- Gündem
- 04.04.2025 00:53
Otistiklerin otizmin öznesi olması hedefiyle yola çıkan ‘Merhaba! Spektrum’dan Hazan Özturan ile İlhan Yalçın, “2 Nisan gibi günlerin otistiklerin hayatını kolaylaştıracak günler olması gerekirken, ayrımcılığın arttığını gözlemliyoruz” dedi
ÇAĞLA GENİŞ-ÖZEL HABER
Bugün 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü... Peki Türkiye’de toplum otizmin ne kadar farkında? Ya da yalnızca farkında olmak yeterli mi? Otistiklerin otizm konularının öznesi olması hedefiyle 5 otistik aktivist tarafından kurulan ‘Merhaba! Spektrum’ adlı oluşumdan Hazan Özturan ile İlhan Yalçın, farkındalık yerine otizmi toplumda kabul etmenin önemine vurgu yapıyor. Kadınları ve kız çocuklarını öncelikleyerek otistiklerin bakış açısını ön plana çıkarma ve bilgi kirliliğini azaltmayı hedefleyen #OtizmİçinKırmıyıSeçin kampanyasından bahseden Özturan ile Yalçın, “Maalesef 2 Nisan boyunca yapılan etkinliklerin gerçekten farkındalığı ve kabullenişi arttıracağına dair bir umudumuz pek yok. Aksine 2 Nisan gibi günlerin otistik kişilerin hayatını kolaylaştıracak günler olması gerekirken, böyle günlerin daha fazla yanlış bilgi yaymak için kullanıldığını ve bu tarz günlerde engellilere karşı ayrımcılığın çok ciddi şekilde arttığını gözlemleyebiliyoruz” ifadelerini kullandı.
FARKINDALIK YETERLİ DEĞİL
Otistiklerin otizm konularının öznesi olması hedefiyle yola çıkan ‘Merhaba! Spektrum’ adlı oluşumdan Hazan Özturan, farkındalık yerine otizmi toplumda kabul etmenin önemine vurgu yaparak, “Otizm alanında farkındalık yaratılması otistiklerin toplumda güvenle yaşayabilmesi için çok önemli olsa da çoğu zaman bu kendi başına yeterli olmuyor. Birçok kampanya, otizmin kimi özellikleri hakkında bilgi verse de verdikleri bilgiler sıklıkla korku yaratmaya yönelik ve çoğu zaman bilimsellikten uzak bilgiler oluyor. Toplum, sağlamcı tutumlar ve yanlış bilgilerle oluşturulmuş otizm kampanyalarına göre otistikleri yargıladığında, tüm sorumluluk otistik insanların omuzlarına yükleniyor. Böylece otistik insanlar değişmesi gereken tek kişiymiş muamelesi görmeye başlıyor. Bu sebepten ötürü farkındalık tek başına yeterli değil. Otistik kişilerin toplumda eşit ve adilce yaşayabilmesi için yalnızca otizmin kendine has özelliklerini bilmemiz değil, bu özelliklere saygı duymamız ve otistikleri olduğu gibi kabullenmemiz gerekiyor” dedi.
FİKİRLER BAŞTAN AŞAĞI DÖNÜŞMELİ
Kadınları ve kız çocuklarını öncelikleyerek otistiklerin bakış açısını ön plana çıkarma ve bilgi kirliliğini azaltmayı hedefleyen #OtizmİçinKırmıyıSeçin kampanyasından bahseden Özturan, “Bu kampanya yurtdışında #RedInstead olarak bilinen, otistikler tarafından yürütülen bir hareketin tarafımızca yerelleştirilmiş hali. Projemiz kapsamında otistik kişilerin deneyimlerini ve ihtiyaçlarını ön plana alarak çalışmamızı yürütüyoruz. Hedeflerimizden bir diğeri otizm konusunda bilinen kaliteli bilgileri çoğaltmak ve toplumun her alanında otistik kişilerin kabullenilme oranını arttırmak. Bunu başarabilmek için otistik kişilerin dünyayı nasıl algıladığına dair ilgili bilgileri erişilebilir kılmaya ve engellilerin maruz kaldığı ayrımcılık üzerine de konuşarak insanları bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Diğer pek çok otizm kampanyasında ana odak noktası otistik çocukların bir an önce eğitime yönlendirmek veya çocukların erken tanı almasını sağlamak. Bizler de otistik kişilerin kendilerini keşfedebilmesine ve yeterli desteği almasına çok önem veriyoruz fakat temel amacımız bu değil. Otizme dair bugüne kadar yürütülmüş kampanyalar erken tanı ve eğitimi bir tedavi yöntemi olarak takdim ediyor ve bu eğitimlerin içeriği ve faydası üzerine yeterince kafa yorulmuyor. Projemiz kapsamında toplumun otizm hakkındaki fikirlerinin baştan aşağı dönüşmesi gerektiğini savunuyoruz. Otistiklerin hayatın her alanında kabul görmesine yönelik çalışmalar yürüterek tüm otistiklerin hayat kalitelerini yükseltebileceğimize inanıyoruz ve otistikleri ‘düzeltmeyi’ değil, toplumun otizme bakışını değiştirmesini amaçlayarak ilerliyoruz” ifadelerini kullandı.
UMUDUMUZ PEK YOK
‘Merhaba! Spektrum’dan İlhan Yalçın, “Maalesef 2 Nisan boyunca yapılan etkinliklerin gerçekten farkındalığı ve kabullenişi arttıracağına dair bir umudumuz pek yok. Aksine 2 Nisan gibi günlerin otistik kişilerin hayatını kolaylaştıracak günler olması gerekirken, böyle günlerin daha fazla yanlış bilgi yaymak için kullanıldığını ve bu tarz günlerde engellilere karşı ayrımcılığın çok ciddi şekilde arttığını gözlemleyebiliyoruz. Böyle günlerde yapılan farkındalık çalışmalarının en büyük sorunu belki de otizm konusunda hiçbir bilgisi olmayan ve engellilerin yaşadığı ayrımcılığı göz önünde bulundurmayan kişilerce hazırlanması. Bu sebepten ötürü sıklıkla otizm ile down sendromunun birbiriyle karıştırıldığını ve hak temelli projelerin nadir bir şekilde yapıldığını görüyoruz” diye konuştu.
NELER YAPILMALI?
Farkındalığı ve kabullenmeyi artırma konusunda sosyal medyanın güçlü bir mecra olduğunu vurgulayan Yalçın, “Bu konuda ilerleme sağlamak istiyorsak büyük sosyal medya hesaplarının, kurumların ve iyi bilinen kişilerin her zaman engelli hakları konusunda engellileri dinleyerek içerik üretmesi veya direkt engelli kişileri bu içerikleri üretme konusunda işe alması çok ciddi anlamda yarar sağlayacaktır. Engellilik ve otizm konusunda kişisel deneyimi olmayan ve bu konuda eğitim almamış kişilerin ürettikleri içeriklerin eksik kalacağı açık. Bu yüzden engelli kişilerin liderliğinde engellilik hakkında içerik üretip bunları topluma dağıtmak, kısa sürede dahi binlerce insanın fikirlerini değiştirebilir. Fakat elbette yalnızca sosyal medya üzerinden paylaşımlarda bulunmak yetmez, insanların günlük hayatlarına da sağlamcı olmayan yaklaşımları yansıtması gerekir” açıklamasını yaptı.