Aziz Kocaoğlu: “Çare gençlerde”  

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, 2. Edremit  Kitap Fuarı’nın konuğu oldu. Başkan Kocaoğlu, yurt dışında bursla eğitim almış başarılı gençlerin siyasete kazandırılması gerektiğini söyledi


  • Oluşturulma Tarihi : 18.08.2018 12:49
  • Güncelleme Tarihi : 18.08.2018 12:49
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Aziz Kocaoğlu: “Çare gençlerde”   haberinin görseli

Bu yıl Sabahattin Ali anısına düzenlenen 2. Edremit Kitap Fuarı kapsamındaki söyleşi etkinliğine katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, yerel yönetimlerin kalkınmadaki rolü ve kooperatifçilik alanındaki deneyimlerini anlattı. Engin Akman’ın moderatörlüğünü yaptığı söyleyişi Edremitlilerin yanı sıra, Türkiye’nin birçok kentinden gelen ziyaretçiler de büyük bir ilgiyle dinledi.
2004 yılında göreve geldiğinde, o güne dek Edremit Belediye Başkanı Kamil Saka ile birlikte Türkiye’de çok az sayıda belediye başkanının yasal görevleri dışında kentlerinin kalkınmasına yönelik  bir misyon üstlendiğini dile getiren Başkan Kocaoğlu, “Büyük kentler arasında ise bunu ilk biz başlattık” dedi. Yaşam öyküsünden kesitler de sunan Başkan Aziz Kocaoğlu, “Siyasetçi bir aileden geliyorum. Cumhuriyet Halk Partisi  ilçe teşkilatının toplantı odalarında büyüdüm. İlk seçim çalışmama 1954 senesinde 6 yaşındayken oy pusulası dağıtarak başladım. Çocukluğumdan gençliğime kadar süren çiftçilik tecrübem tarıma ve kırsala bakışımı şekillendirdi. Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum ilk günden bu tarafa kentin kalkınmasından, kentlinin refahından, yaşam standardının artmasından kendimi sorumlu hissettim. Benim belediye başkanlığımın diğerlerinden farkı bu. Doğayı, toprağı, suyu koruyarak sürdürülebilir bir kalkınmayı hedef alarak bunu aklın ve bilimin rehberliğinde gerçekleştiriyoruz” diye konuştu.
“GENÇLERİ DEĞERLENDİREMİYORUZ”
Dinleyicilerden gelen sorulara da yanıt veren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki değişim tartışmalarına yönelik soruları ise şöyle yanıtladı: “Önümüzde yerel seçim var. Genel başkanımızla Cumhurbaşkanı adayımız kol kola girer ve cumhurbaşkanı adayının seçim kampanyasında gösterdiği performanstan yararlanır isek, biz bu yerel seçimleri az yarayla atlatırız. Eğer bu olmazsa, genel seçimin akabinde önümüzde 4,5 sene daha seçim yok. Biz kan kaybederiz diye bir görüşüm var. Ben partiliyim. Şahıslar önemli değil ama potansiyelden de yararlanmak lazım. Bizim sıkıntımız şu; siyasette kimse gelmiyor. Siyasetçi yetişmiyor. Tüm olanaklarımızı eğitime ayırıyoruz ama çocuklarımızı ülkenin geleceğinde söz sahibi yapamıyor, siyasete sokamıyoruz. Burada bir problem var. Kapıyı açmamız lazım. Hiçbir şey bilmiyorsak, Türk Eğitim Vakfı örneği var. Belirli branşlarda her yıl en başarılı 10 çocuğu değerlendiriyor ve yurtdışına yüzde yüz burslu gönderiyorlar. Her meslekten var. Ve sayıları bugün 1000 civarında.. Bu çocuklar dünyayı biliyor. Dünyanın birçok yerinde özel sektörde son derece başarılı işler yapıyor. Hiçbiri devlette çalışmıyor. Bizim bunları neredeyse bulup getirmemiz gerekiyor. Bu çocuklar 40 yaşında ekonomik problemlerini çözüyorlar. Yüksek maaşlar alıyorlar ve çoğu idealist çocuklar. Yani Türkiye’nin dış politikasını da, ekonomini de düzeltecek beyinler var. Ancak bunlarla beraber bir model kurabilir, ülkenin kalkınmasını sağlayabiliriz.”
“NEOLİBERAL POLİTİKALAR İFLAS ETTİ”
Ülkenin her bölgesi ve kenti için kalkınmada bir yol haritası çizilmesi gerektiğini sözlerine ekleyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Kocaoğlu, “Cumhuriyet Halk Partisi mutfağında, örneğin ‘Urfa’da nasıl bir tarım modeli olmalı, Van’da hayvancılık nasıl gelişmeli, Trakya tarımı nasıl kalkınır, neresi sanayi bölgesi, neresi konut bölgesi olmalıdır’ sorularının yanıtlarının ortaya koyulması gerekir. Neoliberal politikalarla Türkiye kalkınamaz. Üretimden kaçıp tüketime meylederek, borçlanarak, satarak hiçbir yere gelemeyiz. Bizim sosyal demokrat ekonomik modelimizi bulup uygulamamız gerekir. Biz niye özelleştirme yaptık? Arazi fiyatının onda birine tesislerimizi yabancılara niye sattık? Evet devlet hantallaştı, politikacı popülist davrandı. Ama bu kuruluşların sadece yüzde 50’lik kısmını satarak, devlette kalan yüzde 50 ile denetleme görevini yapabilirdik. Hem bu kuruluşlar gelişirdi, hem devlet payını alırdı.” İHA