BERKAY ERDEN / ÖZEL HABER / İçinde bulunduğumuz Mayıs ayı sunduğu tatil fırsatları ile milyonlarca çalışan için tatil yapma fırsatı sunarken, turizm ve taşımacılık gibi sektörlerde de yüksek hareketlilik imkanı tanıyor. Ayın başında geçirdiğimiz Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nün arından;9 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı ve 9 güne uzatılan Kurban Bayramı ile birlikte resmi olarak tam1 gün tatil olanağı sunan Mayıs ayı, iyi bir yıllık izin planlamasıyla çalışanlar için ayın çoğu gününde tatil yapma fırsatı sunuyor. Turizm sektöründe ise Kurban Bayramı tatilinin hafta sonu ile birleştirilerek uzatılması olumlu bir hava yaratırken, diğer pek çok sektörde ise tatiller, üretim ve satışta yaşanan aksamalar nedeniyle ekonomik kayıplara neden olabiliyor. Tatillerin çalışanların psikolojisi için gerekli olduğunu ancak uzun süreli tatillerin işten uzaklaşmaya yol açtığını belirten Ekonomi ve Siyaset Bilimci Profesör Hüsnü Erkan, 5-6 günü aşan tatillerin ise ekonomiyi olumsuz etkilediğini ifade etti. Uzun tatillerin turizm ve bağlantılı sektörlere hareketlilik getirdiğini söyleyen Erkan, diğer sektörlerde ise üretim kısıtlanmasına yol açtığını söyledi.
TATİL AYIN ÜÇTE BİRİ
Uzun tatillerin turizm ve bağlantılı sektörler dışında olumlu etkilerinin kısıtlı olduğunu belirten Erkan, bir ayın üçte birini tatil olarak geçirmenin ekonomiye olumsuz etkileri olacağını belirtti. Çalışanların psikolojik olarak tatil yapmasının da gerekli olduğunu dile getiren Erkan, “Tatil tabii ki belli üretim kollarının durmasına, diğer bazı üretim kollarının da daha aktif olmasına yol açar. Özellikle turizm ve taşımacılık sektörlerinde olumlu yansımaları olabilir Ama bunlar haricinde tatile giren bütün işletmeler, kısmen veya tamamen üretim kısılması yaşayabilir. Dolayısıyla çok uzun süren tatiller bence ekonomide olumsuz etki yaratır. Yani turizmde yarattığı etki artış yönünde olsa da, mesela benzin tüketimi vesaire gibi yakıt tüketiminde olumsuz etki yapar. Dolayısıyla toplama baktığınızda bence kısa süren tatiller değil ama uzun süren tatiller üretimde ve ekonomide üretim kısılmasına yol açabilir. Kısa süren tatiller şu açıdan yararlı olur: İnsanların, çalışan insanların psikolojik olarak rahatlamasına ve dinlenmesine ihtiyaç vardır. Olayı sadece ekonomik açıdan değil, psikolojik açıdan da bakmak gerekir. O açıdan baktığımızda çok uzun olmayan tatiller bence yararlı olur. Ama 9 günlük bir tatil, düşünsenize bir ayın üçte birine denk geliyor. Dolayısıyla ayın üçte birinde neredeyse çalışılmıyor. Bu açıdan baktığınızda ekonomide tabii ki üretim kaybıdır. 3 gün 4 gün tamamdır bence ancak 5-6 günü aşan tatiller bence ekonomiye yarar sağlamaz. Yani kişilerin dinlenmeye ihtiyacı var, psikolojik rahatlamaya ihtiyacı var, verim artışı açısından önemli ama 9 gün tatil yaptığınızda tamamen işten uzaklaşıyorsunuz” ifadelerini aktardı.
GİRDİ MALİYETLERİ ARTIYOR
Türkiye’nin içinden geçtiği enflasyonist ortam nedeniyle personel ücretleri gibi girdi maliyetlerinin sürekli değişmesinden kaynaklı, ürün fiyatlarının da sürekli değiştiğini belirten Erkan, “Türkiye’de enflasyonist dönem ekonominin sağlıklı işlemesini engelledi. Bu sağlıklı işleme engellenince, fiyat artışları o kadar çok oldu ki girdi maliyetleri çok arttı. Bu girdi maliyetlerinin başında da personel giderleri yer alıyor. Üretimi resmi tatillerde de devam ettirmek isteyen işletmeler personeline yüklü miktarda mesai ücreti ödemek durumunda kalıyor. Böyle enflasyonist ortamda piyasa ekonomisini uyguluyorsanız ekonomik birimler ‘Enflasyon nedeniyle benim girdim arttı, ben de fiyat arttıracağım’ diyor. E peki hangi oranda arttıracak? Biraz da keyfi arttırıyorlar, yüksek arttırıyorlar. Sonuçta tabii keyfilik yaygınlaştığında ekonominin normal işleyişi bozuluyor. Bundan dolayı da genellikle bu kriz dönemlerinde bu tür artışlar, yüksek enflasyon varsa, bizdeki gibi kronikleşmişse bütün ekonomideki fiyat dengeleri bozuluyor” diye konuştu.