ve çalışma özgürlüğü açısından ciddi sakıncalar barındırmaktadır” denilen açıklamada, “Konum bilgisi, kişisel veri niteliği taşıyan ve korunması gereken hassas bir veri türüdür. Bu verilerin sürekli ve sistematik biçimde işlenmesi ise açık, belirli ve kanuni bir dayanak gerektirmektedir. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca; kişisel verilerin işlenmesinde amaçla sınırlılık, veri minimizasyonu ve ölçülülük ilkeleri esastır. Denetim faaliyetlerinin tutanak, rapor ve yerinde gözlem gibi yöntemlerle zaten kayıt altına alınabildiği bir durumda, öğretmenlerin konum verilerinin izlenmesini zorunlu kılan bir gereklilik bulunmamaktadır. Daha hafif ve hukuka uygun yöntemler mümkünken, yoğun müdahale içeren bir izleme sisteminin tercih edilmesi kabul edilemezdir. Bu uygulama aynı zamanda öğretmenler üzerinde sürekli gözetim baskısı oluşturarak mesleki motivasyonu düşürmekte, çalışma barışını zedelemekte ve öğretmenlik mesleğinin saygınlığına zarar vermektedir. Kamu hizmetinin temel unsurlarından biri olan güven ilkesi, yerini denetim adı altında yapılan sürekli izlemeye bırakmaktadır. Öğretmenler, görevlerini yerine getirirken potansiyel birer ‘şüpheli’ gibi görülemez” sözleri de yer aldı.
KARARLILIKLA SÜRDÜRMEYE DEVAM
Son olarak ise, “Teknoloji, kamu hizmetlerinin etkinliği için bir araç olabilir; ancak bu araç, temel hak ve özgürlükleri zedeleyen, kamu emekçilerini baskı altına alan bir denetim mekanizmasına dönüştürülemez. Öğretmenlerin görevlerini ifa ederken kişisel verilerinin izlenmesi, demokratik bir toplumda kabul edilebilecek bir uygulama değildir. Eğitim-İş olarak bir kez daha açık ve net biçimde ifade ediyoruz: MESEM işletme denetimlerinde uygulanan konum tabanlı dijital takip sistemine derhal son verilmelidir. Çocukları haftanın dört günü işletmelere gönderen MESEM uygulaması bütün yönleriyle durdurulmalı ve yeniden değerlendirilmelidir. Çocukların yaşam hakkını, güvenliğini ve eğitim hakkını tehdit eden bu sistemin sorumluluğu öğretmenlere yüklenemez. Öğretmenlerin kişisel verileri, Bakanlığın kriz yönetimi aracı haline getirilemez. Gerçek çözüm; dijital takip uygulamalarında değil, çocuk işçiliğini meşrulaştıran MESEM politikasından vazgeçilmesindedir. Eğitim-İş, hem öğretmenlerin haklarını hem de çocukların yaşam ve eğitim hakkını savunmaya; bu sistemin karşısında hukuki ve sendikal mücadelesini kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir” talepleri yer aldı.