Sayfa Yükleniyor...
Aile hekimlerinin sorunlarına değinen İzmir Tabip Odası üyeleri, “Aile hekimliği kamusal bir hizmettir, kamu hizmeti kamu binalarında sunulmalıdır” diyerek açıklamalarda bulundu
BURCU YANAR
Türkiye’de ve dünyada yaklaşık 15 aydır pandemi bütün şiddetiyle devam ediyor. Bu süreçte sağlık çalışanları özveriyle yaşamlarını riske sokarak olumsuz koşullarda sağlık hizmeti vermeye çalışıyor. Pandemi ile mücadele ağırlıklı olarak birinci basamakta yapılması gereken bir mücadele ve bu süreçte aile hekimleri bütün olumsuz koşullara rağmen sağlık hizmeti verme çabalarını sürdürüyorlar. Ancak süreçte özellikle aile sağlığı merkezlerinin fiziki yapısı pandemi sürecinde bir kere daha ön plana çıktı. Gerek Kovidli hastaların başvuruları sırasında gerekse aşılama sürecindeki fiziki mekanla ilgili yaşanan sorunlar sağlık hizmetinde ciddi aksamalara yol açtı.
AİLE HEKİMLERİNİN ÜZERİNDE BİR YÜK
İzmir Tabip Odası Başkanı Lütfi Çamlı, Türk Tabipler Birliği’nin aile sağlığı merkezleri ile ilgili bir kampanya başlattığını ve İzmir Tabip Odası olarak bu kampanyaya destek verdiklerini söyledi. Başkan Çamlı, Aile Hekimleri Komisyonu’nun basın açıklamasını okudu. “Kamu hizmeti kamu binalarında verilmelidir” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Birinci basamak sağlık hizmetlerinin hatırı sayılır bir kısmı aile hekimlerince kiralanan apartman katı dükkanlarda, giriş ya da bodrum katı dairelerde verilmektedir. Bu aile sağlığı merkezlerinin birçoğu ise ne yazık ki binaların güneş dahi görmeyen cephelerinde konumlandırılmıştır. Sağlık Bakanlığınca sağlık çalışanları uygunsuz hizmet binalarında çalışmaya mecbur bırakılırken halkın sağlığı da hiçe sayılmaktadır. Sağlıkta dönüşüm projesi ile koruyucu sağlık hizmetlerini önceleyen birinci basamak sağlık hizmetlerinin doğru planlanmamış aile hekimliği uygulaması ile tüm yükü aile hekimlerinin üzerine yıkılmıştır. Hizmetin sunulacağı binanın bulunması ve donanımının sağlanması da hekimlerin üzerine yıkılan bir yük olmuştur.”
BİZE DESTEK VERİLMEDİ
Türk Tabipler Birliği Aile Hekimliği Kolu Genel Sekreteri ve İzmir Tabip Odası Aile Hekimliği Komisyonu Başkanı Dr. Sibel Uyan ise pandemide birinci basamak sağlık hizmeti veren kurumlar olarak gerek mekan sıkıntısı gerekse personel sıkıntısı sebebiyle zor duruma düştüklerini belirtti. Havalandırması dahi olmayan koridorlarda çalıştıklarının altını çizen Dr. Uyan, “Tüm bu eksikliklerimize rağmen yine de başarılıydık. Yakın zamanda İzmir büyük bir deprem geçirdi. Bayraklıda 3 tane aile sağlığı merkezimiz mekan problemi yaşadı. Kamu binası olmadıkları için başka sıkıntılarla mücadele etmek zorunda kaldık. Bayraklı 4 Nolu Aile Sağlığı Merkezi kendi binası boşaltıldığı halde hala o binada hizmet vermek zorunda. Kendisine uygun bir yer bulamıyor çünkü bölgede sağlıklı bir bina yok. Deprem sonrası gerek devlet gerekse belediyeler pek çok depremzedeye destek verdiği halde kamu hizmeti yapan arkadaşlarımıza bir destek vermemiştir. Bu bizim için çok acı bir durum” dedi.
BÜTÇE ÜÇÜNCÜ BASAMAĞA AKTARILIYOR
İzmir Tabip Odası yönetim Kurulu Üyesi Prof.Dr. Süleyman Kaynak ise sağlık hakkının insanların temel yaşam hakkı olduğunu vurgulayarak “Devletin bunu eşit ve ulaşılabilir bir şekilde vermesi gerekiyor. Bunun bütün dünyada bu şekilde olması gerekiyor ve bunun da birinci aşaması birinci basamak sağlık hizmetleridir. Birinci basamak sağlık hizmeti demek doğmadan evvel gebe takibi de olmak üzere hayatımızın sonuna kadar temel sağlık ihtiyaçlarımızın karşılandığı basamaktır. Türkiye’de ne yazık ki sağlık bütçesinin çok önemli bir kısmı üçüncü basamak dediğimiz hastane aşamasına yöneltilmektedir. Türkiye’de 83 milyon insan var. 230 bin üçüncü basamak kurumuz var. Fakat o kadar yüksek meblağlar üçüncü basamağa yöneltildi ki şehir hastaneleri çok büyük masraflarla oluşturuldu” diye konuştu.
Haber Merkezi