EĞITIM

Sınıfta yapay zeka dönemi: Öğretmenin rolü dönüşüyor

Eğitim Teknolojileri Uzmanı Kerem Gürler, yapay zeka ve dijital araçların öğretmenin yerini almadığını, aksine onu “rehber” rolüne taşıdığını söyleyerek “Teknoloji bir canavar değil, doğru yönetildiğinde bizi geleceğe taşıyacak en güçlü araçtır” dedi

Dijitalleşmenin hız kazandığı eğitim dünyasında en çok tartışılan konulardan biri, teknolojinin öğretmenin rolünü zayıflatıp zayıflatmayacağı…Eğitim teknolojileri uzmanı, öğretmen ve aynı zamanda Dinoky’nin kurucusu Kerem Gürler, bu tartışmaya net bir yanıt vermek için gazetemize önemli açıklamalarda bulundu. Gürler, “Teknoloji sınıfa girdikçe öğretmen geri plana düşmüyor, aksine daha merkezi ve kritik bir role evriliyor” diye konuştu.

SINIFIN ORKESTRA ŞEFİ

“Teknoloji öğretmenin yerini mi alacak?” konusunun son yıllarda en sık karşılaştığı sorunlardan biri olduğunu belirten eğitim teknolojileri uzmanı Gürler, bu endişeye kesin bir dille karşı çıkıyor. Ona göre bilgiye erişimin kolaylaşması, öğretmenin önemini azaltmak yerine yeniden tanımlıyor. Gürler, öğretmenin artık bilgiyi aktaran kişi olmaktan çıkıp öğrencinin öğrenme sürecini yöneten, ona ilham veren ve doğru soruları sorduran bir rehbere dönüştüğü yönünde olduğunu belirtti. Gürler, “Teknoloji sınıfa girdikçe öğretmen geri plana düşmüyor, aksine daha merkezi ve kritik bir role evriliyor. Bu yeni modelde öğretmen, adeta sınıfın ‘orkestra şefi’ olarak konumlanıyor” dedi.

NESLİN SALGINI OLABİLİR

Öte yandan günümüzde dijitalleşmenin getirdiği en büyük risklerden biri olarak ekran bağımlılığına dikkat çekilirken; Kerem Gürler, bu durumu “müdahale edilmezse yeni neslin görünmez salgını” olarak tanımlıyor. Ancak Gürler, burada kritik ayrımın altını çizerek, süreci şu ifadelerle tanımladı: “Tüketim mi, üretim mi ve etkileşim mi? Eğer bir çocuk ekran başında sadece pasif bir izleyiciyse (kaydır-izle döngüsü), bu durum dikkat süresini öldüren bir unsurdur. Ancak eğitim sistemi, ekranı bir ‘eğlence aracı’ olmaktan çıkarıp bir ‘üretim tezgahına’ dönüştürmelidir. Çocuk o ekranda bir problemi çözüyor veya bir içerik tasarlıyorsa; orada bağımlılık değil, dijital yetkinlik vardır.”

FARK YARATACAK

Yapay zekanın eğitimdeki rolü de bir diğer tartışma başlığı olduğunu kaydeden Gürler, yapay zekanın doğru kullanılmadığında öğrencileri tembelleştirebileceğini kabul ederken, doğru konumlandırıldığında güçlü bir “düşünme partneri” haline gelebileceğini belirtiyor. Gürler, “Gelecekte önemli olan, bilgiye sahip olmak değil; doğru soruları sorabilmek ve alınan yanıtları anlamlandırabilmek olacak. Bu dönüşüm, öğrencilerde geliştirilmesi gereken becerileri de değiştiriyor” ifadelerini kullandı. Gürler, yapay zeka çağında öne çıkacak üç temel yetkinliği şöyle sıraladı: Eleştirel düşünme, yaratıcılık ve duygusal zeka… Gürler, bilginin doğruluğunu sorgulayan, özgün fikirler üretebilen ve empati kurabilen bireylerin gelecekte fark yaratacağını söyledi.

TEKNOLOJİ BİR CANAVAR DEĞİL

Sözlerini şu ifadelerle sonlandıran Gürler, “Sonuç olarak; teknoloji bir canavar değil, doğru yönetildiğinde bizi geleceğe taşıyacak en güçlü araçtır. Çocuklarımızı dijital dünyanın pasif kurbanları değil, bilinçli kaptanları yapmak bizim elimizde. Eğitim sistemi, yasaklamayı değil, bu yeni dünyada “var olmayı” öğretmelidir. Gelecekten korkmayın, onu tasarlayanlardan olun!” dedi.

UZMANDAN EBEVENYLERE ÖNERİ

Kerem Gürler, ebeveynler için çocuklarla birlikte uygulanabilecek basit bir yapay zeka egzersizi de önerdi. Gürler, “Bu akşam, çocuğunuzla veya bir yakınınızla birlikte kullandığınız bir yapay zeka aracına (ChatGPT, Gemini vb.) gidin ve ona şu görevi verin: ‘Bana öyle bir meyve hayal et ki; hem elma gibi tatlı olsun hem de dışı mor tüylerle kaplı olsun. Bu meyvenin hangi iklimde yetiştiğini ve sağlığa faydalarını anlatan kısa bir hikaye yazar mısın?’ Yapay zekanın saniyeler içinde kurgulayacağı o masalsı dünyayı birlikte okurken şu soruları sormayı unutmayın: ‘Bu meyve sence gerçek olabilir mi?’ ‘Peki, yapay zeka bu mor tüyleri nereden uydurmuş olabilir?’ Bu basit egzersizle, teknolojinin sadece bir tüketim aracı değil, hayal gücümüzü tetikleyen muazzam bir “yol arkadaşı” olduğunu bizzat deneyimlemiş olacaksınız” dedi.