Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı süreçlerinin hızlandırılması, 11. ve 12. yargı paketleri, sosyal medya düzenlemeleri ve çeşitli hukuki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
"İmralı'nın statüsü" tartışmasına ilişkin, "O süreci biz takip etmiyoruz." diyen Bakan Gürlek, "Yüce Meclisimiz ne tür düzenleme yapacak bilmiyoruz. Statü sorunu ile ilgili ben de basından takip ediyorum. Artık o Meclis'in takdiri." ifadesini kullandı.
Kendilerinin şu aşamada yalnızca İmralı'ya heyet gitmesine izin verdiklerini anlatan Bakan Gürlek, akademisyen ve gazetecilerin adaya gitmesi talebine ilişkin şunları söyledi:
"Şu an düşünmüyoruz. Heyetler belli. Onlara izin veriyoruz. O yüce meclisimizin çizeceği bir rotaya göre belli olacak süreç."
UMUT HAKKI DÜZENLEMESİ
Bakan Gürlek'e umut hakkı düzenlemesi de soruldu. Terör suçlarında şartlı salıverme hükümleri olmadığına dikkat çeken Bakan Gürlek, "Ağırlaştırılmış müebbet hapis cihazı almışsa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olarak infazı yapılıyor. Terör suçları dışında cezaların infazı farklı. 30 yıl olabiliyor, 36 yıl olabiliyor. O konuda meclisimizin takdiri eğer ceza güvenlik tedbirlerin infazı hakkında kanunda bir değişiklik yaparsa elbette farklı olur." ifadelerini kullandı.
Gürlek, "Ama şu anki uygulamada terör suçlarını ağırlaştırılmış müebbet hapis cihazı alan aynen infaz ediyor. Herhangi bir erken sürede dışarı çıkmıyor. O meclisimizin takdiri." diye konuştu.
Terörsüz Türkiye sürecinin Meclis tarafından yürütüldüğünü belirten Bakan Gürlek, sürece ilişkin yapılması planlanan yasal düzenlemelere ilişkin gündemin ilk önce Adalet Komisyonu'na geleceğini anlattı. Gürlek, buradaki çalışma sonrası konunun TBMM Genel Kurulu'na taşınacağını söyledi.
Bakan Gürlek, "Bu sürecin tamamen kanun yapılması, tasarrufu, takdiri, yöntemi nereleri kapsayacağı Meclis’e ait. Bu süreçte biz değiliz." diye konuştu.
DEMİRTAŞ'IN DURUMU
Edirne'de tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş'a ilişkin sürecin ayrı yürüyen bir süreç olduğunu belirten Akın Gürlek, "Terörsüz Türkiye için Anayasa değişikliğine ihtiyaç duyulur mu?" sorusuna ise şu yanıtı verdi:
"- O bence şu an temel kanunlarda değişiklik yapılarak ihtiyaç giderilebilir. Ama genel olarak ben şunu söylüyorum: Anayasa değişikliğini sadece terörsüz Türkiye süreci için değil, genel olarak ülkemizin bir Anayasa değişikliği ihtiyacı var.
Genel olarak bu konuda, Anayasamızda eksiklikler var. 1982 darbe anayasası biliyorsunuz. Yani yamalı bohçaya döndü, sürekli olarak değişiklikler yapıldı. Elbette anayasanın ele alınarak değişiklik yapılması gerekiyor. Ama terörsüz Türkiye süreci için Ceza Kanunu, Ceza Güvenlik İnfaz Kanunu ve diğer kanunlarda değişiklik yapılması yeterli."
Tutuklama kararlarının genelde istisnai bir tedbir olarak verildiğini anlatan Gürlek, şöyle devam etti:
"- Şartları aslında belli. Ama bazen çok rahat kullanılabiliyor. Bazen de toplumda infial oluşturan olaylarda kullanılmıyor diye eleştiriler var.
- Tutuklamada hakimin takdiri var elbette ama tabii kuvvetli suç şüphesi olması gerekiyor. Katalog suçlar olması gerekiyor.
- Ama şuna dikkat ediyoruz. Yani toplumda infial oluşturan bir olay. Nedir infial oluşturan bir olay? Mesela bir trafikte eşinin çocuğunun yanında diğer bir araç sürücüsünün onu dövmesi, yumruklaması bu bize göre toplumda infial oluşturan bir olaydır. Burada hakimlerimiz tutuklama tedbirine başvuruyor.
- Ölçülü bir tedbirdir. Bu şekilde tutuklamada hakim takdiri var. Yani biz buna karışamayız. Olaya göre bir şeydir. Genelde tutuklanmayınca toplumda sanki o kişi beraat etti, ceza almadı gibi algı yapıyor. Bu yanlış.
Sosyal medyada bu algıların da düzeltilmesi gerekiyor. Çünkü tutuklama bir takdir hakkıdır. Şartları varsa hakim tutuklar. Savcılık da tutuklama isteyip hakim Sulh Ceza Hakimliği reddetmişse ona itiraz etme hakkı vardır. Hukuk her zaman birbirini denetleyen ve tamamlayan bir sistemdir. Hakimlerimiz uygulamaya dikkat ediyorlar bu konuda."
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın