EKONOMI

Savaş ve düğün altını şekillendiriyor

Orta Doğu’daki jeopolitik riskler küresel piyasalarda dalgalanmayı artırırken, yatırımcıların yönü yeniden altına döndü. Sarraf Göksel Günaltay, savaş durumlarında yatırımcıların güvenli liman altını tercih ettiğini söylerken, düğün sezonun da etkisiyle altına talebin giderek arttığını belirtti

BERKAY ERDEN / ÖZEL HABER - Orta Doğu’da İran, İsrail ve ABD arasında tırmanan gerilim, küresel piyasalarda sert dalgalanmalara yol açarken yatırımcıların rotasını yeniden güvenli limanlara çevirdi. Yeni yıla 4 bin 300 dolar seviyelerinden başlayan Ons Altın ABD’nin Venezüella operasyonu, Grönland Krizi ardından, İran krizinin kapıda belirlemesiyle Ocak ayı sonunda 5 bin 400 dolar seviyesine dayandı. Gelişmelere bağlı olarak dalgalanmaya devam eden Ons Altın şu sıralar 4 bin 670 dolar seviyelerinden işlem görürken, İzmir’in tarihi Kemeraltı Çarşısı’nda sarraflık yapan Göksel Günaltay, jeopolitik risklerin arttığı her dönemde altın fiyatlarının hızlı yükseliş refleksi gösterdiğine dikkat çekti.  Özellikle belirsizlik ortamlarında yatırımcıların riskli varlıklardan çıkarak altın, gümüş ve platin gibi kıymetli metallere yöneldiğini söyleyen, Günaltay, yaz sezonuyla birlikte artan fiziki talebin de fiyat hareketlerini daha da belirgin hale getirdiğini vurguladı.

KRİZLERİN SESSİZ KAZANANI ALTIN

Altının diğer yatırım araçlarına göre kriz ortamlarından daha az etkilendiğini belirten Günaltay, altının krizlerin kazananı olduğunu söyledi. Sanayi ve teknolojide kullanımları nedeniyle altın dışı değerli metallerinde yatırımcı açısından alternatif oluşturulduğunu belirten Günaltay, “Orta Doğu’da İran, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri arasında yükselen tansiyon, sadece bölgesel dengeleri değil, küresel piyasaların nabzını da hızlandırıyor. Tarih boyunca her büyük jeopolitik riskte olduğu gibi, yatırımcılar yeniden güvenli limanlara yöneliyor. Bu limanların başında ise hiç şüphesiz altın geliyor. Savaş ihtimali, belirsizlik demektir. Belirsizlik ise yatırımcının riskten kaçmasına neden olur. İşte tam bu noktada altın, gümüş ve platin gibi kıymetli metaller ön plana çıkar. Çünkü bu varlıklar, para birimlerinden ve siyasi dalgalanmalardan görece bağımsız hareket edebilme özelliği taşır. Özellikle altın, yüzyıllardır krizlerin sessiz kazananı olmuştur. Ancak bu süreçte sadece altın değil, gümüş de dikkat çekiyor. Sanayi kullanımının yüksek olması nedeniyle gümüş, hem ekonomik toparlanma beklentilerinden hem de güvenli liman arayışından aynı anda beslenebilen nadir metallerden biridir. Platin ise daha çok otomotiv ve sanayi tarafında öne çıksa da, jeopolitik risklerde portföy çeşitliliği açısından önemli bir alternatif olarak görülür” dedi.

DÜĞÜN SEZONU FİZİKİ TALEBİ ARTIRIYOR

Türkiye gibi ülkelerde altına olan talebin gelenekler üzerinden de şekillendiğine dikkat çeken Günaltay, açıklamalarını şu şekilde bitirdi: “Yaz aylarına girerken piyasada farklı bir dinamik daha devreye giriyor: fiziki talep. Düğün sezonunun açılmasıyla birlikte özellikle Türkiye gibi ülkelerde altına olan talep artar. Bu durum, küresel fiyatlarla birleştiğinde iç piyasada ekstra bir hareketlilik oluşturur. Kuyumcular için bu dönem, sadece satış değil aynı zamanda fiyat oynaklığını doğru yönetme sürecidir. Özetle; savaş ihtimalleri, sadece cephede değil, finansal piyasalarda da etkisini gösterir. Jeopolitik risklerin arttığı dönemlerde kıymetli metaller yeniden sahneye çıkar. Yaz sezonunun getirdiği fiziki talep ile birleştiğinde ise altın başta olmak üzere tüm değerli metaller daha da stratejik hale gelir. Bugünün sorusu şu: Bu yükseliş geçici bir refleks mi, yoksa uzun vadeli bir trendin başlangıcı mı? Cevap, sadece savaşın seyrinde değil; aynı zamanda küresel ekonominin dayanıklılığında saklı.”