2021 ‘baharın’ sonu olabilir! 

Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Türkeş,  kuraklığın 2021 sonbaharında etkisini daha da fazla göstereceğine dikkat çekti 


  • Oluşturulma Tarihi : 27.05.2021 07:37
  • Güncelleme Tarihi : 27.05.2021 07:37
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
2021 ‘baharın’ sonu olabilir! 

NURETTİN BAKİ-ÖZEL HABER
21’inci yüzyılın yakıcı gerçeği olan küresel iklim krizi, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de her geçen gün etkisini daha fazla gösteriyor. Koronavirüs pandemisiyle temizlik için suyun daha fazla tüketilmesi, barajların kırmızı alarm vermesi, yağmursuzluk, tarım rekoltelerinde yaşanan verim düşüklüğü gibi sebeplerle kürsel iklim krizi; Türkiye’de de sıkça konuşulmaya başlandı. Türkiye’de yaşanan kuraklıkla ilgili değerlendirmelerde bulunan Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Murat Türkeş, “Var olan kuraklıklar yaz kuraklıklarıyla birleşerek kuraklığın daha da şiddetlenmesi ve yaygınlaşması beklenmelidir. Eğer bu öngörümüz gerçekleşirse, son yılların birçoğunda olduğu gibi 2021 sonbaharına daha şiddetlenmiş-uzamış kuraklık koşulları altında girebiliriz” diyerek tehlikenin boyutuna dikkat çekti. 



YAĞIŞ OLUŞMA İHTİMALİ DÜŞÜK!
Türkeş, “2019 sonbaharında başlayan ve 2020’de Türkiye’nin büyük bölümünde etkili olarak sonuçları açısından belirgin tarımsal ve hidrolojik kuraklık niteliği kazanmış olan kuvvetli-şiddetli-çok şiddetli kuraklık olayları 2021 Ocak ayı ortasına kadar etkisini sürdürdü. Genel olarak Ocak 2021 ortasında etkili olmaya başlayan kuvvetli ve bereketli yağışlar, Türkiye’nin kuzeybatı, kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde yaşanan kuraklıkların etkisini giderdi.  İlkbaharın son ayındayız, klimatolojik olarak Karadeniz Bölgesi ve kuzeydoğu Anadolu bölümü ile İç Anadolu’nun kuzey bölümleri dışında artık kuraklığın etkisi giderecek yeterli-bereketli yağışların oluşma olasılığı oldukça düşüktür. Karadeniz kıyı kuşağında kuzeyli dolaşımın denetimindeki kuzeyli hava akışlarının katkısı ile orografik (yamaç) yağışlar ve genel olarak İç Anadolu’nun kuzeyi ile Doğu Anadolu’nun Kuzeydoğu Anadolu (Erzurum-Kars) bölümündeki konvektif kararsızlık yağışları dışında, bu aydan Ekim ayına kadar orta enlem ve Akdeniz cephesel siklonlarının Türkiye’de yağış oluşturması düşük bir olasılıktır. Başka bir deyişle, var olan kuraklıklar yaz kuraklıklarıyla birleşerek kuraklığın daha da şiddetlenmesi ve yaygınlaşması beklenmelidir. Eğer bu öngörümüz gerçekleşirse, son yılların birçoğunda olduğu gibi 2021 sonbaharına daha şiddetlenmiş-uzamış kuraklık koşulları altında girebiliriz. Çeşitli iklim araştırma ya da hava tahmin merkezlerinin 2021 yaz aylarına ilişkin mevsimlik yağış öngörüleri de Türkiye’de 2021 yaz aylarının normallerine göre daha az yağışlı/kurak geçebileceğini göstermektedir” ifadelerine yer verdi. 



DAHA SICAK GÜNLER BİZİ BEKLİYOR!
İklim krizi ile birlikte sıcaklık derecelerinin artacağını anımsatan Türkeş, “Önümüzdeki yıllarda, çeşitli insan etkinleri sonucunda salınan sera gazlarının atmosferik birikimlerinin artmasının fiziksel, kimyasal ve klimatolojik bir sonucu olan kuvvetlenen sera etkisine bağlı olarak gelişen iklim değişikliği sonucunda, günümüzde olduğu gibi gelecekte de büyük olasılıkla daha sıcak günler ve daha şiddetli sıcak hava dalgaları ve daha az yağışlı/nemli gün oluşumu ile daha az soğuk ve daha az don olaylı günler hemen tüm kara alanlarında oluşabilecektir. Dünyanın önemli bir bölümünde gözlenen ortalama hava sıcaklıklarındaki artışlar, daha sıcak hava koşullarında ve rekor düzeydeki sıcak günlerde, daha şiddetli, daha sık ve uzun süreli geniş alanlı kuraklık olaylarında ve daha az don olaylı günlerde ya da daha az etkili ve daha kısa süreli soğuk hava dalgalarında artışlara neden olabilecektir” diye konuştu. 

POLİTİKALARININ GELİŞTİRİLMESİ ZORUNLULUK
Risk temelli kuraklık ya da bütünleşik su-kuraklık yönetimi ve planlama politikalarının geliştirilmesi gerektiğini belirten Türkeş, “Yakın-orta erimde Türkiye’de -artan nüfusun ve yüksek kentleşme oranlarının da katkısıyla- su yetersizliğinin ve krizinin başlayacağı, buna bağlı olarak da genel bir su sıkıntısı yaşanabileceği söylenebilir. Bu nedenle, kuraklık ya da su ile ilgili kriz yönetimlerinin yerine, risk temelli kuraklık ya da bütünleşik su-kuraklık yönetimi ve planlama politikalarının geliştirilmesi zorunluluktur” değerlendirilmesinde bulundu. 
 

Haber Merkezi